Latest articles from "Turkderm":

Akne vulgaris tedavisinde topikal klindamisin ve %5 benzoil peroksit ile nadifloksasin ve %5 benzoil peroksit kombinasyonunun tedavideki etkinliginin ve güvenilirliginin ve yasam kalitesi üzerine etkisinin degerlendirilmesi/Comparison of the efficacy and safety of topical clindamycin and 5% benzoyl peroxide with nadifloxacin cream and 5% benzoyl peroxide gel in the treatment of acne vulgaris and assessment of the effects of these treatments on quality of life(January 1, 2015)

Kronik spontan ürtiker ve ürtikeryal vaskülitli olgulardaki eslik eden durumlar: Retrospektif bir çalismanin sonuçlari/Accompanying conditions in patients with chronic spontaneous urticaria and urticarial vasculitis: Results of a retrospective study(January 1, 2015)

Dermatoloji poliklinigine basvuran olgularin deri bakimi ve nemlendiricilerle ilgili bilgi, tutum ve davranislarinin degerlendirilmesi/Assessment of knowledge, attitudes, and behavior about skin care and moisturizers in patients presenting to dermatology outpatient clinics(January 1, 2015)

Melanotik lupus eritematozus: Nadir bir diskoid lupus eritematozus varyanti/Melanotic lupus erythematosus: A rare variant of discoid lupus erythematosus(January 1, 2015)

Alopesi areatalı hastalarda 25 hidroksi vitamin D3 düzeyinin degerlendirilmesi/Evaluation of 25 hydroxy vitamin D3 levels in patients with alopecia areata(January 1, 2015)

Erzurum'da büllöz pemfigoid: 10 yillik retrospektif çalisma/Bullous pemphigoid in Erzurum: A 10 year retrospective study(January 1, 2015)

Pemfiguslu hastalarda plazmaferez/immünadsorbsiyon sonuçlari/Plasmapheresis/immunoadsorption in patients with pemphigus(January 1, 2015)

Other interesting articles:

Changes for the church
Canadian Mennonite (January 19, 2015)

Happy Feet
Vibrant Life (March 1, 2015)

Quantitative Analysis of Geomorphometric Parameters of Wadi Kerak, Jordan, Using Remote Sensing and GIS
Journal of Water Resource and Protection (April 1, 2015)

Reflections of a Book Reviewer
The Antioch Review (January 1, 2012)

WORN OUT
The Stranger (May 23, 2012)

Abrasive, in a Good Way
Jewish Exponent (January 27, 2011)

LETTERS
The Christian Century (January 25, 2012)

Publication: Turkderm
Author: Erdogan, Fatma Gülru; Güven, Münevver; Elhan, Atilla Halil; Gürler, Aysel
Date published: April 1, 2010
Language: Turkish
PMID: 112413
Journal code: TRKD

Giris

Tirnak batmasi; hastalar için ciddi rahatsizlik yaratan, sik kar- silasilan, agrili bir saglik problemidir. Bu saglik probleminin nedenleri arasinda; uygunsuz tirnak kesimi, hiperhidrozis, uygunsuz ayakkabi seçimi, travma, subungal neoplaziler, obezite ve asiri eksternal basinç gösterilmektedir1.

Tirnak batmasinda 3 evre tanimlanmaktadir. Evre 1 tirnak batmasinda; hafif eritem, ödem ve batan tirnak çevresinde agri, evre 2 tirnak batmasinda: eritem ve ödemin kötülesmesine ek olarak enfeksiyon ve drenaj, evre 3 tirnak batmasinda ise evre 2'deki bulgulara ek olarak lateral tirnak kenari hipertrofisi ve granulasyon dokusu mevcuttur1,2,3,4. Evre 2-3 tirnak batmasi sikayeti mevcut olan hastalarda genellikle uygulanan matrisektomili veya matrisektomisiz parsiyel ya da total tirnak çekimi tel uygulamasina göre, daha pahali, kanama, enfeksiyon, agri ve deformite gibi komplikasyonlari olabilen ve cerrahi sonrasi is kaybina yol açan yöntemlerdir5,6,7 . Erken evre enfeksiyon gelisimi olmayan olgularda tel uygulamasi operasyona göre yaklasik üçte bir oraninda ucuz görünmekte iken, komplike ve enfekte olgularda bu maliyet farki 4-5 kata kadar çikabilmektedir. Bizim bu çalismamizda etkinligini de- gerlendirmeyi amaçladigimiz tirnak teli uygulamasi tirnak batmasi tedavisinde kolay ve ucuz bir tedavi alternatifidir. Dünya literatürlerinde de tirnak tellerinin tirnak batmasinda basariyla uygulandigina dair yayinlar bulunmaktadir2,5,6,8.

Çalismamizda ,

1) Degisik kalinliktaki batan tirnaklarda tirnak teli uygulamasi nin etkinligi,

2) Tedavi kesilmesinden sonra nüks sikliginin saptanmasi,

3) Nüks için mevcut risk faktörlerinin tanimlanmasi amaçlanmaktadi r.

Gereç ve Yöntem

Tirnak batmasi yakinmasi olan 14-73 yas araliginda bulunan 32'si kadin, 19'u erkek olmak üzere 51 hasta ve toplam 73 tirnak çalismaya alinmistir. Bu 73 tirnagin 18'inde granulasyon dokusu mevcut bulunmustur (Resim 1). Hastalarin 18'ine daha önce operasyon uygulanmis olup nüks olgulardi. Hastalari n tamami bu uygulamaya gönüllü olarak katilmis olup, hiçbiri tirnak çekimini istememekte idi.

Tirnak teli; tirnaklarin her iki kenarina uygulanan iki adet kanca görünümünde 0,4 mm kalinliginda paslanmaz çelikten yapilmis dental tellerin ortada dental lastik ile birlestirilmesi ile olusan bir aparattir. Uygulama sonrasi hastanin günlük fiziksel aktivitesine devam edebilmesi tercih edilebilirligini arti rmaktadir. Tirnak teli aparatinin kenar çengellerinden biri batan tirnak kenarina, digeri de tirnagin diger kenarina takilmaktadi r. slem sirasinda dental lastik tarafindan tirnak kenarlari na uygulanan kuvvet 'correx kuvvet ölçer (dentaurum dental product)' ile ölçülmektedir.

Tirnagin üzerinde kalan dental lastik ve kanca dental tele zarar gelmemesi ve teli sabitlemek için üzerine yapistirici uygulandi ktan sonra hipoallerjenik saster ile deriye temas etmeyecek sekilde kapatilmaktadir. Ortadaki dental lastigin yapmi s oldugu çekim kuvveti ile hastanin uygulama yapilir yapilmaz agrisinin azalmasi ve geçmesi beklenmektedir. Böylece dental lastigin yapmis oldugu çekim kuvveti ile batan tirnagin batmadan uzamasinin saglanmasi amaçlanmaktadir.

Granulasyon dokusu mevcut olan tirnaklarda tirnak teli uygulamasi yla beraber granulasyon dokusuna gümüs nitrat ile koterizasyon uygulanmaktadir (Resim 1,2,3,4,5). Granulasyon dokusu tirnak plaginin altina dogru ilerleme gösteren hastalarda insulin enjektörü yardimiyla %20'lik gümüs nitrat solusyonu ile tirnak plagi altindaki granulasyon dokusu da koteri- ze edilmektedir (Resim 2). Daha iyi sonuç için %20'lik gümüs nitrat solusyonu ile islatilmis 2 katli spanç tirnak plagi ile tirnak yatagi arasina yerlestirilerek tüm granulasyon dokulari- nin koterizasyonu saglanmaktadir (Resim 2,3,4).

Granulasyon dokusu olan bu hastalar 3-7 gün araliklarla kontrollere gelerek, granulasyon dokusu tamamen kaybolana kadar ayni islemler tekrarlanmaktadir. Granulasyon dokusu tamamen düzelen hastalarin telsiz olarak batma sikayetinin kalmadigi noktada idame tedavisi yapilmaksizin tirnak teli çi- karilarak tedavi sonlandirilmaktadir (Resim 5).

Granulasyon dokusu olmayan hastalar ise ilk ay haftada bir, sonrasi nda ayda bir kontrollerle takip edilerek, telsiz olarak batma sikayetinin kalmadigi noktada uygulama sonlandirilmaktadir.

Bulgular

Çalismaya katilan 32 kadin ve 19 erkek hastanin ortalama yas araligi 40,01±18,97 olarak tespit edildi.

Çalismamizda tirnak batmasi mevcut olan 73 tirnagin 72'si tirnak teli ile tedaviden fayda görmüs olup sadece granulasyon dokusu bulunan bir tirnaga granulasyon dokusu tamamen gerilemesine ragmen tirnak batmasi sikayetinin gerilememesi üzerine lateral 1/3 parsiyel tirnak çekimi uygulandi. Operasyon sirasinda hastada subungal yerlesimli granulasyon dokusu tespit edilerek lezyonun gümüs nitrat ile koterizasyonu ile tedavisi tamamlandi ve nüksü görülmedi.

Çalismamizdaki 73 tirnagin 18'inde (%24,6) granulasyon dokusu mevcut olup bu 73 tirnagin %24,6'sina daha önce cerrahi tedavi uygulanmisti. Hastalarin % 23,5'inde hiperhidrozis ve %25,4'ünde tirnak kenari hipertrofisi mevcuttu. Hastalarin tirnak körvü; normal (tirnak kenarinin deri ile yaptigi açi 90 dereceden genis olma durumu) veya azalmis (tirnak kenari- nin deri ile yaptigi açi 90 dereceden dar olma durumu) olarak degerlendirilmis olup; 73 tirnagin %39,7'sinin tirnak körvünün normal, %60,3'ünün tirnak körvünün azalmis oldugu saptandi.

Aylik kontrollerle izlenen 71 tirnagin 12'sinde nüks tespit edilmis olup (%16,9), 59 tirnagin nükssüz takibine devam edilmektedir. ki tirnagin 3 aylik tedavi sonrasi iyilik halinden sonra takibine ulasilamamistir.

Tedavi sonrasi nüks süreleri tedavi sonrasi bir hafta ile 9 ay arasinda degismekteydi. Nüksün ortanca degeri 3.,5 ay olarak tespit edildi.

Granulasyon dokusu olanlarin granulasyon dokusu olmayanlara göre Mann-Whitney U testinde istatistiksel olarak anlamli derecede daha genç oldugu ve sikayet sürelerinin de daha kisa oldugu saptandi (Tablo 1). Granulasyon dokusu ile tirnak genisligi arasinda Mann-Whitney U testinde istatistiksel olarak anlamli fark tespit edilmedi. Ayrica ki-kare testinde istatistiksel olarak anlamli derecede granulasyon dokusunun daha çok erkek hastalarda ve hiperhidrozisi olan hastalarda gelisti- gi saptandi. Tirnak kalinliklari (ince-nornal kalinlikta-kalin) ile granulasyon dokusu varligi arasindaki iliski degerlendirildi- ginde ki-kare testiyle istatistiksel olarak ince-normal kalinlikta tirnaklarda kalin tirnaklara göre anlamli sekilde daha sik granulasyon dokusu gelistigi tespit edildi. Kalin tirnaklarda granulasyon dokusu tespit edilmedi (Tablo1).

Hastalarin sikayet süreleri degerlendirildiginde; ince kalinlikta tirnaklarda sikayet süresinin ortanca degeri 3 ay, orta kali nlikta tirnaklarda sikayet süresinin ortanca degeri12 ay ve kalin tirnaklarda ise 30 ay olarak bulundu. Tirnak kalinligi artti kça sikayet sürelerinin de uzadigi ve kalin tirnakli hastalarin sikayet sürelerinin normal kalinlikta ve ince tirnakli hastalardan Kruskal-Wallis testine göre anlamli sekilde uzun oldugu saptandi (p=0,001).

Tedavi sonrasi nüks için olasi risk faktörlerinin saptanmasi amaciyla yapilan istatistiksel degerlendirmede ki-kare testinde nüksü olan ve olmayan gruplar karsilastirilmis ve granulasyon dokusunun olup olmamasi, granulasyon dokusu varsa granulasyon dokusunun çapinin 5 mm den büyük ya da küçük olmasi ve granulasyon dikusunun süresinin 3 aydan kisa ya da uzun olmasi ile nüks arasinda herhangi bir iliskinin olmadi gi saptandi (Tablo 2).

Ayrica nüks ile önceden geçirilmis cerrahi operasyon, hiperhidrozis varligi, tirnak körvünün normal ya da azalmis olma durumu, enfeksiyon varligi, tirnak kalinligi ve tirnak kenari hipertrofisi arasinda da ki-kare testinde istatistiksel olarak fark bulunmadi (Tablo 2).

Mann-Whitney U Testi ile yapilan istatistiksel degerlendirmede nüksü olan ve olmayan gruplar arasinda; yas, sikayet süresi, tirnak genisligi, tel ile uygulanan toplam kuvvet ve tedavi süresi bakimindan da fark bulunmadi (Tablo 3).

Tartisma

Çalismamizda tirnak batmasi olan hastalarda tirnak teli uygulamasi agri sikayetinin giderilmesinde ve tedavisinde %98,6 (72/73) oraninda etkili ve granulasyon dokusu olan hastalarda granulasyon dokusunun giderilmesinde %94,4 (17/18) orani nda basarili bulunmustur.

Tirnak batmasi sikayeti nedeniyle tirnak teli uygulamasi ile tedavi edilen hastalarda tedavi sonrasi nüks açisindan istatistiksel olarak anlamli bir prediktif faktöre rastlanmamistir (Tablo 2, 3). Nüksün tirnak özelligi , tirnak batmasinin türü , yas , cinsiyet, hiperhidrozis varligi, tedavi süresi, uygulanan toplam kuvvetten bagimsiz oldugu görülmüstür.

Granulasyon dokusu gelisim riskinin erkek hastalarda, genç yas grubunda, ince veya normal kalinlikta tirnaklarda ve hiper- hidrozis varliginda daha fazla oldugu saptanmistir (Tablo 1). Dünya literatürlerinde "orthonyxia" olarak bilinen degisik tirnak teli aparatlari ile yapilan çalismalarda nüks oranlari %16-19 arasinda, matrisektomi sonrasi nüks oranlari %7-15 arasinda bulunmustur5,6. Bizim çalismamizda da nüks orani %16,9 olarak tespit edilmis olup literatürlerle uyum göstermektedir5,6.

"Orthonyxia" ile yapilan çalismalarda , bu uygulamada önce tirnak kenarindaki batan kisim çekilmekte ve islemden 1 hafta sonra tel uygulanmaktadir. Bizim çalismamizda ise tirnak kenarindaki batan kisim çikarilmaksizin direk tirnak teli uygulanmistir. Ayrica bu çalismalardan farkli olarak bizim çalismamiz uygulanan kuvveti ölçmeyi ve tüm hastalarda standart uygulamayi mümkün kilmayi amaçlamakta olup, uygulayicidan kaynaklanacak farkliliklari minimalize etmeyi amaçlamaktadir.

Literatürlerde tirnak batmasi 2-3. dekatlarda rastlanan akut bir sorun olarak tanimlanmaktadir1,4,6. Bizim çalismadaki bulgulari miza göre; tirnak batmasinin 2 alt tipi olabilecegi sonucuna varilmistir. Bazi literatürlerde de bunu destekler yayinlar mevcuttur7,9. Birinci grup, genç yas grubunda, ortalama 6 aydi r batma sikayeti bulunan ince tirnaklarda ve granulasyon dokusu gelisimi ile karakterize bir form, ikinci grubun ise kronik batma sikayeti olan, daha ileri yasta rastlanan, granulasyon dokusu gelismeyen ve hiperhidrozis ile iliskili gözükmeyen formda oldugu saptanmistir.

Sonuç olarak , tirnak teli uygulamasi tirnak batmasinda alternatif bir tedavi yöntemi olup, yapilacak yeni çalismalarla; hasta sikayetinin sonlanmasini takiben idame olarak tel uygulamasi na bir süre daha devam edilmesinin nüks sikligini azaltmaktaki etkinligi arastirilabilecegi düsünülmektedir.

Ayrica genç hastalarda erken dönemde gelistigi saptanan granulasyon dokusunun gelisimini engellemek amaciyla batma sikayetinin baslangicinda mümkün olan en erken dönemde tirnak teli uygulanmasinin ileride gerekecek cerrahi müdahale, antibiyotik kullanimi gibi durumlari da engellemekte etkili olabilecegi düsünülmektedir.

Bilgilendirme: Bu çalismada hastalara Oniko tirnak teli uygulanmi stir.

Kaynaklar

1. Zuber JT: Ingrown toenail removal. Am Fam Phys 2002;65:2547-54.

2. Erdogan FG: A simple, pain-free treatment for ingrown toenails complicated with granulation tissue. Dermatol Surg 2006;32:1388-90.

3. Kocyigit P, Bostanci S, Özdemir E, Gürgey E: Sodium hydroxide chemical matricectomy fort he treatment of ingrown toenails: comparison of three different application periods. Dermatol Surg 2005;31:744-7.

4. Zuber JT, Pfenninger JL: Management of ingrown toenails. Am Fam Phys 1995;52:181-7.

5. Kruijff S, Det RJ, Meer GT, Berg ICMAE, Palen J, Geelkerken RH: Partial matrix excision or orthonyxia for ingrowing toenails. J Am Coll Surg 2008;206:148-53.

6. Harrer J, Schöfs V, Hohenberger Werner, Schneider I : Treatment of ingrown toenails using a new conservative method. Journal of the American Podiatric Medical Association 2005;95:542-9.

7. Haneke E: Surgical treatment of ingrowing tonails. Cutis 1986;37:251-6.

8. Moriue T, Yoneda K, Moriue J et al: A simple therapeutic strategy with super elastic wire for ingrown toenails. Dermatol Surg 2008;34:1729-32.

9. Heidelbaugh JJ, Lee H: Management of the ingrown toenail. Am Fam Phys 2009;79:303-8.

Author affiliation:

Fatma Gülru Erdogan, Münevver Güven, Atilla Halil Elhan*, Aysel Gürler

Ufuk Üniversitesi Tip Fakültesi, Dermatoloji Anabilim Dali, Ankara, Türkiye

*Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi, Biyoistatistik Bilim Dali, Ankara, Türkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Fatma Gülru Erdogan, Ufuk Üniversitesi Tip Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dali, Ankara, Türkiye

Tel.: +90 312 446 60 60 E-posta: gulruer@gmail.com Gelis Tarihi/Received: 18.12.2009 Kabul Tarihi/Accepted: 14.01.2010



The use of this website is subject to the following Terms of Use