Türkiye'nin Karadeniz Bölgesinden seçilmis merkezlerde Riketsiya seropozitivitesi ve risk faktörleri/The seropositivity and risk factors for rickettsial infections in selected areas from Black Sea Region of Turkey

Objectives: The aim of this study was to evaluate the seropositivity of rickettsial infections (rickettsioses) and to assess risky behaviors for rickettsioses in North Anatolia, which have dense tick population. Materials and methods: Blood samples of 409 voluntary participants were collected in a cross-sectional seroprevalence research in Samsun-Tekkeköy and 171 from Samsun Regional Laboratory, KTÜ Medical Faculty/Clinic of Infection Diseases and Tokat State Hospital to determine regional characteristics and risk factors of rickettsial infections. The total sample size was 580 persons. A standard questionnaire was performed by a face to face interview with participants. The 0-4 age group children were not included. The presence of anti-Rickettsia IgG antibodies was tested in blood samples with Indirect Immunoflourescein Antibody (IFA) method. Results: Spotted fever group anti-Rickettsia IgG antibody seropositivity was detected in 68 (11.7%) blood samples. Contrarily, typhus group anti-Rickettsia IgG antibody seropositivity was not found in any participant. With bivariate analyses following variables were found to be significantly correlated with rickettsia seropositivity: education status (p=0.015), age (p=0.001), working in farm (p=0.008), working in garden (p=0.022), agricultural activities (p=0.001), being interested in relaxation activity (p=0.009), animal breeding (p=0.007), milking (p=0.001) and exposure to wild animals (p=0.004). With logistic regression analysis; age [Risk Odds Ratio 'ROR'=1.03 (95% GA=1.02-1.05)] and exposure to wild animals [ROR=1.97 (95% GA=1.12-3.46)] were found to be associated with increased seropositivity. Conclusions: Our results supported the existence of rickettsial diseases in Turkey. Further seroepidemiological investigations are needed to detect incidence/prevalences of rickettsioses and related risky behaviors in our country. Key words: Rickettsia, seropozitivity, spotted fever, typhus. ÖZET. Amaç: Riketsiyal enfeksiyonlarin (riketsiyoz) seropozitifligini ve toplumda riketsiyozlar yönünden riskli davranis modellerini belirlemek amaciyla Kuzey Anadolu'da bir anket uygulanmis ve seropozitivite arastirmasi yapilmistir. Gereç ve Yöntem: Riketsiyozlarin bölgesel özelliklerini ve bazi risk faktörlerini belirleyebilmek amaciyla; Tekkeköy ilçesinde (Samsun) gerçeklestirilen kesitsel tipteki seroprevalans çalismasina ait saglikli ve semptomsuz 409 kisinin kan örnegi ile Samsun Bölge Hifzissihha Müdürlügü, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tip Fakültesi Enfeksiyon Hastaliklari Poliklinigi ve Tokat Devlet Hastanesi'ne herhangi bir nedenle basvuran 171 gönüllü kisiden kan örnekleri çalismaya dahil edilmistir. Örneklem büyüklügü toplam 580 kisidir. Katilimcilara standart anket formu yüz yüze görüsme yöntemi kullanilarak uygulanmistir. 0-4 yas grubu çocuklar çalisma disi birakilmistir. Serum örneklerinde indirekt immünfloresan antikor (IFA) teknigi kullanilarak anti-riketsiya IgG antikor varligi arastirilmistir. Bulgular: Altmis sekiz serum örneginde (%11.7) benekli ates grubu (BAG) anti-riketsiya IgG antikor pozitifligi saptanmistir. Tifüs grubu (TG) için antikor pozitifligi bulunamamistir. Ikili analizlerde; egitim durumu (p=0.015), yas (p=0.001), tarlada çalisma (p=0.008), bag-bahçede çalisma (p=0.022), tarim ile ugras (p=0.001), dinlenme aktivitesi (p=0.009), hayvan besleme (p=0.007), süt sagma (p=0.001), yabani hayvan temasi (p=0.004) ile seropozitivite arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski bulunmustur. Lojistik regresyon sonuç modeline göre; yas [Risk Odds Ratio 'ROR'=1,03 (%95 GA=1.02-1.05)] ve yabani hayvan temasinin [ROR=1.97 (%95 GA=1.12-3.46)] seropozitivite olasiligini artirdigi gözlenmistir. Sonuç: Çalismamizin sonuçlari Türkiye'de riketsiyal hastaliklarin mevcut oldugunu göstermektedir. Riketsiyozlarin ülkemizdeki varliginin tam olarak belirlenebilmesi ve insidans/prevalans tahminlerinin yapilabilmesi için daha fazla sayida seroepidemiyolojik çalismalara ihtiyaç vardir. Ayrica riketsiyal hastaliklar için risk faktörleri de yeniden degerlendirilmelidir. Anahtar kelimeler: Riketsiya, seropozitivite, benekli ates, tifüs.






Latest articles from "Dicle Tip Dergisi":

Analysis of peripheral vascular injuries: A social catastrophe/Periferik damar yaralanmalari analizi: Sosyal bir katastrofi(September 1, 2014)

Ileri evre Freiberg hastaliginda cerrahi tedavi/Surgical treatment of advanced stage Freiberg disease(September 1, 2014)

Endovasküler aortik onarimda tek merkez deneyimi: Teknik ve klinik yönlerin incelenmesi/Single center experience in endovascular aortic repair: review of technical and clinical aspects(September 1, 2014)

Renal ektopili çocuklarin ürolojik ve nefrolojik analizi/The urological and nephrological analysis of children with renal ectopia(September 1, 2014)

Idrar kültürlerinden soyutlanan Enterobacteriaceae türlerinin GSBL üretimi ile ertapenem ve diger antibiyotiklere direncinin belirlenmesi/The determination of resistance to ertapenem and other antibiotics with ESBL product of Enterobacteriaceae isolated from urine samples(September 1, 2014)

Nonfonksiyone böbrekte nefrektominin en sik sebebi: Ürolitiyazis/The most common cause of non-functioning kidney nephrectomy: Urolithiasis(September 1, 2014)

Lise ögrencilerinin cep telefonu kullanma davranislari ve cep telefonlari hakkindaki görüsleri/High school students' usage behavior and views about mobile phones(September 1, 2014)

Other interesting articles:

Development and Validity-Reliability Study of a Teacher-Child Communication Scale*
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (October 1, 2012)

The Practices of Admission to School and the Effectiveness of Individualized Supported Education*
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (July 1, 2012)

Perceptions Concerning Visual Culture Dialogues of Visual Art Pre-Service Teachers
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (July 1, 2012)

Guidance and Research Centers (GRC) Managers' Perceptions of Problems Encountered in the Identification, Placement -Follow up, Individualized Education Program (IEP) Development and Integration Practice
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (July 1, 2012)

Sinif Ögretmeni Adaylarinin Okudugunu Anlama Stratejileri Ile Ögrenme ve Ders Çalisma Stratejileri Arasindaki Iliski
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (July 1, 2012)

Adaptive Web-Assisted Learning System for Students with Specific Learning Disabilities: A Needs Analysis Study*
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (October 1, 2012)

PI3K/Akt Promotes GRP78 Accumulation and Inhibits Endoplasmic Reticulum Stress-Induced Apoptosis in HEK293 Cells
Folia Biologica (March 1, 2010)

Publication: Dicle Tip Dergisi
Author: Tekin, Alicem
Date published: September 1, 2010

GIRIS

Rickettsia cinsi; Gram negatif bakterilere benzer hücre duvarina sahip, zorunlu hücre içi yerlesimli, oldukça kalabalik ve heterojen bir bakteri grubudur.1-3 Riketsiyalar antijenik benzerlikleri ve hücre içi üreme özelliklerine göre 'Benekli Ates Grubu' (BAG) ve 'Tifüs Grubu' (TG) olmak üzere iki serolojik gruba ayrilir. Zoonotik özellikteki riketsiyal enfeksiyonlar (riketsiyozlar), serolojik gruplara uyumlu olarak iki farkli klinik tablo basligi altinda tanimlanirlar.4-8

Riketsiyozlarin özellikle son yirmi yildir dünyada artan insidansi nedeniyle, riketsiyalarin biyolojisi, hastaligin patogenezi ve tani yöntemlerinin gelistirilmesi ile ilgili çalismalarin artis gösterdigi bilinmektedir. Ülkemizde de 1990 yilindan itibaren özellikle Trakya bölgesinde ve Istanbul'da Akdeniz Benekli Atesi vaka sayilarinda artma göze çarpmaktadir; ancak, riketsiyozlarin ülkemizdeki prevalansi ve insidansi henüz bilinmemektedir. Günümüzde, riketsiyozlar için riskli davranis modelleri arasinda yer alan piknik, kir yürüyüsü, kamp kurma, avlanma, safari gibi dinlenme aktivitelerinde artis, özellikle endemik alanlarda rezervuar rolü oynayan evcil veya yabani hayvanlarla sik temas, kenelerin bol bulundugu orman, tarla, bag-bahçe gibi alanlarda çalisma ve/veya ikamet etme sonucunda kene ve kene kaynakli patojenler ile hem temas sayisi hem de temas eden insan sayisi artmistir. Akdeniz ülkelerinde Akdeniz Benekli Atesi'nin endemik kabul edilmesine ve diger Akdeniz ülkelerinde riketsiyoz vakalarinin sayisindaki artisa, vektör rolü oynayan kenelerin ülkemizin hemen her bölgesinde çok degisken karakter ve sayida bulunmasina, ülkemizde Akdeniz Benekli Atesi vaka sayilarindaki yükselmeye ve kene ve kene kaynakli patojenlerle temastaki artisa ragmen riketsiyozlar konusunda ülkemizde sinirli sayida çalismalar bulunmaktadir.9-17 Bugüne kadar gerçeklestirilen çalismalarin büyük bir bölümü hastalik ile uyumlu klinik bulgulari olan kisiler üzerinde yapilmis, örneklem büyüklügü oldukça küçük sunumlardir. Bu nedenlerden dolayi çalismamizda; riketsiyal enfeksiyonlarin (riketsiyoz) varligini ve toplumda bu açidan riskli davranis modellerini belirleyebilmek amaciyla kene populasyonunun yogun oldugu dört farkli merkezde bir anket uygulanmis ve seropozitivite arastirmasi yapilmistir.

GEREÇ VE YÖNTEM

Riketsiyalarin baslica vektörü olan Ixodidea ve Argasidea familyasina ait keneler, Türkiye'nin hemen her bölgesinde mevcut olmakla birlikte Samsun ilinin gerek cografik yapi, iklim ve bitki örtüsü gerekse kene varligi ve dagilimi yönünden riketsiyalar için uygun özellikler tasidigi bilinmektedir.9,10 Bu nedenle çalismanin ana grubunu; 2006 yilinda Tekkeköy ilçesinde (Samsun) gerçeklestirilen kesitsel tipteki seroprevalans çalismasinda toplanan ve Refik Saydam Hifzissihha Merkezi Baskanligi-Ulusal Serum Bankasinda korunan 409 kan örnegi olusturmustur. Ayrica, riketsiyozlarin bölgesel özelliklerini belirleyebilmek amaciyla; 15-20 Aralik 2007 tarihinde Samsun Hifzissihha Bölge Müdürlügü (SHBM), Karadeniz Teknik Üniversitesi Tip Fakültesi Enfeksiyon Hastaliklari Poliklinigi (KTÜ) ve Tokat Devlet Hastanesi'ne (TDH) herhangi bir nedenle basvuran, sirasiyla; 63, 45, 63 kisi olmak üzere toplam 171 kisiden de gönüllük esasina göre kan örnegi alinmistir. Böylece, örneklem büyüklügü 580 kisi olmustur. 0-4 yas grubu çalisma disi birakilmistir.

Hazirlanan anket formu katilimcilarin tamamina yüz yüze görüsme yöntemi kullanilarak uygulanmis ve izin formu imzalatilmistir. Anket formunda katilimcilara; adi-soyadi, cinsiyeti, yasi, egitim durumu (okuma-yazma bilmiyor, ilkokul, ortaokul, lise ve dengi okul, yüksekokul-üniversite mezunu), meslegi (ev hanimi, memur, ögrenci, çiftçi vb.), ikametgah adresi, ikamet ettigi yer (köy, kasaba, kent ve ormanlik alan, tarla, bag-bahçe içi vb.), çalistigi yer (ormanlik alan, tarla, bag-bahçe vb.), hayvan (kedi, köpek, koyun, keçi, inek, tavuk vb.) besleme durumu, süt sagma durumu, ilgilendigi dinlenme aktivitesi (avcilik, balikçilik, kir kosusu, bahçe isleri vb.), yabani hayvan (geyik, fare-siçan, tavsan, yabani domuz vb.) temasi gibi demografik bilgiler ve riketsiyozlar için riskli davranislar sorulmustur.

Bu çalismada; 'altin standart' olan indirekt immünfloresan antikor (IFA) testi seçilmis ve Rickettsia IFA IgG (Focus Diagnostics, U.S.A.) ticari test kiti kullanilmistir. Ticari test, firmanin önerilerine göre çalisilmis ve degerlendirilmistir.

Anket formundan elde edilen katilimcilara ait demografik bilgiler ve riketsiyozlar için riskli davranislar ile BAG anti-riketsiya IgG seropozitifligi arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski olup olmadigini belirleyebilmek için veriler SPSS 15.0 istatistik paket programi ile analiz edilmistir. Çalismada; frekans ve yüzde dagilimlari, sürekli degiskenler için ortalama, standart sapma ve alt-üst degerler hesaplanmistir. Ikili (bivarite) analizlerde; Ki-kare veya Fisher's exact test ve t-testi kullanilmistir. Anlamlilik düzeyi (alfa) 0.05 kabul edilmistir. Ileri analiz için lojistik regresyon (çoklu degisken analizi) yöntemi kullanilmistir.

BULGULAR

Çalismaya alinan 580 serum örneginin; 68'inde (%11.7) BAG anti-riketsiya IgG seropozitifligi saptanmis, buna karsilik TG anti-riketsiya IgG seropozitifligi saptanmamistir. BAG anti-riketsiya IgG seropozitif kisilerin yas ortalamasi (46.65 ± 18.55) ile seronegatif kisilerin yas ortalamasi (32.95 ± 20.20) arasindaki fark istatistiksel olarak anlamli bulunmustur (p=0.001). Buna bagli olarak yasla birlikte seropozitivitenin arttigi görülmüstür. Kadinlarda (%12.9) ve egitim almamis kisilerde (%13.8) seropozitiflik sirasiyla; 1.28 (%95 GA=0.76-2.14; p=0.350) ve 2.26 (%95 GA=1.15-4.43; p=0.015) kat daha yüksektir. Kadinlarda seropozitiflik orani (%12.9) erkeklere göre yüzdesel olarak daha yüksek olmasina ragmen aradaki farkin istatistiksel olarak anlamli olmadigi ve cinsiyet ile seropozitivitenin degismedigi saptanmistir. Egitim almis kisilerde seropozitivite orani daha düsük bulunmustur. Egitim almamis kisilerde ise seropozitiflik orani (%13.8) egitim almis kisilere göre hem yüzdesel olarak daha yüksek hem de aradaki fark istatistiksel olarak anlamli bulunmustur. Bu nedenle, egitim almanin seropozitivite üzerine etkili bir faktör oldugu görülmüstür.

Katilimcilarin %25.3'ünün 'kirsal' alanda ikamet ettigi saptanmistir. 'Kirsal' alanda ikamet edenlerde seropozitiflik (%15.0) 'kentsel' alanda ikamet edenlerden (%10.6) 1.48 (%95 GA=0.86-2.56) kat daha yüksektir ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamli degildir (p=0.157). Tüm grubun %59.3'ü bag-bahçe veya tarlada çalismakta (meslek veya ek is olarak tarim ile ugras), %47.9'u bag-bahçe veya tarlada ikamet etmektedir. Dinlenme aktivitesi olarak; 15 katilimcinin (%2.6) avcilik, 21'inin (%3.6) balikçilik, 97'sinin (%16.8) kir yürüyüsü ve 197'sinin (%34.0) bahçe isleri ile ilgilendigi saptanmis ve 272'sinin (%46.9) en az bir dinlenme aktivitesi ile ilgilendigi görülmüstür. Herhangi bir dinlenme aktivitesi ile ilgilendigi belirlenen kisilerin %15.4'ünde ve ilgilenmedigi belirlenen kisilerin %8.4'ünde seropozitiflik tespit edilmistir ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamli bulunmustur [OR=1.98 (%95 GA=1.18-3.33; p=0.009)]. Dinlenme aktivitesi ile ilgilenmek seropozitivite oranini artirmaktadir. Dinlenme aktivitesi olarak özellikle bahçe isleri ile ilgilenen kisilerde yüksek seropozitiflik (%18.8) saptanmistir ve istatistiksel olarak da anlamli bulunmustur [OR=2.63 (%95 GA=1.57-4.38; p=0.001)]. Diger dinlenme aktiviteleri ile ilgilenme ve seropozitiflik arasinda ise istatistiksel olarak anlamli iliski bulunmamistir. Kisilerin artropodlarla karsilasma ihtimalini artiran dinlenme aktiviteleri ile ilgilenme süresinin; 160 kiside (%58.8) haftada 8 saatin altinda, 112 kiside (%41.2) ise haftada 8 saatin üzerinde oldugu belirlenmistir. Seropozitivite ile dinlenme aktivitesinin süresi arasinda da istatistiksel olarak anlamli bir iliski bulunamamistir (p=0.109).

Katilimcilardan %49.3'ünün en az bir cins hayvan (koyun, keçi, inek, tavsan, güvercin, tavuk, kedi, köpek) besledigi saptanmistir. Bu kisilerden; %7.9'unun dört farkli cins hayvan besledigi belirlenmistir. Katilimcilardan %29.3'ünün en az bir yabani hayvan (fare ve siçan, domuz, tavsan ve geyik) ile %26.6'sinin ise fare ve siçan ile temas ettigi saptanmistir. Yüz on iki kisinin (%19.3) kene, 101'inin (%17.4) pire, 63'ünün (%10.9) bit, 6'sinin (%1.0) Sarcoptes scabiei var hominis ile temas öyküsü bulunmaktadir. Kene ile karsilasan 87 kisinin %28.7'si (25 kisi) kene tarafindan isirildigini belirtmistir. Katilimcilarin çevrelerindeki herhangi bir vektörün varligi ile seropozitiflik arasinda anlamli bir iliski bulunamamistir.

Arastirmaya katilan kisilerin riketsiyozlar için önemli bazi degiskenlere göre BAG IFA IgG test sonuçlarinin dagilimi Tablo 1'de sunulmustur.

Ikili analizlerde istatistiksel olarak (p<0.20) ve/veya literatür bilgisi isiginda anlamli olabilecek ve seropozitiviteyi etkileyebilecek faktörler (çalismanin yapildigi merkez, yas, yerlesim alani, egitim durumu, tarim ile ugras, hayvan besleme, süt sagma, yabani hayvan temasi) lojistik regresyon modellerince birlikte incelenmis ve modellemede istatistiksel olarak anlamli en küçük açiklayici model, backward eliminasyon teknigi ile degerlendirilmistir. Bu modele göre; yas [Risk Odds Ratio 'ROR'=1.94 (%95 GA=1.09-3.48)], süt sagma [ROR=2.43 (%95 GA=1.41-4.19)] ve yabani hayvan temasi [ROR=2.03 (%95 GA=1.16-3.53)] seropozitivite olasiligini artirmaktadir. Istatistiksel olarak anlamli olmamakla birlikte çalismanin gerçeklestirildigi merkez degiskeni eklenerek hesaplanan sonuç modelinde ise; yas [ROR=1.03 (%95 GA=1.02-1.05)] ve yabani hayvan temasinin [ROR=1.97 (%95 GA=1.12-3.46)] seropozitivite olasiligini artirdigi gözlenmistir (Tablo 2).

TARTISMA

Kene ile bulasan hastaliklar; dikkatimizi ve ilgimizi çekmeyen, çogumuzda merak uyandirmayan, tanida ve ayirici tanida hiç akila getirilmeyen ve üzerinde durulmayan hastaliklarin basinda gelmektedir. Ancak özellikle son yillarda kene ile bulasan yeni hastaliklarin tanimlanmasi, açik havada yapilan dinlenme aktivitelerine yönelim ve kenelerin endemik oldugu bölgelere yapilan geziler yani sira ülkemizde özellikle Kirim Kongo Kanamali Atesi'nin 2002 yilinda Karadeniz Bölgesinde saptanmasi ve giderek artan vaka ve buna bagli ölüm sayilari ile birlikte kene kaynakli hastaliklara karsi ilgimiz ve bu hastaliklar hakkindaki bilgimiz artmaya baslamistir.

Riketsiyozlar genellikle asemptomatik ve/veya subklinik seyretmesi, belirti ve semptomlarin non-spesifik olmasi, atesli ve döküntülü seyreden pek çok hastalik ile karistirilabilmesi nedeniyle muhtemelen tani konulamayan veya yanlis tani konulan enfeksiyon hastaliklaridir. Riketsiyozlarin klinik belirtilerine ve semptomlarina bakilarak taninin konulmasi oldukça zor oldugundan hem kesin taninin konulabilmesi hem de ayirici taninin yapilabilmesi için laboratuvar testlerine ihtiyaç vardir. Günümüzde gerek rutin laboratuvar tanisinda gerekse seroepidemiyolojik çalismalarda en sik tercih edilen yöntem IFA'dir ve referans metot olarak kabul edilmektedir. 8 Bu testin Kayalik Daglar Benekli Hummasi tanisinda =1/64 titre için özgüllügü %100, duyarliligi %84.6 ve =1/32 titre için özgüllügü %99.8, du yarliligi %97.4 olarak belirlenmistir.1 IFA testi IgG ve IgM yapisindaki antikorlari saptayabilmekte ve ticari kiti bulunmaktadir.

Ülkemizde riketsiyozlar konusunda yapilan çalismalar genellikle vaka sunumlari özelligindedir.11-17 Buna karsilik, Antalya ili kirsalinda ikamet eden ve hayvanlarla sürekli temasi olan saglikli kisilerde gerçeklestirilmis bir seroprevalans çalismasinda IFA ile %13.7 seropozitiflik saptanmistir.12 Hastaligin bu bölgede endemik oldugu rapor edilmis ve 'kirsal' alanda ikamet etmenin önemli bir risk faktörü oldugu gösterilmistir. Bu çalismamizda buldugumuz seropozitivite degerinin (%11.7) Antalya ilindeki çalismadan elde edilen sonuca yakin oldugu görülmektedir. Çesitli Avrupa ülkeleri ve Amerika Birlesik Devletleri'nde gerçeklestirilen çalismalarda BAG seropozitivitesinin kirsal alanda yasanlarda kentsel alanda yasayanlara göre istatistiksel olarak yüksek bulundugu rapor edilmektedir.18-20 Bu çalismamizda ise kirsal alanda ikamet edenlerde seropozitiflik (%15.0), kentsel alanda ikamet edenlerden (%10.6) istatistiksel olarak anlamli olmamakla birlikte yüzdesel olarak yüksek bulunmustur (p=0.157).

Riketsiya seropozitivitesini bazi çalismalar erkeklerde, bazi çalismalarsa kadinlarda daha yüksek bulmustur.10,12,18,19,21,22 Arastirmamizda seropozitiflik ile cinsiyet arasinda istatistiksel olarak anlamli bir fark olmamakla birlikte (p=0.350) yüzdesel olarak (%12.9) kadinlarda daha fazla oldugu gözlenmistir. Kadinlarin süt sagma ve hayvanlarin bakimlariyla dogrudan ilgilenmeleri ve bag-bahçe veya tarlada erkeklere göre daha aktif çalismalarinin seropozitivitenin yüksek çikmasi üzerine etkili faktörler oldugu düsünülmektedir.

Arastirmamizda seropozitif kisilerin yas ortalamasinin (46.65 ± 18.55) seronegatif kisilerin yas ortalamasindan (32.95 ± 20.20) yüksek oldugu bulunmustur (p=0.001). Yas ile birlikte çevre ve hayvanlarla olan temasin artmasi nedeniyle orta ve ileri yas gruplarindaki kisilerin kene ile temas riskleri de artmaktadir.19,20,21,23 Ülkemizde yapilan bir çalismada seropozitivitenin bimodal dagilim gösterdigi ancak yasla birlikte arttigi tespit edilmistir.12 Bununla birlikte seropozitivite üretken yas grubu olan 20-39 yas grubunda en yüksek olup yas gruplari arasindaki fark istatistiksel olarak anlamli bulunmamistir.

Çalismamizda; egitim almamis kisilerde seropozitifligin yüksek oldugu gözlenmistir. Egitimli olmanin kenelerden korunma ve kenelerle mücadele konusunda bilinçlenmeyi saglamasi ve ayrica egitimli kisilerin genellikle tarla, bag-bahçe, orman gibi açik alanda faaliyet gerektirmeyen islerde çalisiyor olmalarinin kene ile karsilasma olasiligini azalttigi düsünülmüstür.

Özellikle tarim ve hayvancilikla ugrasanlar, orman isçileri ve korucular, ormanlik ve daglik bölgelerde ikamet edenler riketsiyozlara karsi risk altindadir. Yapilan çalismalarda bu kisilerde semptomatik hastalik gelismese bile kene tarafindan isirilma olasiligi yüksek oldugundan serumlarinda riketsiyalara karsi yüksek antikor düzeyleri saptanmaktadir.19,24,25 Bu çalismamizda; tarim ile ugrasanlarda seropozitivite ugrasmayanlara göre istatistiksel olarak anlamli düzeyde yüksek bulunmustur [OR=2.30 (%95 GA=1.38-3.85)]. Ayni sekilde hobi olarak özellikle bahçe isleri ile ilgilenen kisilerde de seropozitivitenin yüksek oldugu saptanmistir [OR=2.63 (%95 GA=1.57-4.38)].

Çalismada hayvan beslemenin riketsiyozlar yönünden bir risk faktörü oldugu saptanmistir. Süt sagmak [OR=2.43 (%95 GA=1.41-4.19)] hayvanlarla ve dolayli sekilde kenelerle temasa neden oldugu için riketsiyozlar yönünden bir risk faktörü olarak düsünülmektedir.

Bu çalismamizda herhangi bir yabani hayvan temasi olanlarda BAG seropozitifligi 2.01 kat daha yüksek bulunmustur (p=0.004). Özellikle yabani fare ve siçan temasi ile SFG seropozitifligi arasinda istatistiksel olarak anlamli bir iliski bulunmustur (p=0.020). Sonuçta kenelerin önemli bir rezervuari olan vahsi hayvanlar ile evcil hayvanlarin ayni mera veya otlagi kullaniyor olmasinin, insanlara riketsiyozlarin bulasinda önemli bir risk faktörü oldugunu düsünmekteyiz.

Arastirmamiza katilanlar çevrelerinde bit, pire, Sarcoptes scabiei var hominis ve kene varligi yönünden degerlendirildiginde BAG seropozitifliginin vektörlerin çevredeki varligi veya yoklugundan etkilenmedigi görülmüstür. Ayni sekilde herhangi bir vektör ile isirilma veya isirilmama arasinda da BAG seropozitifligi yönünden anlamli bir fark bulunamamistir. Kene ile temas öyküsü R.rickettsii, R.conorii, R.sibirica ve R.africae türleri için özellikle önemlidir. Ancak diger çalismalar incelendiginde, kene temasi bildirenlerin %83.3'ünde BAG seropozitifligi saptanmis olan bir çalismada, kene ile temasi olanlarla olmayanlar arasinda istatistiksel olarak anlamli iliski bulundugu bildirilmistir.21 Buna karsilik, kene isirigi bildiren kisilerde %75.9 ve %33.3 BAG seropozitifligi rapor edilen iki farkli çalismada, kene temasi ile istatistiksel olarak anlamli bir iliski bulunmadigi bildirilmistir.22,26

Logistik regresyon sonuç modeline göre; bölgesel farkliliklar göz önüne alindiginda yas [ROR=1.034 (%95 GA=1.021-1.048)] ve yabani hayvan temasi [ROR=1.969 (%95 GA=1.119-3.462)] öyküsünün BAG seropozitifligi için birer risk faktörü olduklari söylenebilir. Ülkemizde ileride yapilacak çalismalarda özellikle yabani hayvanlar ile karsilasma yönünden çalisma gruplarinin degerlendirilmesini önermekteyiz.

Sonuç olarak; yeterli olmamakla birlikte bugüne kadar yapilan arastirmalar ve vaka bildirimleri ülkemizde riketsiyozlarin mevcut oldugunu göstermektedir. Ancak ülkemizdeki insidans/prevalans tahminleri için çok sayida seroepidemiyolojik çalismalar yapilmasi gerektigi göz önündedir. Ayrica riketsiyozlar yönünden riskli davranis modelleri ayrintili bir sekilde degerlendirilerek arastirmanin yapildigi bölge halki basta olmak üzere tüm ülke halkinin ve özellikle saglik personelinin riketsiyozlar hakkinda bilgilendirilmesi ve farkindaliklarinin artirilmasi gerektigi kanaatini tasimaktayiz.

Tesekkür

Çalismada emegi geçen; Ese Aslan Basbulut, Berrin Körhasan, Seda Havuz, Fatih Sua Tapar, Demet Kurtoglu, Levent Akin ve Samsun Il Saglik Müdürlügü çalisanlarina tesekkür ederiz.

KAYNAKLAR

1. Parola P, Paddock C.D, Raoult D. Tick-Borne rickettsioses around the world: Emerging diseases challenging old concepts. Clin Microbiol Rev 2005;18:719-56.

2. Raoult D, Roux V. Rickettsioses as Paradigms of new or emerging infectious diseases. Clin Microbiol Rev 1997;10:694-719.

3. La Scola B, Raoult D. Laboratory Diagnosis of Rickettsioses: Current approaches to diagnosis of old and new rickettsial disease. J Clin Microbiol 1997;35:2715-27.

4. Walker D.H. Ricketts Creates Rickettsiology, the Study of Vector-Borne Obligately Intracellular Bacteria. J Infect Dis 2004;189:938-55.

5. Parola P, Davoust B, Raoult D. Tick and flea-borne rickettsial emerging zoonoses. Vet Res 2005;36:469-492.

6. Parola P, Raoult D. Ticks and tickborne bacterial diseases in humans: An emerging infectious threat. Clin Infect Dis 2001;32:897-928.

7. Andersson SGE, Stothard DR, et al. Molecular phylogeny and rearrangement of rRNA genes in rickettsia species. Mol Biol Evol 1999;16:987-95.

8. Walker D.H. Rickettsia. In: Murray PR, Baron EJ, Pfaller MA, Tenover FC, Yolken RH. Manual of Clinical Microbiology. 7. baski. Washington 1999:807-814.

9. Karaer Z, Yukari B.A, Aydin L. Türkiye keneleri ve vektörlükleri. In: Özcel M.A, Daldal N. Parazitolojide Artropod Hastaliklari Vektörler. Izmir: Türkiye Parazitoloji Dernegi Yayin No 13. 1997:363-433.

10. Aydin L, Bakirci S. Geographical distribution of ticks in Turkey. Parasitol Res 2007;101:163-6.

11. Kuloglu F, Rolain J.M, Fournier P.E, Akata F, Tugrul M, Raoult D. First isolation of Rickettsia conorii from humans in the Trakya (European) region of Turkey. Eur J Clin Microbiol Infect Dis 2004;23:609-14.

12. Vural T, Ergin Ç, Kursun A.E. Antalya yöresinde rickettsia conorii antikorlarinin arastirilmasi. Mikrobiyol Bült 1995;29:370-4.

13. Christova I, de Pol J.V, Yazar S, Velo E, Schouls L. Identification of Borrelia burgdorferi sensu lato, Anaplasma and Ehrlichia Species, and Spotted Fever Group Rickettsiae in Ticks from Southeastern Europe. Eur J Clin Microbiol Infect Dis 2003;22:535-42.

14. Inan A, Hitit G.Ö, Metin F, Özyürek S.Ç, Göktas P. Akdeniz benekli atesi: Ondokuz olgunun degerlendirilmesi. Infeksiyon Dergi 2005;19:297-302.

15. Mert A, Özaras R, Tabak F, Bilir M, Öztürk R. Mediterranean spotted fever: A review of fifteen cases. J Dermatol 2006;2:103-7.

16. Özgünes N, Ergen P, Yazici S, Aksoy Y, Bekler G, Sargin F. Yirmi riketsiyoz vakasi. Klimik Dergisi 2001;14:91-2.

17. Kuloglu F, Akata F, Tansel Ö, ve ark. Son alti yilda Trakya Bölgesindeki benekli ates grubu riketsiyoz olgularinin özellikleri. Klimik Dergisi 2004;17:87-90.

18. Marshall G.S, Stout G.G, Jacobs R.F, et al. Antibodies reactive to Rickettsia rickettsii among children living in the Southeast and South Central regions of the United States. Arch Pediatr Adolesc Med 2003;157:443-8.

19. Daniel S.A, Manika K, Arvanitidou M, Antoniadis A. Prevalence of Rickettsia conorii and Rickettsia typhi infections in the population of Northern Greece. Am J Trop Med Hyg 2002;66:76-9.

20. Segura-Porta F, Diestre-Ortin G, Ortuno-Romero A, et al. Prevalence of antibodies to spotted fever group rickettsiae in human beings and dogs from an endemic area of mediterranean spotted fever in Catalonia, Spain. Eur J Epidemiol 1998;14:395-8.

21. Punda-Polic V, Klismanic Z, Capkun V. Prevalence of antibodies to spotted fever group rickettsiae in the region of Split (Southern Croatia). Eur J Epidemiol 2003;18:451-5.

22. Espejo-Arenas E, Font-Creus B, Alegre-Segura M.D, Segura-Porta F, Bella-Cueto F. Seroepidemiological survey of Mediterranean spotted fever in an endemic area ('Valles Occidental', Barcelona, Spain). Trop Geogr Med 1990;42:212-6.

23. Jang W.J, Choi Y.J, Kim J.H, et al. Seroepidemiology of Spotted Fever Group and Typhus Group Rickettsioses in Humans, South Korea. Microbiol Immunol 2005;49:17-24.

24. Sanchez J.L, Candler W.H, Fishbein D.B, et al. A cluster of tick-borne infections: association with military training and asymptomatic infections due to Rickettsia rickettsii. Tropical Med Hygiene 1992;86:321-5.

25. Cinco M, Luzzati R, Mascioli M, et al. Serological evidence of Rickettsia infections in forestry rangers in north-eastern Italy. Clin Microbiol Infect 2006;12:493-5.

26. Topolovec J, Puntaric D, Pozgain A.A, et al. Serologically Detected 'New' Tick-borne Zoonoses in Eastern Croatia. Croat Med J 2003;44:626-9.

Author affiliation:

Alicem Tekin1, Aysegül Gözalan2, Nilay Çöplü2, Gürdal Yilmaz3, Iftihar Köksal3, Berrin Esen2, Mustafa Ertek2.

1Mardin Kadin Dogum ve Çocuk Hastaliklari Hastanesi, Tibbi Mikrobiyoloji, Mardin

2Refik Saydam Hifzissihha Merkezi Baskanligi, Salgin Hastaliklar Arastirma Müdürlügü, Ankara

3KTÜ Tip Fakültesi, Enfeksiyon Hastaliklari Anabilim Dali, Trabzon-Türkiye

Gelis Tarihi / Received: 16.05.2010, Kabul Tarihi / Accepted: 26.06.2010

Yazisma Adresi /Correspondence: Dr. Alicem Tekin , Kadin Dogum ve Çocuk Hastaliklari Hastanesi, Tibbi Mikrobiyoloji Laboratuvari, Yenisehir, Mardin, E-posta: drtekin@yahoo.com.tr

Copyright © Dicle Tip Dergisi 2010, Her hakki saklidir / All rights reserved

The use of this website is subject to the following Terms of Use