Latest articles from "Noro-Osikyatri Arsivi":

Electroencephalography Spectral Power Density in First-Episode Mania: A Comparative Study with Subsequent Remission Period(June 1, 2015)

Tardive Blepharospasm and Meige Syndrome during Treatment with Quetiapine and Olanzapine(June 1, 2015)

Mother-Child Interactions of Preterm Toddlers(June 1, 2015)

Up-to-date Critical Review of the Classification of Epilepsies and Epileptic Seizures(June 1, 2015)

Sertraline Induced Galactorrhea(June 1, 2015)

Relationship Suicide, Cognitive Functions, and Depression in Patients with Schizophrenia(June 1, 2015)

Anxiety Disorders Comorbidity in Children and Adolescents with Attention Deficit Hyperactivity Disorder(June 1, 2015)

Other interesting articles:

PROXIMATE COMPOSITION, ISOZYME AND GLUTENIN PROTEIN VARIATION AMONG INDIAN WHEAT CULTIVARS
Journal of Cell and Tissue Research (December 1, 2014)

Deliryum Patofizyolojisinde CRP, TNF-[alpha] ve IGF-'in Rolü/Role of CRP, TNF-[alpha], and IGF-1 in Delirium Pathophysiology
Noro-Psikyatri Arsivi (October 1, 2014)

Genetic dissection of yield and yield components related to sodicity tolerance in rice (Oryza sativa L.)
Australian Journal of Crop Science (December 1, 2014)

STANDARDIZATION OF SELECTIVE LETHAL DOSE OFANTIBIOTICS (HYGROMYCIN AND PAROMOMYCIN) FOR SELECTION OF TRANSGENICS IN DURUM WHEAT
Journal of Cell and Tissue Research (December 1, 2014)

Sezaryen sonrasi pulmoner tromboemboli: Olgu sunumu/Pulmonary thromboembolism after caesarean section: A case report
Dicle Tip Dergisi (December 1, 2014)

Fabrika isçilerinin sigara kullanma aliskanliklari ve sigara birakma konusundaki düsünceleri/Smoking habits of factory workers and their thoughts about cessation of smoking
Dicle Tip Dergisi (December 1, 2014)

Hemsirelerin çalistiklari bölümlere göre ötanazi hakkindaki görüslerinin degerlendirilmesi/Assessment of nurses' views about euthanasia according to their departments
Dicle Tip Dergisi (December 1, 2014)

Publication: Noro-Osikyatri Arsivi
Publication foreign language title: Archives of Neuropyschiatry
Author:
Date published:
Language: Turkish
PMID: 110410
ISSN: 13000667
Journal code: NPKY

Giris

Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ailevi, akademik, mesleki ve sosyal islevselligi olumsuz yönde etkileyen süregen bir rahatsi zliktir (1,2). OKB hem sik görülen bir hastalik olmasina, hem de belirgin islevsellik kaybina neden olmasina ragmen, bu hastalari n önemli bir kismi saglik yardimi arama davranisinda bulunmamakta ya da oldukça gecikmektedir (3,4). Türkiye Ruh Sagligi Profili çalismasinda son 12 ayda herhangi bir ruhsal hastaligi olanlarin %13.7'sinin, OKB'si olanlarin ise %32.4'ünün tedavi basvurusunun oldugu belirtilmektedir (5). Benzer sekilde Besirog lu ve arkadaslari toplum örnekleminde belirlenen OKB olgulari nin 2/3'ünün daha önce saglik yardimi arama davranisinin (SYAD) olmadigini bulmustur (6). Kohn ve arkadaslari çesitli çali smalardan elde edilen verilerden bir ortanca deger hesaplamis ve OKB olan bireylerin %59.5'inin tedavi arayisinin olmadigini belirlemistir (3).

OKB olan bireylerde içgörü ya da islevsellik düzeyi gibi bazi nedenler hastaligin dogasindan ya da direk sonuçlarindan kaynaklanan nedenler olarak saglik yardimi arama davranisini engelleyebilirler (4). Bununla birlikte bir takim hastalik disi etmenler de bu süreci olumsuz etkilemektedir. Hastaligini tanimakta yetersizlik, belirtilerini tibbi bir problem olarak görmeme (7), belirtileri çevresinden gizleme egilimi (8), problemi kendi basina halletmek isteme, kendiliginden düzelecegini düsünme, kimsenin kendine yardimci olamayacagina inanma ve nereden yardim alacagini bilememe gibi nedenler tedavi arayisini geciktiren di- ger etmenler olabilir. Yukarida tanimlanan hastalik disi etmenlerin tümü Jorm tarafindan tanimlanan "ruh sagligi bilgisi" (mental health literacy) kavrami ile iliskili etmenlerdir (9). Ruh sagligi bilgisi kavraminin; psikolojik sorunlari ya da psikiyatrik hastaliklari tanima yetenegi, onlarin sebepleri ve risk etkenleri hakkinda bilgi ve inançlar, profesyonel yardim olanaklari hakkinda bilgi, inanç ve tutumlar, uygun tedavi yollarini bulmayi engelleyen tutumlar gibi çesitli boyutlari tanimlanmistir (10).

OKB hastalarinin önemli bir kesiminin saglik yardimi arama davranisinin olmamasi, bu hastalik için toplumdaki bilgi, inanç ve tutumlari arastirma zorunlulugu dogurmaktadir. OKB belirtiler açisindan heterojen bir dogaya sahip oldugu için kisilerin bu hastaliga iliskin bilgi, inanç ve tutumlarinin belirtilerin içerigine göre degisebilecegi düsünülmektedir. Bu düsünceden yola çiki- larak yapilan bir çalismada Simonds ve Thorpe zarar verme ve saldirganlik içerikli belirtilerin en utanç verici olarak algilandiklari ni bulmustur (11). Bu yönde ülkemizde yapilacak baska çalismalar kisilerin ruh sagligi hizmetlerinden daha iyi nasil yararlanabileceg i hakkinda düsünme firsati sunabilir. Bu çalismada toplumda farkli obsesif-kompulsif belirti kategorilerine karsi bilgi, inanç ve tutumlarinin arastirilmasi hedesenmistir. Bu amaçla kirlenme, dini, saldirganlik ve siralama-düzenleme-simetri belirti kategorilerinden birine sahip dört farkli OKB olgusu öykülenmis ve bu olgulara yönelik bilgi, inanç ve tutumlar arastirilmistir.

Yöntemler

Örneklem

Bu çalisma Yüzüncü Yil Üniversitesi Bilimsel Arastirmalar Etik Kurulu tarafindan onaylanmistir. Çalismanin örneklemini 100 lise ögretmeni, 79 hastane çalisani (personel, hasta bakici veya hemsire), 25 esnaf, 43 isçi, 47 ev hanimi ve 116 fen edebiyat fakültesi ögrencisi olusturmaktaydi. Ögretmenler 5 ayri liseden çalismayi kabul edenler arasindan alindi. Isçi, esnaf ve ev hani- mi olan denekler hastane çalisanlarinin yakinlari ya da akrabalari idi. Daha önce psikiyatrik yardim arayanlar ruhsal hastaliklar hakkinda bilgilendirilmis olabilecegi için çalismaya alinmadi. Yirmi bes kisi hazirlanan soru formunda daha önce psikiyatrik yardim aradigini belirttigi ve 9 kisi test bataryasinda belirgin eksiklikleri oldugu için çalismaya alinmadi. Sonuç olarak 92 ögretmen (59 erkek, %64; 33 kadin, %36; yas ortalamasi=31.0±5.3; %100 üniversite mezunu), 74 saglik personeli [40 erkek, %54; 34 kadin, %46; yas ortalamasi=28.4±7.7; %59 (n=44) üniversite mezunu, %29 (n=21) orta-lise mezunu, %12 (n=9) ilkokul mezunu], 22 esnaf [%100 erkek, yas ortalamasi=32.4±9.7; %50 (n=11) ilkokul mezunu, %41 (n=9) orta-lise mezunu, %9 (n=2) üniversite mezunu], 41 isçi [31 erkek, %75; 10 kadin, %25; yas ortalamasi= 29±9.1; %83 (n=34) ilkokul mezunu, %17 (n=7) orta-lise mezunu], 41 ev hanimi [yas ortalamasi=30.3±6.3; %73 (n=30) ilkokul mezunu, %24 (n=9) orta-lise mezunu, %7 (n=2) üniversite mezunu] ve 106 üniversite ögrencisi (65 erkek, %61; 41 kadin, %39; yas ortalamasi= 22.7±3.0) çalismaya dâhil edildi.

Araçlar

Iki psikiyatrist kirlenme, dini, saldirganlik ve siralama-düzenleme- sayma obsesyonlari ve iliskili kompulsiyonlari içeren belirti kategorilerinden birine sahip 4 ayri OKB olgu öyküsü hazirladi. Bu olgu öykülerinin hâkim belirti özellikleri OKB'nin faktör analizi çalismalarinin sonuçlari baglaminda (12) ve DSM-IV ile uyumlu olarak olusturuldu (13) (Ek 1). Her hikâye sonunda deneklere yazarlar tarafindan hazirlanan, evet-hayir formatinda yanitlanan 17 soru soruldu. Günümüzde ruh sagligi bilgisi hakkinda herhangi bir ölçek olmadigi için bu sorular ruh sagligi bilgisi ile ilgili literatüre dayandirilarak hazirlandi. Bu sorular Jorm ve arkadaslari tarafindan tanimlanan ruh sagligi bilgisinin 4 ayri boyutu (1. psikolojik sorunlari ya da psikiyatrik hastaliklari tanima yeteneg i, 2. psikiyatrik hastaliklarin sebepleri ve risk etkenleri hakki nda bilgi ve inançlar, 3. profesyonel yardim aramayi engelleyen tutumlar (utanç-damgalanma), 4. profesyonel yardim olanaklari hakkinda bilgi ve tutumlar) hakkinda hazirlandi (9) (Tablo 1).

OKB hakkinda profesyonel çalismalari olan 3 ayri psikiyatrist ve bir klinik psikolog hazirlanan hikâyeleri belirlenen fenomenolojik özellikleri tanimlayip tanimlamamasi açisindan degerlendirdi. Tüm klinisyenler karakterleri OKB olarak tanimladi ve belirlenen belirti yapisini teshis etti. Öneriler dogrultusunda ufak düzenlemeler yapildi. Otuz yedi ögrenci ilk degerlendirmeden bir hafta sonra ayni anketleri tekrar doldurdu. Dört belirti tipi için tüm maddelerde yüksek baginti düzeyleri saptandi (r=0.84-0.93, p<0.001).

Istatistiksel Analiz

Tüm soru maddelerine iliskin obsesyon tipleri arasindaki istatistiksel fark Cochran tek yönlü varyans analizi ile arastirildi. Istatistiksel anlam çikan (p<0.05) soru maddeleri için post-hoc karsilastirma yöntemi olarak McNemar Ki-kare istatistigi uygulandi. Toplam alti ikiserli karsilastirma oldugu için yanilma düzeyi 0.05/6=0.008 olarak asagi çekildi.

Bulgular

Yapilan Cochran varyans analizi sonucunda madde 4, 5, 10 ve 15 disinda tüm maddelerde, belirtilere iliskin degerlendirmeler arasinda anlamli düzeyde fark bulundu (Tablo1). Tablo 2'de ise ikili karsilastirma sonuçlari verilmistir.

Psikolojik Sorunlari ya da Psikiyatrik Hastaliklari Tanima Yetenegi

Madde 1: Saldirganlik kategorisi digerlerine oranla anlamli olarak daha az oranda olagan bir durum olarak tanimlanma egiliminde bulunmustur. Diger obsesyonlar arasindaki karsilastirmalar anlamli bulunamamistir.

Madde 2: Dini belirti kategorisi digerlerine gore anlamli olarak daha fazla seytan tarafindan bir vesvese olarak degerlendirilirken diger obsesyonlar arasindaki karsilastirmalar anlamli bulunmamistir.

Madde 3: Kirlenme ve saldirganlik kategorileri dini ve siralama- düzenleme-simetri belirti kategorilerine oranla anlamli olarak daha fazla oranda ruhsal hastalik olarak görülmekte iken, kirlenme ile saldirgalik ve dini ile siralama-düzenleme-simetri arasinda anlamli farklilik bulunamamistir.

Psikiyatrik Hastaliklarin Nedenleri ve Risk Etkenleri Hakkinda Bilgi ve Inançlar

Madde 6: Dini kategori diger tüm kategorilere oranla anlamli olarak kisinin daha önce isledigi günahlarla iliskilendirilmistir. Diger üç belirti grubunun kendi aralarinda ise fark bulunamami stir.

Madde 7: Saldirganlik kategorisi tüm diger belirti gruplarina oranla anlamli olarak olumsuz yasam olaylari ile iliskili olarak degerlendirilmis, diger üç belirti grubunun kendi aralarinda ise anlamli fark bulunamamistir.

Madde 8: Katilimcilar kirlenme ve saldirganlik kategorilerini diger iki belirti grubuna oranla anlamli olarak daha fazla tibbi nedenlere iliskilendirmistir. Dini kategori her üçüne oranla anlamli olarak daha az tibbi nedenlere baglanmis, saldirganlik ve kirlenme kategorileri arasinda anlamli farklilik bulunmamistir.

Utanç, Saklama veya Damgalamaya Iliskin Tutumlar

Madde 9: Kirlenme kategorisi belirtilerine sahip olan biriyle yasamak ya da çalismak katilimcilar için diger kategorilere ki- yasla daha istenmeyen bir durum olarak tanimlanmistir. Saldirganli k kategorisi olan biri ile yasamak, siralama-düzenleme-sayma ve dini kategorideki belirtleri olan biri ile yasamaya kiyasla daha istenmeyen bir durum olarak degerlendirilmistir. Dini ve si- ralama-düzenleme-sayma belirtileri arasinda anlamli farklilik bulunamamistir.

Madde 11: Denekler saldirganlik ve dini kategorilerdeki belirtilere sahip olmalari durumunda kirlenme ve siralama-düzenleme- sayma kategorilerine oranla aile üyelerinin belirtilerini bilmelerinden daha fazla rahatsiz olacaklarini belirtmistir. Diger belirti gruplari arasinda anlamli fark bulunamamistir.

Madde 12: Hem saldirganlik ve hem de dini kategoriler, sahip olunmasi durumunda diger iki belirti grubuna oranla yakin arkadas ya da is arkadaslarinin bilmesinden rahatsiz olunacak bir durum olarak tanimlanmistir. Diger belirti gruplari arasindaki karsilastirmalar anlamli bulunmamistir.

Madde 13: Saldirganlik ve dini kategoriler sahip olunmasi durumunda kirlenme ve siralama-düzenleme-sayma kategorilerine oranla daha fazla utanç verici ya da suçluluk hissi ile iliski olarak degerlendirilmis, diger belirti kategorileri arasindaki karsi lastirmalar anlamli bulunmamistir.

Yardim Olanaklari Hakkinda Bilgi, Inanç ya da Tutumlar

Madde 14: Katilimcilar dini kategoriye sahip olmalari durumunda diger tüm kategorilere oranla, daha fazla dini bilgisi olan kisilere danisacaklarini belirtmislerdir. Benzer sekilde dinsel basvuru kaynaklari saldirganlik kategorisi için kirlenme ve siralama- düzenleme-sayma kategorisine oranla daha fazla tercih edilir bulunmustur. Kirlenme ve siralama-düzenleme-sayma arasinda anlamli farklilik bulunmamistir.

Madde 16: Katilimcilar dini belirti kategorisi için psikiyatrist ya da psikologlari diger belirtilere oranla daha az tercih edilebilir yardim kaynaklari olarak görme egiliminde olmuslardir. Diger ikili karsilastirmalar arasinda anlamli farklilik bulunmamistir.

Madde 17: Anlamli olarak daha fazla sayida katilimci saldirganli k kategorisini diger belirtilere kiyasla sahip olunmasi durumunda nereden yardim alinacagini bilemeyecegini isaretlemis, diger belirtiler arasindaki ikili karsilastirmalarda anlamli fark bulunamamistir.

Tartisma

Birçok ruhsal hastaliga iliskin toplumun bilgi, inanç ya da tutumlari ni arastiran çalisma olmakla birlikte OKB için yalnizca bir çalismada bu durum arastirma konusu olmustur. Simond ve Thorpe (11) farkli OK belirti tiplerine iliskin tutumlari arastirmis, zarar verme (saldirganlik) obsesyonlarinin temizlik ve kontrol belirtilerine göre sosyal açidan daha kabul edilemez ve daha utanç verici olarak degerlendirildigini bulmustur. Bununla birlikte bu çalismanin psikoloji ögrencileri üzerinde yapilmis olmasi nedeniyle bu örneklemin OKB hakkinda profesyonel bilgilere sahip olacagi ve bunun da degerlendirmeleri etkileyecegi yazarlar tarafindan da belirtilmistir. Bu konuya iliskin ülkemizde ilk kez yapilan bu çalismada benzer bir yöntem ile daha genis bir örneklem üzerinde çalisilmistir.

Dini obsesyonlar ve iliski kompulsiyonlara iliskin yapilan de- gerlendirmelerde bu düsüncelerin seytanin bir vesvesi olarak görülmesi, digerlerine oranla daha fazla ilahi bir imtihan olarak görülmesi, tibbi nedenlerle daha az iliskili görülmesi ve yardim için daha fazla dinsel kisilerin tercih edilmesi sonuçlari sasirtici olmamistir. Birçok ruh sagligi sorununu dinsel günahlarla iliskilendirmek, 3 büyük tek tanrili dinin uygulayicilari arasinda yaygi n bir uygulama olmustur (14,15). Islam dininde de her müslümani n özellikle ibadet sirasinda zorlayici bir takim düsünce ya da hayaller yasayabilecegi belirtilir. Kisiyi yaptigi ibadetten ali- koyan, iç huzurunu kaçiran, yaptigi isler hakkinda kuskuya düsüren bu düsünceler "vesvese" olarak tanimlanmaktadir. Bu düsünce ya da hayallerin seytan tarafindan kisinin zihnine ya da kalbine yüklendigine inanilir. OKB'de bir takim obsesyonlar fenomenolojik olarak Tanri, inanç, iman ve ibadet gibi konularla iliskili olarak ortaya çikmaktadir (16). Klinik obsesyonlarin dinsel temalarla yakin iliskisi ve bu sorunlarin "vesvese" kavrami ile açiklanmasi egilimi obsesif yasantilarin psikiyatrik bir problem olarak algilanmasini olumsuz etkileyebilmektedir. Yetersiz ve esneklikten yoksun dini bilgi ve kültürel anlayis bu iliskilendirmenin yapilmasini kolaylastirabilmektedir (4).

Çalismada saldirganlik obsesyonlari ve iliskili kompulsiyonlar diger belirti kategorilerine kiyasla daha fazla olarak olagan olmayan bir durum ve ruhsal hastalik belirtisi olarak tanimlanmi stir. Diger üçüne göre olumsuz yasam olaylari ve nereden yardi m alinacagini bilememe ile daha fazla iliskilendirilmistir. Saldirganlik dini belirti kategorileri katilimcilar tarafindan sahip olunmasi durumunda hem aileden hem de çevreden daha fazla saklanma egiliminde bulunmus ve daha fazla çaresizlik uyandi- ran ve daha fazla utanilacak bir durum olarak algilanacagi tani mlanmistir. Saldirganlik obsesyonlarinin klinik özelliklerine baki ldiginda diger obsesyonlardan farkli olarak daha acayip, benlig e daha yabanci, daha fazla anksiyete dogurucu ve daha utandi rici bir dogasi bulunmaktadir (17). Bu obsesyonlar OKB olan bireyler tarafindan da daha üzüntü verici ve rahatsiz edici olarak ifade edilmektedir (18). Olasilikla bu obsesyonlarin olagan disi, tiksindirici ve günlük yasam olaylarindan üretilmeyen dogasi ve birçok açidan diger obsesyonlardan farkli bir sekilde degerlendirilmesi; Fullana ve arkadaslarinin da (19) buldugu saldirganlik içerikli obsesyonlarin saglik yardimi arama davranisi ile daha iliskili bulunmasini açiklayabilir.

Kirlenme obsesyonlari ve iliskili kompulsiyonlar hakkindaki degerlendirmelere bakildiginda ise bu tip belirtiler siralama-düzenleme- sayma ve dini belirti kategorilerine oranla daha fazla siklikta ruhsal hastalik belirtisi olarak tanimlanmis ve tümüne oranla daha fazla tibbi nedenlerle iliskilendirilmistir. Kisinin kendisinde olmasi ihtimali durumunda saldirganlik ve dini kategorilere oranla, arkadas çevresi ya da aileden daha az saklamayi gerektirir bulunmasi yaninda, yakin çevresinden birinde bulunmasi- nin digerlerine oranla daha az arzu edilir tanimlanmasi dikkat çekici bulunmustur. Ülkemizde yapilan klinik ortamda obsesyonlari n yayginligini arastiran çesitli çalismalarda genel olarak en fazla tanimlanan obsesyon kirlenme obsesyonlaridir (20). Gerek en yaygin belirti olmasi nedeniyle insanlarin bu belirtilere daha asina olmasi, gerekse toplumda "titizlik hastaligi" dendiginde daha çok kirlenme obsesyonlari ve temizlik kompulsiyonlarinin akla gelmesi, bu obsesyonlarin digerlerine oranla bir ruhsal problem olarak daha kolay taninmasini açiklayabilir. Belirtilerin daha yaygi n ve tanidik olmasi daha az saklanmaya ihtiyaç duyulmasi gereklilig ini de beraberinde getirebilir. Bununla birlikte kirlenme-temizlik belirti kümesine sahip olan hastalar siklikla yakinlarini da belirtilerine ortak ederler ve önemli bir kisminda rutin ev düzenlerinde hastalarin belirtilerine göre degisiklikler ve ailesel sorunlar olmaktadir. Yasanan sorunlara asinalik gibi nedenlerle bu tür belirtilere sahip olan kisilerle yasamak katilimcilar tarafindan daha rahatsiz edici bir durum olarak degerlendirilebilir.

Bilissel modele göre bir hastalik belirtisi olarak obsesyonlar hiçbir seyden degil, kisinin daha öncesinde daha az siddette ve daha az siklikta yasadigi zorlayici düsüncelerin devami olarak olusur (21). Bununla birlikte Lee ve Kwon (22) bazi obsesyonlari n (örn. kirlenme, siralama-düzenleme-simetri-sayma) içerik, meydana gelisi ile ilgili bilissel süreçler ve basa çikma tutumlari açisindan klinik anlami olmayan zorlayici (intrusive) düsüncelere çok benzedigini, bazi obsesyonlarin ise (örn. saldirganlik obsesyonlari) bu özellikler açisindan zorlayici düsüncelerden farkli liklastigini belirtmektedir. Kirlenme, siralama-düzenleme-sayma- simetri gibi birçok seyi 'tam ayarinda' yapma ihtiyaci gibi obsesyonlar için devamlilik ilkesinin daha geçerli olmasi, bu yasanti lar ile klinik obsesyonlar arasindaki ayirimi zorlastirirak daha normal bir durum ve daha az utanilacak bir durum gibi algi- lanmalarinin nedenleri olabilir.

Bu çalismanin sonuçlari obsesif yasantilarin farkli tutumlarla karmasik sekilde iliskili oldugunu düsündürmektedir. Hem ruh sagligi bilgisinin farkli boyutlarinin olmasi, hem de OKB'nin oldukça heterojen dogasi bu çesitliligi ortaya çikarmaktadir. Örne- gin saldirganlik kategorisi siralama-düzenleme-sayma kategorisine kiyasla daha fazla oranda bir ruh sagligi problemi olarak görülmesine ragmen, anlamli sayida daha fazla katilimci tarafindan sahip olunmasi halinde diger insanlardan daha fazla saklani lacagi seklinde degerlendirilmistir. Bir baska deyisle problemi bir ruh sagligi problemi olarak görmek, her zaman problemi di- ger insanlarla paylasmayi kolaylastirmamaktadir. Gene kirlenme obsesyonlari ve iliskili kompulsiyonlar daha fazla tibbi nedenlere baglanirken, bu belirtilere sahip kisilerle birlikte yasamak daha fazla arzu edilmeyen bir durum olarak tanimlanmistir. Bir psikiyatrik bozukluk olarak bir problemi tanimlamak ya da nedenlerine dogru atisari yapmak bazen bizzat damgalamanin asil nedeni olabilir. Bu sonuçlar, kültür ve çevrenin tedavi edilmesi için olmasa da bazi psikiyatrik sorunlar için daha katlanilabilir ya da kabul edilir bir ortam hazirladigini, bazilarini ise daha az içsellestirdig ini düsündürmektedir.

Çalismanin belirtilmesi gereken bazi kisitliliklari bulunmaktadi r. Çalisma bu tür olgu tanimlamalari üzerine dayanan çalismalari n ortak sinirliliklarina sahiptir. Bu olgu tanimlamalari gerçek klinik uygulamalari yansitmaktan uzak olabilirler. Bununla birlikte ruhsal ya da fiziksel hastaliklara karsi tutumlari irdeleyen çali smalarin çogu bu yöntem üzerinden yapilmaktadir. fiiddet açi- sindan tüm olgular esitlenmeye çalisilmasina ragmen bu öykülerin hepsi siddet açisindan ayni oranda algilanmamis olabilir. Ruh sagligi bilgisini degerlendiren bir araç olmadigi için bu alanda özel bir araç kullanilmamis olmasi diger bir kisitliliktir. Ruh sag- ligi bilgisinin çok fazla yönü olabilecegi için bir takim bilesenleri bu çalismada ele alinmamis olabilir. Çalismamizin sonuçlari elbetteki tüm toplumun belirtilen sorunlara iliskin ruh sagligi bilgisini degerlendirmeye genellestirilemez. Ayrica yanitlarin ikili (dikotom) dogasi bir diger kisitiliklik olabilir.

Sonuç olarak hem OKB'nin belirgin olarak heterojen dogasi, hem de klinik olmayan zorlayici düsünceler ile klinik obsesyonlari ayirt etmedeki zorluk, bu yasantilarin hastalik ile iliskili yasanti lar olarak taninmasini zorlastirmaktadir. Bu durum bu sorunlari olan kisilerin daha az saglik yardimi aramasi ile sonuçlanmaktadi r. Bu nedenle ilk olarak toplumun yasadigi kültürü de hesaba katarak, belirlenen gruplarda olumsuz tutumlari hedef alan bilgilendirmeye yönelik çesitli egitim kampanyalari ve konferanslar düzenlemek, hastaligin taninmasinda ve hastaliga karsi olumlu tutumlarin insa edilmesi için yararli olacaktir. Ikinci olarak birinci basamakta bu hastaligin taninmasi yönünde pratisyen hekimlerin bilgi ve becerilerini artirmak amaciyla çalismalar yapilmasi gerekmektedir.

Kaynaklar

1. Besiroglu L, Uguz F, Saglam M ve ark. Obsesif kompulsif bozuklukta yasam kalitesi ile iliskili etkenler. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2007; 8:5-13. [Abstract] / [PDF]

2. World Health Organization. The "newly defined" burden of mental problems. Fact Sheets no 217. Geneva: WHO, 1999.

3. Kohn R, Saxena S, Levav I et al. The treatment gap in mental health care. Bulletin of the World Health Organization 2004; 82:858-66. [Full Text] / [PDF]

4. Besiroglu L, Agargun MY. The correlates of healthcare seeking behaviour in obsessive-compulsive disorder: a multidimensional approach. Turk Psikiyatri Derg 2006; 17:213-22 [Abstract] / [Full Text] / [PDF].

5. Erol N, Kiliç C, Ulusoy M, Keçeci M ve ark. Türkiye Ruh sagligi Profili: Ana Rapor. Saglik Bakanligi Yayinlari, Ankara, 1998.

6. Besiroglu L, Çilli AS, Askin R. The predictors of health care seeking behaviour in obsessive-compulsive disorder. Compr Psychiatry 2004; 45:99-108. [Abstract] / [PDF]

7. Simonds LM, Elliot S. OCD patients and non-patient groups reporting obsessions and compulsions: phenomenology, help-seeking, and access to treatment. Brit J Med Psychol 2001; 74:431-49. [Abstract] / [Full Text]

8. Okasha A, Saad A, Khalil AH et al. Phenomenology of obsessivecompulsive disorder: a transcultural study. Compr Psychiatry 1994; 5: 191-7. [Abstract] / [PDF]

9. Jorm AF. Mental health literacy: public knowledge and beliefs about mental disorders. Br J Psychiatry 2000; 177: 396-401. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

10. Jorm AF, Korten AE, Jacomb PA et al. "Mental health literacy": a survey of the public's ability to recognize mental disorders and their beliefs about the effectiveness of treatment. Med J Aust 1997; 166:182-6. [Abstract] / [Full Text]

11. Simonds LM, Thorpe SJ. Attitudes toward obsessive-compulsive disorders. An experimental investigation. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol 2003; 38:331-6. [Abstract] / [PDF]

12. Mataix-Cols D, Rosario-Campos MC, Leckman JF. A multidimensional model of obsessive-compulsive disorder. Am J Psychiatry 2005; 162:228-38. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

13. Amerikan Psikiyatri Birligi (1994) Mental Bozukluklarin Tanisal ve Sayimsal El Kitabi. 4. Baski. Köroglu E, çev. editörü. Ankara: Hekimler Yayin Birligi; 1995.

14. Spitzer M, Sigmund D. The phenomenology of obsessive-compulsive disorder. Int Rev Psychiatry 1997; 9:7-14. [Abstract] / [PDF]

15. Stein DJ. Seven deadly signs. CNS Spectr 1998; 3:40-7.

16. Steketee G, Quay S, White K. Religion and guilt in obsessive-compulsive disorder. J Anxiety Disord 1991; 5:359-67. [Abstract] / [PDF]

17. Besiroglu L, Agargun MY, Ozbebit O et al. A discrimination based on autogenous versus reactive obsessions in obsessive-compulsive disorder and related clinical manifestations. CNS Spectr 2006; 11:179-86. [Abstract] / [Full Text]

18. Rowa K, Purdon C, Summerfeldt LJ et al. Why are some obsessions more upsetting than others. Behav Res Ther 2005; 43:1453-65. [Abstract] / [PDF]

19. Fullana MA, Mataix-Cols D, Caspi A et al. Obsessions and compulsions in the community: prevalance, interrference, help-seeking, developmental stability, and co-occurring psychiatric conditions. Am J Psychiatry 2009; 166:329-36. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

20. Egrilmez A, Gulseren L, Gulseren S et al. Phenomenology of obsessions in a Turkish series of OCD patients. Psychopathology 1997; 30:106-10. [Abstract] / [PDF]

21. Rachman S, de Silva P. Abnormal and normal obsessions. Behav Res Ther 1978; 16:233-48. [Abstract] / [PDF]

22. Lee HJ, Kwon SM. Two different types of obsession: autogenous obsessions and reactive obsessions. Behav Res Ther 2003; 41:11-29. [Abstract] / [PDF]

Author affiliation:

Lütfullah BESIROGLU, Nevzat AKMAN*, Yavuz SELVI**, Adem AYDIN***, Murat BOYSAN****, Özgür ÖZBEBIT*****

Yüzüncü Yil Üniversitesi Tip Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dali, Van, Türkiye

*Istanbul Il Saglik Müdürlügü, Istanbul, Türkiye

**Meram Egitim ve Arastirma Hastanesi, Psikiyatri Klinigi, Konya, Türkiye

***Van Egitim ve Arastirma Hastanesi, Psikiyatri Klinigi, Van, Türkiye

****Yüzüncü Yil Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Anabilim Dali, Van, Türkiye

*****Ipekyolu Devlet Hastanesi, Psikiyatri Klinigi, Van

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Lütfullah Besiroglu, Yüzüncü Yil Üniversitesi Tip Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dali, Van, Türkiye

E-posta: lbesiroglu@yyu.edu.tr Gelis tarihi/Received: 17.09.2009 Kabul tarihi/Accepted: 07.01.2010

© Nöropsikiyatri Arsivi Dergisi, Galenos Yayinevi tarafindan basilmistir. / © Archives of Neuropsychiatry, published by Galenos Publishing.



The use of this website is subject to the following Terms of Use