Antipsikotik Kullanan Hastalarda Akatizinin Psikiyatrik Belirtiler, Intihar Egilimi ve Diger Hareket Bozukluklari ile Iliskisi/The Relationship of Akathisia with Psychiatric Symptoms, Suicidality and Other Movement Disorders in Patients on Antipsychotic Treatment

ÖZET. Amac: Akatizinin psikiyatrik belirtiler ve diger hareket bozukluklariyla iliskisi konusundaki görüsler celiskilidir ve intihar egilimiyle arasindaki iliskinin kanit derecesinin vaka raporlari düzeyinde oldugu öne sürülmüstür. Bu calismanin amaci akatizinin diger hareket bozukluklari, psikiyatrik belirti siddeti ve intihar egilimi ile iliskisinin arastirilmasidir. Yöntemler: Yeni bir antipsikotik baslanan ya da antipsikotik dozu yükseltilen ardisik hastalara (N=52), yatislarinin ilk haftasinda, Barnes Akatizi Ölcegi (BAÖ) uygulanarak örneklem, akatizisi olan (AG) (N=27) ve akatizisi olmayan (KG) (N=25) gruplara ayrilmistir. Gruplar birbiriyle; sosyodemograSk özellikler, Kisa Psikiyatrik Degerlendirme Ölcegi (KPDÖ), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölcegi (HDDÖ), Beck Anksiyete Envanteri (BAE), Anormal Istemsiz Hareketler Ölcegi (AIHÖ), Birlesik Parkinsonizm Derecelendirme Ölcegimotor muayene (BPDÖmm) ve tedavi özellikleri bakimindan karsilastirilmistir. Bulgular: AG'de, psikiyatrik belirti siddeti, anksiyete düzeyi, intihar egilimi ve diskinezi derecesi daha yüksektir. Depresif belirtiler ve parkinsonizm derecesi bakimindan farklilik bulunmamistir. AG'de antipsikotik maruziyeti daha uzun, coklu antipsikotik kullaniminin daha siktir. Sonuc: AG'de diskineziler daha siddetliyken, parkinsonizm belirtilerinin KG'den farksiz olmasi, parkinsonizm ve akatizinin birbirini maskeledigine ya da patolojik yolaklarinin farkli olduguna isaret etmektedir. Anksiyete ve genel psikiyatrik belirti siddetindeki yükseklik, akatizinin neden oldugu disforiye baglidir ya da arada karsilikli bir iliski olabilir. Gruplar arasinda HDDÖtoplam puani bakimindan fark yokken, ölcegin intihar maddesi puaninin AG'de daha yüksek bulunmasi dikkat cekicidir. Bu durum akatizideki intihar egiliminin, depresif belirtilerden cok anksiyete/disfori ile iliskili oldugunu ve dürtüsel bir örüntüsünün olabilecegini düsündürmektedir. Bulgularimiz, akatizinin intihar bakimindan bir risk etmeni olarak göz ardi edilmemesi gerektigine isaret etmektedir. Toplam antipsikotik maruziyetinin AG'de KG'den uzun olmasi, bilgimiz dâhilinde ilk kez saptanmis bir bulgudur ve daha genis örneklemlerde arastirilmalidir. (Nöropsikiyatri Arsivi 2010; 47: 307-13). Anahtar kelimeler: Akatizi (ilaca bagli), intihar, Parkinson hastaligi, ikincil diskinezi (ilaca bagli). ABSTRACT. Objective: The association of akathisia with psychiatric symptoms and other movement disorders is unclear, and it has been suggested that current evidence degree regarding the relationship between akathisia and suicide is at the level of case-reports. This study aims to investigate the relationship of akathisia with psychiatric symptoms, other movement disorders, and suicidality. Methods: Consecutive patients (N=52) who were initiated on a new antipsychotic or had a dose increment in the antipsychotic medication were evaluated within the first hospitalization week. The Barnes Akathisia Rating Scale (BARS) was used to identify groups with (AG;N=27) and without (CG;N=25) akathisia. The groups were compared using the Brief Psychiatric Rating Scale (BPRS), the Hamilton Rating Scale for Depression (HDRS), the Beck Anxiety Inventory (BAI), the Abnormal Involuntary Movements Scale (AIMS), the Unified Parkinson's Disease Rating Scale-Motor Exam (UPDRS-me) and in terms of treatment parameters. Results: The severity of general psychopathology, anxiety, suicidality and dyskinesias were higher in the AG. No difference was found between the groups regarding symptoms of Parkinson's disease and depression. Lifetime antipsychotic exposure was longer, multiple antipsychotic use was more frequent in the AG. Conclusion: Although the severity of dyskinesias was greater in AG compared to CG, the similar parkinsonian symptoms in the two groups suggest a reciprocal masking of akathisia and parkinsonism and/or different neuro-pathologic pathways. The severity of general psychopathology and anxiety is associated with disphoria caused by akathisia, or a correlative relationship might be present. Suicidal ideation in the absence of higher depressive symptoms in AG suggests that suicidal behavior associated with akathisia may be an impulsive act related to anxiety and/or dysphoria. Our findings indicate that akathisia must be considered as a risk factor for suicide. The lifetime antipsychotic exposure in akathisia must be studied in larger samples. (Archives of Neuropsychiatry 2010; 47: 307-13). Key words: Akathisia (drug-Induced), Suicide, affect, Parkinson's disease, secondary dyskinesia, (drug Induced).






Latest articles from "Noro-Psikyatri Arsivi":

Our good, (g)old Lithium (January 1, 2014)

Diyabetik Polinöropati için Risk Faktörleri/Risk Factors For Diabetic Polyneuropathy (January 1, 2014)

Validation of the Turkish Version of the Obsessive-Compulsive Inventory-Revised (OCI-R) in Clinical and Non-Clinical Samples/Obsesif-Kompulsif Envanteri-Revize'nin (OKE-R) Türkçe Formu'nun Klinik ve Klinik Olmayan Örneklemlerde Geçerligi (January 1, 2014)

Supratentorial MRG Bulgulari Serebral Adrenolökodistrofiye Benzeyen ADEM Olgusu/A Case of ADEM Mimicking Cerebral Adrenoleukodystrophy Based on Supratentorial MRI Findings (January 1, 2014)

Intihar Girisiminde Bulunan Kisilerde Basa Çikma Tutumlari/Coping Strategies in Patients Who Had Suicide Attempts (January 1, 2014)

Cluster-Like Headache Associated with Symptomatic Chiari Type 1 Malformation/Semptomatik Chiari Malformasyonu Tip 1 ile Iliskili Küme Bas Agrisi (January 1, 2014)

Baski Hatasi / Erratum (January 1, 2014)

Other interesting articles:

FACTORS THAT IMPACT HELP-SEEKING AMONG BATTERED BLACK WOMEN: APPLICATION OF CRITICAL AND SURVIVOR THEORIES
Journal of Cultural Diversity (December 1, 2011)

Is Emerging Adulthood Influencing Moffitt's Developmental Taxonomy? Adding the "Prolonged" Adolescent Offender
Western Criminology Review (April 1, 2012)

The expectations of fathers concerning care provided by midwives to the mothers during labour
Health S A (January 1, 2012)

Perceptions of Breastfeeding in Mothers of Babies Born Preterm in Comparison to Mothers of Full-Term Babies
The Spanish Journal of Psychology (July 1, 2011)

Caught in the Middle: Transsexual Marriage and the Disconnect between Sex and Legal Sex
Texas Journal of Women and the Law (April 1, 2012)

Not Judging by Appearances: The Role of Genotype in Jewish Law on Intersex Conditions1
Shofar (July 1, 2012)

Differences between "Normal" and "Neurotic" Perfectionists: Implications for Mental Health Counselors
Journal of Mental Health Counseling (October 1, 2012)

Publication: Noro-Psikyatri Arsivi
Author: Baskak, Bora
Date published: October 1, 2010

Giris

Akatizi, cogunlukla antipsikotik tedaviye bagli olarak ortaya cikan bir motor huzursuzluk sendromudur. Disfori ve anksiyete gibi öznel belirtilere eslik eden, ayaklarin kipirdama hareketleri, bir ayaktan digerine sallanma, adimlama, hareketsiz oturmakta ve ayakta durmakta zorluk gibi nesnel olarak gözlenen hareketlerle karakterizedir (1). Antipsikotiklere bagli ekstrapiramidal yan etkiler arasinda en sik görülenlerden biridir (2) ve atipik antipsikotiklerin kullanima girmesini takiben, akatizinin sikliginda, antipsikotik tedaviye ikincil gelisen diger hareket bozukluklari kadar belirgin bir azalma görülmemistir (3). Uzun süreli antipsikotik tedavi alan hastalarda sikliginin %2035 arasinda oldugu saptanmistir (4). Akatizi sikligini arttiran en önemli etmenin kullanilan antipsikotik ilacin dozu oldugu öne sürülür (4,5). Örnegin tedavinin ilk günlerindeki doz artisinin akatizi sikligini arttirdigi gösterilmistir (6). Kullanilan antipsikotik ilacin yüksek potensli olmasi da bir diger risk etmenidir (7).

Genel olarak hiperkinetik hareket bozukluklarinin bir arada bulunma hizinin yüksek oldugu söylenebilir (8). Örnegin; akatizi ile diskinezilerin bir arada bulunma sikligi yüksektir (8,9). Aslinda, gecmiste akatizi parkinsonizmde gözlenen kas rijiditesinin üstesinden gelmenin bir yolu olarak tanimlanmis (10) olmasina karsin, yazinda bu birliktelik konusunda celiskiler vardir. Örnegin, Parkinson'lu hastalarda akatizi benzeri belirtiler gözlendigi bildirilmistir (11). Ayrica antipsikotik tedaviye ikincil gelisen parkinsonizm belirtileriyle akatizinin beraber görülme sikliginin yüksek oldugunun saptandigi calismalar da vardir (12,13). Buna karsin, bazi calismalarda bu birliktelik gösterilememistir (8,14,15).

Akatizinin genel psikiyatrik belirtiler ve duygudurum üzerindeki etkileri konusunda göreceli olarak az sayida arastirma vardir. Bu calismalarda, akatizi, tedavi edilen psikotik hastaligin kötülesmesi (16), kontrol edilemeyen ajite davranislar ve saldirganlik (17), intihar egilimi ve depersonalizasyon (18) gibi durumlarla iliskilendirilmistir. Ayrica akatizi depresif belirtilerle de iliskili bulunmustur (19,20). Sizofrenide akatizinin genel psikiyatrik belirtilerde global bir kötülesme ile birlikte oldugu gösterilmistir. Örnegin Nair ve arkadaslari (21), akatizinin Kisa Psikiyatrik Degerlendirme Ölceginin (KPDÖ) aktivasyon ve düsünce bozuklugu faktörlerinde daha ileri belirti düzeyi ile beraber oldugunu saptamistir. Akatizinin tedavi edilmesinin, kavramlarda daginiklik, varsanilar ve sanrilar gibi hastalik belirtilerinde düzelmeyle iliskili bulundugu calismalar da vardir (20,22).

Ayrica akatizinin intihar davranisiyla iliskisi de acik degildir. Arada bir iliski olabilecegine isaret eden vaka raporlari vardir (23,24). Atbasoglu ve arkadaslari akatizi ve Hamilton Depresyon Degerlendirme Ölcegi'nin (HDDÖ) intihar ve ajitasyon maddelerinden alinan puanlar arasinda bir iliski oldugunu saptamislardir. Yazarlar bu durumun, eslik eden depresif belirtiler ve akatiziye ait öznel farkindalik ile iliskili olabilecegini öne sürmüslerdir (18). Öte yandan, Hansen ve arkadaslari, tedaviye direncli sizofrenili hastalarda, akatizi ve parkinsonizm ile depresif belirtiler ve intihar egilimi arasinda bir iliski bulmadiklarini bildirmistir (25). Hawton ve arkadaslari (26), sizofreni hastalarinda intihar konulu güncel bir gözden gecirme yazisinda, akatizi ve intihar arasindaki iliskinin kanit derecesinin vaka raporlari düzeyinde oldugunu bildirmis ve bu hastalarda intihar davranisi ile ilgili risk etmenleri arasinda akatiziyi saymamislardir. Bu durumu elestiren Hansen ve Kingdon ise akatizinin intihar etmenleri arasinda sayilmamasinin dogru olmadigini ve yeni bir antipsikotik ajana gecilmesinin ya da mevcut antipsikotigin dozunun yükselmesinin ardindan kisa süre icinde gelisen akatizinin, intihar davranisiyla daha yakindan iliskili olabilecegini öne sürmüslerdir (27).

Bu calismanin amaci antipsikotik ilac kullanan hastalarda akatizinin genel psikiyatrik belirtiler, duygudurum, anksiyete, intihar egilimi ve diger hareket bozukluklari ile iliskisinin arastirilmasidir. Böylece akatizi ve diger hareket bozukluklarinin es görülme sikliklari konusunda celiskiler barindiran ve akatizinin psikiyatrik belirtiler ile iliskisi konusunda kismen eksikleri olan mevcut yazina katkida bulunulmasi hedesenmistir. Bunun yaninda, akatizinin intihar egilimi ile iliskisi incelenmis ve akatizisi olan hastalarda intihar egiliminin, akatizisi olmayan hastalara göre daha yüksek oldugu hipotezi sinanmistir.

Yöntem

Arastirma Grubu

Bu calisma Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dali kadin ve erkek psikoz servislerinde, 6 aylik bir süre icinde, ardisik olarak yatarak tedavi edilen, aydinlatilmis onam veren 52 hastanin alindigi bir acik klinik calismadir. Çalismanin örneklemi, son bir hafta icinde yeni antipsikotik tedavi baslanan, mevcut antipsikotik dozu yükseltilen ya da mevcut tedavisine diger bir antipsikotik eklenen hastalardan olusmaktadir. Herhangi bir taniyla bu servislere yatan hastalar, yatislarinin ilk haftasinda calismaya alinma ölcütleri bakimindan degerlendirilmistir. Çalismaya alinma ölcütleri; hastanin 15-65 yaslar arasinda olmasi, yeni baslanan, tedaviye yeni eklenen ya da tedavi dozu yükseltilen antipsikotik ilaci ortalama antipsikotik dozda kullaniyor olmasi, hastalik belirtilerinin ortalama bir bucuk saat süren bir muayeneye katilmasina olanak verecek düzeyde olmasi ve hastanin calismaya katilmak icin olur vermesidir. Çalisma disi birakilma ölcütleri; hastanin genel tibbi ya da nörolojik bir ek hastaligi olmasi, antipsikotik baslanmadan ya da dozu artirilmadan önce hastanin klinik olarak gözlenebilir akatizisinin olmasi ve akatizinin diürnal seyir gösteren bir klinik durum oldugu göz önünde bulundurularak, hastalarin tek oturumda tüm degerlendirmelerinin yapilamamasidir. Davet edilen tüm hastalar calismaya katilmayi kabul etmistir. Fakat 8 hastanin klinik durumu, degerlendirmeleri tek oturumda bitirmeye el vermemistir ve bu hastalara ait tamamlanmamis veriler analizlere katilmamistir. Çalisma icin etik kurul onayi alinmistir.

Islem ve Araclar

Hastalar, daha önce degerlendiriciler arasi güvenilirligin 45 saatlik bir egitim programiyla saglandigi 3 farkli degerlendirici taraSndan degerlendirilmis ve uzlasma degerlendirmeleri analize alinmistir. Hastalarin psikiyatrik hastaliklarinin tanilari DSM-IV ölcütlerine göre konulmus ve sosyo-demograSk özellikleri kaydedilmistir. Önceki yazinda DSM-IV ölcütlerine göre konan akatizi tanisinda tani esiginin yüksek oldugu, pek cok akatizi olgusunun bu nedenle tani alamayabilecegi belirtilmis ve akatizi tanisinin DSM-IV ölcütlerine göre degil Barnes Akatizi Ölcegi (BAÖ) puanina göre konmasi önerilmistir (48). Bu nedenle bu calismada da akatizi tanisi DSM-IV ölcütlerine göre konmamis ve haSf akatizi olgularini da degerlendirebilmek amaciyla BAÖ'de 1 ve üzeri puan alan hastalar akatizi grubunu olusturmustur. Akatizinin diürnal seyri göz önünde bulundurularak tüm degerlendirmeler ögleden sonra ve ayni saatler arasinda yapilmistir (saat 15:00 - 18:00 arasinda). Klinik ölceklerin önce uygulanmasinin, hareket bozukluklarini derecelendiren ölceklerin uygulanmasi sirasinda degerlendirmeleri etkileyebilecegi düsünülerek önce hareket bozukluklarina dair ölcekler daha sonra psikiyatrik belirtileri derecelendiren ölcekler uygulanmistir. Arastirmada kullanilan araclar asagida listelenmis ve liste sirasina göre uygulanmistir:

1- SosyoDemograSk ve Klinik Veri Formu: Bu form arastirmacilar taraSndan hazirlanmistir. Hastaya ait sosoyodemograSk bilgilerin yani sira, hastalik tanisi, hastalik süresi, yasam boyu antipsikotik maruziyet süresi, hastalarin ölcüm aninda ve ölcümden önceki 1 ay boyunca kullandigi psikotrop ilaclar ve ortalama dozlarinin kaydedilmesine izin verecek bicimde tasarlanmistir. Ölcüm öncesindeki yedi gün maruz kalinan günlük antipsikotik dozlari, klorpromazin esdeger dozu olarak, önceki yazinda önerildigi bicimde (28) hesaplanmis ve yine bu forma kaydedilmistir.

2- Barnes Akatizi Ölcegi (BAÖ): Ölcek Barnes taraSndan 1989 yilinda özgül olarak antipsikotiklerin yol actigi akatizinin derecesinin saptanmasi amaciyla gelistirilmistir (29). Akatizinin nesnel motor bulgulari ve öznel ic huzursuzlugu bulgulari oldugu varsayimini temel alir. Ilk üc madde (nesnel akatizi, öznel akatizi farkindalik ve öznel akatizisikinti) dört dereceli ölcekle, global akatizi maddesi ise 6 dereceli ölcekle derecelendirilir. Ölcegin güvenilirligine isaret eden Cohen's alfa degerleri; nesnel akatizi icin 0.74, öznel akatizifarkindalik icin 0.83, öznel akatizisikinti icin 0.90 ve global akatizi maddesi icin 0.96'dir (29). Ölcegin kullanimina iliskin önemli bir kisitliligi önceki yazinda ölcege yeterince asina olmayan degerlendiriciler icin yapilmis güvenilirlik calismalarinin bulunmayisidir, bu yüzden ölcegin kullanimi tecrübe gerektirir (30). Bu nedenle bu arastirmada degerlendiriciler daha önceden arastirmalarda bu ölcegi kullanmis arastirmacilar arasindan secilmistir.

3- Beck Anksiyete Envanteri (BAE): 1988 yilinda Beck ve arkadaslari taraSndan gelistirilen BAE (31), 21 maddeden olusan ve hasta taraSndan uygulanan bir anksiyete derecelendirme ölcegidir. Anksiyetenin bedensel ve ruhsal belirtilerini 4 noktali bir puanlama sistemiyle ölcer. Ic tutarliligi ve testtekrar test güvenilirliginin son derece yüksektir (32). Ölcegin Türk hastalarda anksiyete düzeyini gecerli ve güvenilir bir bicimde ölctügü gösterilmistir (33). Bu ölcegin bu calismada kullanilma amaci yalnizca hastalarin anksiyete belirtilerinin derecesinin saptanmasi degildir. Baska yazarlar taraSndan da önerildigi üzere (30), BAE bu calismada BAÖ uygulamasi sirasinda öznel akatiziyi degerlendirirken, gözlem yapmak amaciyla da kullanilmistir.

4- Anormal Istemsiz Hareketler Ölcegi (AIHÖ): Amerikan Ulusal Akil Sagligi Enstitüsü Psikofarmakoloji Arastirma Birimi taraSndan 1976'da gelistirilmis olan AIHÖ (34), antipsikotik tedavi alan hastalarda ortaya cikan diskinezilerin derecesini ayrintili bicimde kaydetme amaciyla gelistirilmistir. On iki maddeden olusur. Ilk 4 madde orofasiyal bölgedeki diskinezileri, 57. maddeler ekstremite ve trunkal bölge diskinezilerini, 9 ve 10. maddeler bu diskinezilerin ölcülen ve hasta taraSndan dile getirilen derecesini degerlendirir. Çogu madde icin 5 dereceli bir puanlama sistemi vardir. Degerlendiriciler arasi güvenilirlik korelâsyonlari ayri ayri maddeler icin 0.660.82 arasinda, maddelerin toplam degerlendirilmesi icin 0.87 olarak, test tekrar test güvenilirligi ayri ayri maddeler icin 0.400.82 arasinda, toplam degerlendirme icin ise 0.81 olarak saptanmistir (30).

5- Birlesik Parkinsonizm Derecelendirme ÖlcegiMotor Muayene Bölümü (BPDÖmm): Ölcek parkinsonizm derecesinin ölcümü amaciyla Fahn ve arkadaslari taraSndan gelistirilmistir (35). Yaygin olarak kullanilan, Parkinson Hastaligi'nin disinda parkinsonizm spektrumundaki tüm rahatsizliklarda kullanima uygun, gecerlilik ve güvenilirligi yüksek olan bir ölcektir ve özellikle bu arastirmada kullanilan, orijinal ölcegin 1831. maddelerini kapsayan motor muayene bölümü oldukca ayrintili bir ölcüme olanak saglar (36). Her belirti icin 4 dereceli bir puanlama sistemi vardir.

6- Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölcegi (HDDÖ): Hamilton taraSndan 1960'ta gelistirilen (37) HDDÖ, hala depresyonun derecesini ölcmek icin en yaygin olarak kullanilan yöntemlerdendir. Klinisyen taraSndan uygulanir. Son bir hafta icerisinde yasanan depresyon belirtilerini sorgulayan 17 maddeden olusur. Orijinal ölcek hastanede yatan hastalar icin gelistirildiginden bu calismada kullanilmaya uygun oldugu düsünülmüstür. Ölcegin uykuya dalma güclügü, gece yarisi uyanma, sabah erken uyanma, somatik ve genital belirtiler, zayisama ve ic görü ile ilgili maddeleri 3 dereceli puanlama sistemiyle, diger maddeleri 5 dereceli puanlama sistemiyle derecelendirilir. Ölcegin Türk dili ve kültüründe gecerligi daha önce gösterilmistir (38). Bu calismada, ölcegin 'intihar maddesi' daha önceki calismalarda da önerildigi üzere (18) intihar egiliminin ölcülmesi amaciyla kullanilmistir.

7- Kisa Psikiyatrik Degerlendirme Ölcegi (KPDÖ): Overall ve Gorham taraSndan 1962'de özellikle psikotik hastalarda genel psikopatolojinin seviyesini ölcmek amaciyla gelistirilmistir (39) ve bu özelligi nedeniyle bu calismada kullanima uygun oldugu düsünülmüstür. Faktör analizi calismalarinin sonuclari maddelerin dört faktör olusturacak bicimde gruplastigini göstermistir. Bunlar; düsünce bozuklugu, yoksulluk ve retardasyon, hostilite ve süphecilik ve anksiyete depresyon faktörleridir (40). Degerlendiriciler arasi güvenilirligi yüksektir (30).

Analiz

Veriler elektronik ortama aktarilmis ve tüm denekler, BAÖ'den aldiklari puana göre akatizisi olanlar ve akatizisi olmayanlar olarak ikiye ayrilmistir. Akatizi grubu, akatizinin haSf formlarini da kapsayacak bicimde, BAÖ'den 1 ve üzeri puan alan hastalardan olusmustur. Daha sonra gruplar birbiriyle sosyo-demograSk özellikler, genel psikiyatrik klinik özellikler ve diger hareket bozukluklari bakimindan SPSS 11.0 paket programi ile uygun istatistiksel yöntemlerle karsilastirilmistir. Sürekli degiskenlerin karsilastirilmasinda t-testi ve Mann-Whitney U testi, kategorik degiskenlerin karsilastirilmasinda ise ki-kare testi uygulanmistir.

Sonuc

Denekler ortalama 35 yasindadir (34.9±12.9) ve ortalama egitim süreleri 9.4±4.2 yildir. Erkek psikoz servisi calismaya sonradan katildigindan deneklerin cogu kadindir (38 kadin, 14 erkek, kadin/erkek orani; 2.7). BAÖ'ye göre, hastalarin %52'sinde (N=27) akatizi oldugu saptanmistir. Akatizisi olan ve olmayan gruplar sosyo-demograSk degiskenler bakimindan birbiriyle karsilastirilmistir (Tablo 1, 2). Yas bakimindan gruplar arasinda anlamli bir farklilik olmadigi gözlenmistir (akatizi grubu 34.4±12.4, akatizisi olmayan grup 37.1±13.2, t=0.8). Akatizisi olmayan grupta kadin/erkek orani akatizi grubuna göre daha yüksektir (akatizi grubunda: 1.7, akatizisi olmayan grupta: 7.0, x2= 5.4, p=0.02). Egitim düzeyi bakimindan gruplar arasinda anlamli bir farklilik yoktur (akatizi grubu 8.7±3.6, akatizisi olmayan grup 10.3± 4.3, t=1.34). Her iki grupta calismaya alinan hastalarin tani dagilimlari benzerdir. Gruplarda hastalarin tani dagilimi tablo 2'de ve ölcüm aninda aldiklari antipsikotik tedaviye iliskin özellikler Tablo 1'de sunulmustur. Tipik ya da atipik antipsikotik kullanim oranlari bakimindan gruplar arasinda bir fark olmadigi saptanmistir.

Akatizi ve diskinezi tanilari bakimindan, olasi bir tani karisikligini kontrol etmek amaciyla alt ekstremite AIHÖ puanlari iki grup arasinda karsilastirilmis ve arada anlamli bir fark bulunmamistir. AIHÖ toplam puani ile akatizinin iliskisi incelendiginde, akatizi grubunda toplam AIHÖ puaninin akatizisi olmayan gruba göre anlamli olarak daha yüksek oldugu gözlenmistir (akatizi grubunda: 13.56±8.19, akatizisi olmayan grupta: 6.48±6.84, t=-3.38, p=0.001). Öte yandan motor parkinsonizmin derecesini gösteren BPRS-mm toplam puani iki grupta benzer bulunmustur (akatizi grubunda: 20±13.5, akatizisi olmayan grupta: 18.6±14.5, t=0.36) (Tablo 3). Parkinsonizm belirtilerinin her biri, iki grup arasinda karsilastirildiginda hicbir belirtinin gruplar arasinda anlamli farklilik göstermedigi saptanmistir.

Akatizi grubunda, akatizisi olmayan gruba göre BAE puanlari anlamli olarak yüksektir (akatizi grubunda: 26.8±13.6, akatizisi olmayan grupta:15.5±9.4 t=3.5, p=0.001). Genel psikiyatrik belirtilerin toplam siddetini ölcen KPDÖ toplam puani akatizi grubunda daha yüksek bulunmustur (akatizi grubunda: 62.6±16.2, akatizisi olmaan grupta: 53.0±14.5, t=2.23, p=0.03). Daha sonra bu farkliligin hangi pskiyatrik belirtilerden kaynaklandiginin arastirilmasi amaciyla; KPDÖ'nn her maddesi icin gruplar birbiriyle karsilastirilmistir. Bedensel ugraslar, anksiyete, hostilite, isbirligi kuramama ve motor hiperaktivite maddeleri icin saptanan puanlar akatizi grubunda akatizisi olmayan gruba göre anlamli olarak daha yüksek bulunmustur. Diger maddelerden alinan puanlar bakimindan gruplar arasinda bir fark bulunmamistir. Ayrica, KPDÖ'nün disfori altölcek puaninin, akatizi grubunda (11.9±4.8) diger gruba göre (8.9±4.3) anlamli olarak yüksek (t=2.27, p=0.027) oldugu gözlenmistir (Tablo 3).

Iki grup depresif belirtiler bakimindan karsilastirildiginda, HDDÖ toplam puaninin gruplar arasinda fark göstermedigi bulunmustur (akatizi grubunda: 12.4±10.0, akatizisi olmayan grupta: 13.8±9.1, t=0.52, p=0.6). Buna karsin, intihar egilimi ile akatizinin iliskisinin arastirilmasi amaciyla, iki grup HDDÖ intihar maddesinden alinan puanlar bakimindan karsilastirilmis ve akatizi grubunun akatizisi olmayan gruba göre bu maddeden daha yüksek puan aldigi gözlenmistir (Z=2.19, p=0.03) (Tablo 3).

Gruplar, yasam boyu toplam antipsikotik maruziyeti, son bir aydaki coklu (birden fazla) antipsikotik maruziyeti ve ölcüm öncesindeki 7 gün boyunca maruz kaldiklari ortalama antipsikotik dozu bakimindan da karsilastirilmistir. Iki grubun ölcüm öncesindeki 7 gün boyunca maruz kaldiklari ortalama antipsikotik dozu arasinda istatistiksel bakimdan anlamli bir fark yoktur. Yasam boyu antipsikotik ilaclara maruziyet süresi bakimindan akatizi grubunun ortalama maruziyet süresi (69.6 (48-322) ay] akatizisi olmayan gruba göre (30.5 (16-119) ay] anlamli olarak daha uzundur (z=-2.54 p=0.011). Öte yandan, son bir ay icinde birden fazla antipsikotik kullanimi olan hastalarin sikligi, akatizi grubunda (%66,6), akatizisi olmayan gruba (%36.0) göre daha yüksektir ( X2=4.89 p=0.026) (Tablo 3).

Tartisma

Bu calismada antipsikotik tedavi altindaki hastalar arasinda, akut akatizi gelisen olgular, gelismeyenlerle klinik özelliklerin ve diger hareket bozukluklarinin siddeti bakimindan karsilastirilmis ve akatizi grubunda, genel psikiyatrik belirtilerin siddetinin ve diskinezi derecesinin daha yüksek oldugu bulunmustur. Depresif belirtiler iki grup arasinda farksiz, buna karsin akatizi grubunda intihar egilimi daha yüksektir. Parkinsonizm belirtileri bakimindan gruplar arasinda bir fark bulunmamistir. Yasam boyu antipsikotik maruziyet süresinin ve coklu antipsikotik kullaniminin akatizi grubunda daha yüksek oldugu saptanmistir.

Antipsikotik kullanan örneklemlerde akatizi sikliginin ortalama %30 dolaylarinda oldugu bildirilmistir (4,41). Çalismamizda saptadigimiz akatizi sikligi %52'dir ve göreceli olarak yüksektir. Bu durum, akatizi grubunun, BAÖ'de 1 ve üzerinde puan alan olgulardan olusmus olmasina, yani haSf akatizi olgularini da kapsamasina bagli olabilir. Önceki calismalarin bulgulari yas, cinsiyet, egitim düzeyi gibi sosyodemograSk özelliklerle ve antipsikotik tedavi baslanmasini gerekli kilan psikiyatrik bozukluk tanisiyla akatizi arasinda bir iliski olmadigi yönündedir (7). Çalismamizda cinsiyet disindaki sosyodemograSk özelliklerin akatizi ile iliskisinin olmamasi yazin ile uyumluyken, cinsiyet bakimindan gruplar arasinda saptanan farklilik calismamizin hasta secimi ile ilgili bir sinirliligi olarak yorumlanmalidir. Gruplar arasinda hastalik tani dagilimlari nin benzer olmasi ve her iki grubun ölcüm öncesindeki 7 gün boyunca maruz kaldiklari ortalama antipsikotik dozu arasinda istatistiksel bakimdan anlamli bir fark bulunmamasi gruplarin karsilastirilabilir gruplar olduguna isaret etmektedir.

AIHÖ toplam puaninda akatizi grubu lehine gözlenen yükseklik, literatürde diskineziler ve akatizinin beraber görülme sikliginin yüksek oldugu yönündeki calismalarla uyumludur (8,9). Ayrica alt ekstremite diskinezi puanlarinin gruplar arasinda benzer olmasinin, ölcüme ait bir yanliligi disladigini düsünüyoruz. BPDÖ-mm toplam puani bakimindan gruplar arasinda bir farklilik saptamamis olmamiz, parkinsonizm ve akatizinin beraberliginin yüksek oldugu yönündeki calismalarla (11-13) uyumsuzdur. Ancak önceki yazinda akatizi ile parkinsonizmin beraber görülme hizinin yüksek bulunmadigi calismalar da mevcuttur (8,14,15). Öte yandan daha önce parkinsonizm ve akatizinin birbirleri üzerinde maskeleyici etkileri olabilecegi öne sürülmüstür (42). Çalismamizda, gruplar arasinda diskinezilerin derecesi bakimindan belirgin farklilik varken, BPDÖ-mm puanlari bakimindan farklilik saptanmamis olmasi bu maskeleyici etkiyle aciklanabilir. Bunun yaninda akatizi patoSzyolojisinin yalnizca dopaminerjik sistem ile ilgili olmayabilecegi (14,43), hipokinetik hareket bozukluklarindan farkli mekanizmalarla ortaya cikiyor olabilecegi (7,14) ve pek cok nörotransmitter sistemi arasinda karmasik bir etkilesime dayandigi (3) öne sürülmüstür. Bu baglamda, akatizi grubunda parkinsonizm belirtilerinin akatizisi olmayan gruptakinden farksiz olarak saptanmasi, iki duruma neden olan patolojik mekanizmalarin farkliligini destekleyen bir bulgu da olabilir.

KPDÖ toplam puani bakimindan akatizi grubunun, akatizisi olmayan gruba göre daha yüksek puan almasi önceki calismalarla uyumludur (21) ve akatizinin -bu calismada oldugu gibi haSf formlari dâhil edildiginde bile- daha ciddi bir genel psikopatoloji düzeyi ile beraberlik gösterdigi söylenebilir. Daha ayrintili irdelendiginde; akatizi grubunun KPDÖ'nün disfori alt ölceginde ve anksiyete, hostilite ve isbirligi kuramama maddelerinde akatizisi olmayan gruba göre daha yüksek puan almasi, akatizinin intihar, ajitasyon ve hostil davranis ile iliskilendirildigi önceki calismalarla (17-19) uyumludur ve akatizinin ne denli rahatsizlik verici bir klinik tablo olduguna isaret etmektedir. Akatizi grubunun KPDÖ'nün motor hiperaktivite ve bedensel ilgi artisi maddelerinde daha yüksek puan almasi ise akatizinin bir motor huzursuzluk sendromu olmasiyla aciklanabilir. Duncan ve arkadaslari akatizinin özgül olmayan mekanizmalarla sanrilar ve varsanilar gibi belirtileri artiriyor olabilecegini öne sürmüstür (22). Oysaki bu calismada, KPDÖ'nün kuskuculuk, varsanisal davranis, olagandisi düsünceler gibi psikotik belirtileri degerlendiren maddelerinde gruplar arasinda bir farklilik saptanmamis olmasi, Duncan ve arkadaslarinin hipotezine ters bir bulgudur. Bu konuda daha gecerli sonuclara varabilmek icin uzunlamasina calismalara gereksinim vardir.

BAE toplam puaninda akatizi grubu lehine saptanan yükseklik akatizinin öznel belirtilerinin yarattigi huzursuzlugun bir disavurumu olabilir. Fakat muhtemelen aradaki iliski karmasiktir ve cift yönlü de olabilir. Örnegin, Chung ve Chiu (2) akatizinin neden oldugu motor hareketlilik halinin anksiyeteye ikincil mi gelistigi, yoksa istemsiz hareketlere ikincil bir huzursuzluk mu oldugu konusunun belirsiz oldugunu öne sürmüstür.

Literatürde akatiziyle depresif belirtiler arasinda iliski oldugunu saptayan arastirmalar (19,20) oldugu kadar, böyle bir iliskinin gözlenmedigi bir calisma da vardir (5). Çalismamizda ise HDDÖ toplam puani bakimindan gruplar arasinda bir farklilik saptanmamis, öte yandan akatizi grubunun KPDÖ disfori alt ölceginden akatizisi olmayan gruba göre daha yüksek puan aldigi gözlenmistir. Bu durum öznel akatizinin dogasina bagli olabilir. Örnegin hayvan calismalarinda nöroleptik ajanlarin kullanilmasini takiben santral dopaminerjik yolaklardan mezolimbik yolakta ve özellikle nükleus akumbenste dopaminerjik blokaja bagli olarak haz cevabinin bozulmus oldugu öne sürülmüstür (44). Ayrica yazinda secici serotonin gerialim inhibitörleriyle tedavi sirasinda da akatizi gelistigine yönelik yayinlara rastlanmaktadir (45). Bu bulgular isiginda, öznel akatizinin daha cok disfori ve anksiyeteyle seyreden bir klinik tablo oldugu ve depresif belirtilerden ayri bir klinik antiteye karsilik geldigi öne sürülebilir.

HDDÖ intihar maddesinde akatizi grubunun, akatizisi olmayan gruba göre daha yüksek puan almasi, akatizi ile intihar egilimi arasinda iliski oldugu yolundaki hipotezimizi dogrulamistir. Bu bulgu, akatizi ile intihar davranisinin iliskilendirildigi önceki vaka raporlari ve calismalarin bir kismiyla uyumludur (18,23,24). Iki grup arasinda depresif belirtiler bakimindan fark olmadigi halde, intihar egilimi arasinda fark olmasi dikkat cekicidir ve akatizi ile iliskili intihar davranisinin dürtüsel bir örüntüsü olduguna, depresif belirtilerden cok yüksek anksiyete ve disforiye bagli olarak gelistigine isaret ediyor olabilir. Hansen ve arkadaslari akatiziyle intihar egilimi arasinda bir iliski saptamamistir, fakat örneklemleri tedaviye direncli sizofreni hastalarindan olusmustur (25) ve akatiziyle intihar egilimi arasinda calismaya alinmis olan hastalarin bu özelligi nedeniyle herhangi bir iliski gözlenmemis olabilir. Öte yandan Hansen ve Kingdon yeni bir antipsikotik ajana gecilmesine ya da mevcut antipsikotigin dozunun yükselmesine ikincil gelisen akatizinin, intihar davranisiyla daha yakindan iliskili olabilecegini öne sürmüslerdir (27). Bizim calismamizda akatizinin intihar egilimi ile iliskisi, bu yazarlarin tarif ettigine benzer bir grupta incelenmis ve gercekten de bu grupta hem akatizi sikligi beklenenin oldukca üzerinde gözlenmis, hem de akatizisi olan hastalarda intihar egiliminin akatizisi olmayanlara göre daha yüksek oldugu saptanmistir. Hawton ve arkadaslari (26) akatizi ve intihar arasindaki iliskinin kanit derecesinin vaka raporlari düzeyinde oldugunu bildirmis ve bu konudaki en güncel gözden gecirme yazisinda, sizofrenide intihar davranisini yordayan risk etmenleri arasinda akatiziyi saymamislardir. Halbuki, önceki yazinda (18) ve arastirma grubunun büyük bir kisminin sizofreni hastalarindan olustugu bu calismada saptanan bulgular, bu konuda, vaka raporlari düzeyinin üzerinde bir kanit derecesi olduguna isaret etmektedir. Akatizi ve intihar egiliminin iliskisi daha genis örneklemlerde, prospektif olarak calisilmalidir.

Çalismada saptanan önemli bir bulgu akatizi grubunun yasam boyu antipsikotik maruziyet süresinin akatizisi olmayan grubun iki katina yakin olmasidir. Yasam boyu antipsikotige maruziyet süresiyle akatizi arasinda saptanan bu iliski, bilgimiz dâhilinde yazinda ilk kez saptanmis bir bulgudur. Önceki calismalarda akatizi gelismesi bakimindan en önemli risk etmenlerinin, kullanilan antipsikotigin potensi, dozu ve doz artis hizi oldugu öne sürülmüstür (4,6,7). Sachdev (7) ile Sachdev ve Kruk (46) akatizinin antipsikotik kullaniminin ilk günlerinde daha sik görüldügünü ve kullanim süresi uzadikca akatizi görülme riskinin giderek azaldigini öne sürmüstür. Bu calismada aksi yönde sonuclar elde edilmistir. Yasam boyu antipsikotige maruziyet süresinin uzun olmasi akatizi gelismesinde rol oynuyor olabilir ve bu konu daha genis örneklemlerde calisilmalidir. Çalismamizda saptadigimiz diger bir önemli bulgu birden fazla antipsikotik kullanimiyla akatizi arasindaki iliskidir. Bu durum antipsikotiklerin etki mekanizmalarinin farkliligina ve akatizi gelisiminde antipikotiklerin farkli nörotransmitter sistemleri üzerinden aditif etkileri oldugu dogrultusunda yorumlanabilecegi gibi, eklenen antipsikotiklerin genellikle konvansiyonel ajanlar olmasina ve buna bagli olarak antipsikotik potensinin artmasina bagli bir bulgu da olabilir.

Bu calisma psikoz servisinde yatmakta olan akut, ve sik olarak coklu ilac kullanan hastalarda yürütülmüstür, arastirma grubunun büyüklügü göreceli olarak kücüktür ve kadin/erkek dagilimi da toplumdaki orani temsil etmemektedir. Bu nedenlerden ötürü calismada elde edilen bulgularin, antipsikotik kullanan herkese genellenemeyecegi akilda tutulmalidir. Ayrica bu calismanin örneklemi farkli psikiyatrik tani kategorilerinde hastalardan olusmaktadir. Her ne kadar psikiyatrik hastaligin tanisi ya da siddeti akatizinin sikligi ya da siddetini etkileyen etmenler arasinda sayilmasa da (47) psikiyatrik hastaligin tanisi, akatizinin psikiyatrik belirtilerle iliskisi üzerine etki ediyor olabilir. Çalisma kesitsel bir calisma oldugundan, veriler dogrudan herhangi bir nedensellik iliskisine de destek teskil edemez. Diger yandan akatizi oldukca sik görülen, buna karsin klinisyenler ve arastirmacilar taraSndan genellikle ihmal edilen bir sendromdur (48). Diger hareket bozukluklari ve intihar egilimiyle iliskisi konusundaki veriler celiskilidir ve klinik belirtilerle iliskisi konusundaki yazin kisitlidir. Bu nedenlerden ötürü, bu calismada, akatizi olgularinin oldukca kapsamli bir klinik ve hareket bozukluklari muayenesine tabi tutulmasinin calismayi önemli kildigini düsünüyoruz.

Kaynaklar

1. Tung EH, Simpson GM. Medication induced movement disorders. Sadock BJ, Sadock VA, editörler. Comperhensive Textbook of Psychiatry icinde. 7. Baski. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins; 2000; s. 2267-8.

2. Chung WSD, Chiu HFK. Drug induced akathisia revisted. British Journal of Clin Pract. 1996; 50:270-8.

3. Kane JM, Fleischhacker WW, Hansen L, et al. Akathisia: an updated review focusing on second-generation antipsychotics. J Clin Psychiatry 2009; 70:627-43.

4. Berardi D, Gianelli A, Barnes TRE. Clinic correlates of akathisia in acute psychiatric inpatients. Int Clin Psychopharmacol 2000; 15:215-9.

5. Halstead SM, Barnes TRE, Speller JC. Akathisia: prevalence and associated dysphoria in an in-patient population with chronic schizophrenia. Br J Psychiatry 1994; 164:177-83.

6. Miller CH, Hummer M, Oberbauer H et al. Risk factors for the development of neuroleptic induced akathisia. European Neuropsychopharmacol 1997; 7:51-5.

7. Sachdev P. The epidemiology of drug induced akathisia: Part 1, Acute Akathisia, Schizophrenia Bull 1995; 21:431-49. 8. Van Harten PN, Hoek WH, Matroos GE et al. The interrelationships of tardive dyskinesia, parkinsonism, akathisia and tardive dystonia; The Crucao extrpyramidal syndromes study 2. Schizophrenia Res 1997; 26:235-42.

9. Mc Creadie RG, Robertson LJ, Wiles DH. The Nithsdale Schizophrenia Surveys; 9: Akathisia, Parkinsonism, Tardive Dyskinesia and Plasma Neuroleptic Levels. Br J Psychiatry 1992; 161:793-9.

10. Bing R. Parkinson's Disease. Bing R, editor. Textbook of nervous disease icinde. St Louis: Mosby; 1939; s. 421-53.

11. Comella CL, Goetz CG. Akathisia in Parkinson's Disease. Mov Disord 1994; 9:545-9.

12. Kim JH, Byun HJ. Prevalence and characteristics of subjective akathisia, objective akathisia, and mixed akathisia in chronic schizophrenic subjects. Clin Neuropharmacol 2003; 26:312-6.

13. Janno S, Holi M, Tuisku K et al. Prevalence of neuroleptic-induced movement disorders in chronic schizophrenia inpatients. Am J <Psychiatry 2004; 161:160-3.

14. Sandyk R, Kay SR. Relationship of neuroleptic-induced akathisia to drug-induced parkinsonism. Ital J Neurol Sci 1990; 11:439-42.

15. Van Harten PN, Matroos GE, Hoek HW, et al. The prevelance of tardive dystonia, tardive dyskinesia, parkinsonism and akathisia. Schizophrenia Res 1996; 19:195-203.

16. Van Putten T, Marder SR. Behavioral toxicity of antipsychotic drugs, J Clin Psychiatry 1987; 48:13-7.

17. Crowner ML, Douyon R, Convit A et al. Akathisia and violence. Psychopharmacol Bull 1990; 26(supll 1):115-7.

18. Atbafloglu CE, Schultz SK, Andreasen NC et al. The relationship of akathisia with suicidality and depersonalization among patients with schizophrenia. J Neuropychiatry Clin Neurosci 2001; 13:1-6.

19. Kim JH, Lee BC, Park HJ, et al. Subjective emotional experience and cognitive impairment in drug-induced akathisia. Compr Psychiatry 2002; 43:456-62.

20. Newcomer JM, Miller LS, Faustman WO et al. Correlations between akathisia and residual psychopatology, a by product of neuroleptic induced dysphoria. Br J Psychiatry 1994; 164:834-8.

21. Nair CJ, Josiassen RC, Abraham G, et al. Does akathisia influence psychopathology in psychotic patients treated with clozapine? Biol Psychiatry 1999; 45:1376-83.

22. Duncan EJ, Adler LA, Stephanides M et al. Akathisia and execerbation of psychopathology: A preliminary report. Clin Neuropharmacol 2000; 23:169-73.

23. Chow LY, Chung D, LeungV. Suicide attempt due to metoclopramideinduced akathisia. Int Jour Clin Practice 1997; 51:330-1.

24. Drake RE, Ehrlich J. Suicide attempts associated with akathisia. Am J Psychiatry 1985; 142:499-501.

25. Hansen L, Jones R, Kingdon D. No association between akathisia or parkinsonism and suicidality in treatment resistant schizophrenia. J Psychopharmacol 2004; 18:384-7.

26. Hawton K, Sutton L, Haw C. Schizophrenia and suicide: systematic review of risk factors. Br J Psychiatry 2005; 187:9-20.

27. Hansen L, Kingdon D. Akathisia as a risk factor for suicide. Br J Psychiatry 2006; 188:190-4.

28. Andreasen NC, Pressler M, Nopoulos P, et al. Antipsychotic dose equivalents and dose-years: A standardized method for comparing exposure to different drugs. Biol Psychiatry 2010; 167:255-62.

29. Barnes TR. A rating scale for drug-induced akathisia. Br J Psychiatry 1989; 154:672-6.

30. American Psychiatric Association Task Force. Handbook of Psychiatric Measures. Washington D.C.: American Psychiatric Association; 2000.

31. Beck AT, Epstein N, Brown G, et al. An inventory for measuring clinical anxiety: psychometric properties. J Consult Clin Psychology 1988; 56:893-7.

32. De Beurs E, Wilson KA, Chambless DL, et al. Convergent and divergent validity of the Beck Anxiety Inventory for patients with panic disorder and agoraphobia. Depress Anxiety 1997; 6:140-6.

33. Ulusoy M, Sahin N, Erkmen H. Turkish Version of the Beck Anxiety Inventory, Journal of Cognitive Psychotherapy, An International Quarterly 1998; 12:2.

34. Guy W. ECDEU Assessment Manual for Psychopharmacology, Revised. Rockville: U.S. Department of Health, Education, and Welfare, Public Health Service, Alcohol, Drug Abuse, and Mental Health Administration, NIMH Psychopharmacology Research Branch, Division of Extramural Research Programs press, 1976.

35. Fahn RL, Elton E, and the UPRDS Development Committee. Unified Parkinson's Disease Rating Scale. Fahn S, Marsden CD, Calne D, Goldstein M, editörler. Recent developments in Parkinson's disease vol. 2 icinde. NJ: Macmillan; 1987; s. 153-3.

36. Movement Disorder Society Task Force on Rating Scales for Parkinson's Disease. The Unified Parkinson's Disease Rating Scale (UPDRS): status and recommendations. Mov Disord 2003; 18:738-50.

37. Hamilton M, Hamilton A. Rating scale for depression. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1960; 23:56-62.

38. Akdemir A, Örsel SD, Dag I. Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölcegi'nin gecerliligi-güvenilirligi ve klinikte kullanimi. Psikiyatri Psikoloji ve Psikofarmakoloji Dergisi 1996; 4:251-9.

39. Overall JE, Gorham D. The Brief Psychiatric Rating Scale. Psychol Rep 1962; 10:799-812.

40. Hedlund JL, Vieweg BW. The Brief Psychiatric Rating Scale (BPRS): A comprehensive review. Journal of Operational Psychiatry 1980; 11:48-65.

41. Cunningham-Owens DG. A Guide to the Extrapyramidal Side-Effects of Antipsychotic Drugs. Cambridge: Cambridge University Press; 1999.

42. Tuisku K, Lauerma H, Holi MM, et al. Akathisia masked by hypokinesia, Pharmacopsychiatry 2000; 33:147-9.

43. Botschev C, Bondy B, Hofmann M et al. Beta-2 receptor density in mononuclear blood cells in patients suffering from neuroleptic induced akathisia (NIA). Biol Psychiatry 1996; 40:203-7.

44. Voruganti L, Slomka P, Zabel P et al. Subjective effects of AMPTinduced dopamine depletion in schizophrenia: correlation between dysphoric responses and striatal D(2) binding ratios on SPECT imaging. Neuropsychopharmacology 2001; 25:642-50.

45. Gerber PE, Lynd LD. Selective serotonin-reuptake inhibitor-induced movement disorders, Ann Pharmacother 1998; 32:692-8.

46. Sachdev P, Kruk J. Clinical characteristics and predisposing factors in acute drug induced akathisia. Arch Gen Psychiatry 1994; 51:963-74.

47. Sachdev PS. Neuroleptic-induced movement disorders: an overview. Psychiatr Clin North Am 2005; 28:255-74.

48. Hirose S. The causes of underdiagnosing akathisia. Schizophr Bull 2003; 29:547-58.

Author affiliation:

Bora BASKAK, Asli YOLAÇ-YARPUZ*, Halise DEVRIMCI-ÖZGÜVEN, Cem ATBASOGLU

Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dali, Nöropsikiyatri Arastirma Ünitesi, Ankara, Türkiye

*Özel Madalyon Tip Merkezi, Ankara, Türkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Bora Baskak, Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dali, Nöropsikiyatri Arastirma Ünitesi, Ankara, Türkiye

Gsm: +90 533 737 56 17 E-posta: baskak@medicine.ankara.edu.tr Gelis tarihi/Received: 25.03.2010 Kabul tarihi/Accepted: 14.08.2010

© Nöropsikiyatri Arsivi Dergisi, Galenos Yayinevi taraSndan basilmistir. / © Archives of Neuropsychiatry, published by Galenos Publishing.

The use of this website is subject to the following Terms of Use