Cinsel Islev Bozukluklari Klinigine Basvuran Olgularda Basvuru Yakinmasi ile Klinik Tani Arasindaki Iliski/Relationship Between Presenting Complaint and Clinical Diagnosis in Outpatients Applying to the Sexual Dysfunction Clinic

ÖZET. Cinsel sorun nedeniyle basvuran olgularin tanisal degerlendirmelerinde yakinma ve cinsel islev bozukluklari (CIB) tanisi arasindaki iliski ile ilgili bilgiler sinirlidir. Bu çali smada CIB poliklinigine basvuran olgularin tani dagilimlari ile basvuru yakinmalari ve tani arasindaki iliski arastirilmistir. Çalismaya Ocak 2006-Aralik 2007 yillari arasinda Bakirköy Ruh Sagligi ve Sinir Hastaliklari Hastanesi (BRSHH) Cinsel Islev Bozukluklari Poliklinigi'ne basvuran tüm olgular dahil edildi. DSM IV-TR ölçütlerine göre CIB tanisi konulan hastalarin yari yapilandirilmis poliklinik olgu degerlendirme formu kayitlari geriye dönük olarak incelendi. Sonuçlar istatistiksel olarak %95 güven araligi nda degerlendirildi. Çalismaya 242'si erkek 196'si kadin toplam 440 olgu alindi. Yas ortalamalari kadinlarda 30.71±7.73, erkeklerde 35.5±9.59 idi. Kadin olgularda en sik saptanan CIB vajinismus (%41.0) ve anorgazmi (%17.0) iken erkeklerde en sik %45.5 erken bosalma ve %27.7 sertlesme bozuklugu saptandi. Tek basina basvuran erkek olgularda yakinma ile CIB tanisi arasinda anlamli bir iliski gözlendi (p<0.001). Partneri ile basvuran erkeklerde ise bu iliski negatif anlamlilik göstermekteydi (p<0.001). Kadinlar ister tek basina ister partneri ile basvursun yakinmalari ile tanilari arasinda anlamli ve pozitif iliski saptandi (p<0.001). Partneri ile basvuran erkeklerde ve erken bosalma tanisi alanlarda basvuru yakinmasi ve klinik tani arasindaki uyum düsüktür. Özellikle partneri ile basvuran erkek olgularda yakinma belirtilmese de ayrintili tanisal görüsme yapilmalidir. Erkek olgulardaki bu durum toplumda hem kadin hem de erkeklerdeki yanlis cinsel inanislarin daha çok erkek cinselligi üzerine olmasi ile iliskili olabilir. (Nöropsikiyatri Arsivi 2011; 48 Özel Sayi 1: 24-30). Anahtar kelimeler: Cinsel islev bozuklugu, basvuru yakinmasi, klinik tani. ABSTRACT. The data on the relationship between presenting complaint and diagnosis of sexual dysfunction (SD) in diagnostic evaluation of patients who apply with sexual problems are limited. In this study, we investigated the diagnosis of patients who apply to the SD clinic and the relationship between presenting complaint and clinical diagnosis. All outpatients who applied to the SD clinic of Bakirköy Research and Training Hospital for Psychiatry, Neurology and Neurosurgery between January 2006 and December 2007 were included in this study. The records of semi-structured case evaluation forms of outpatients diagnosed with SD according to the DSM-IV-TR criteria were analyzed retrospectively. The results were evaluated statistically in 95% confidence interval. 440 outpatients were included (242 men and 196 women) in this study. The mean age of women was 30.71±7.73 years and of men was 35.5±9.59 years. Vaginismus (in 41.0% of cases) and anorgasmia (in 17.0%) were the most common SD in females, while premature ejaculation (45.5%) and erectile dysfunction (27.7%) in males. We found significant relationship between present complaint and clinical diagnosis in male outpatients who applied alone (p<0.001). For men who applied with their partners, this relationship showed negative significance (p<0.001). For women, regardless of whether they applied alone or with their partners, significant and positive relationship was observed between complaints and clinical diagnosis (p<0.001). There is a weak consistency between presenting complaint and clinical diagnosis in men who apply with their partners and in men whose clinical diagnosis is premature ejaculation. Detailed diagnostic interview should be done especially in men applying with their partners, even if a complaint is not stated. This condition in men may be related to false sexual beliefs in society which are mostly based on male sexuality, both in men and women. (Archives of Neuropsychiatry 2011; 48 Supplement 1: 24-30). Key words: Sexual dysfunction, presenting complaint, clinical diagnosis.






Latest articles from "Noro-Psikyatri Arsivi":

Severity of Minor Physical Anomalies as a Possible Trait Marker in Schizophrenia/Sizofrenide Olasi Bir Isaretleyici Olarak Minör Fiziksel Anomalilerin Siddeti (July 1, 2012)

Nöro-Behçet Sendromu ve Iki Uçlu Bozukluk Birlikteligi/The Association of Bipolar Disorder and Neuro-Behçet Syndrome (July 1, 2012)

Injection Neuropathies of the Sciatic Nerve: Experience of an Electrophysiology Laboratory and Medicolegal Approach in Turkey/Siyatik Sinir Enjeksiyon Nöropatileri: Bir Elektrofizyoloji Laboratuarinin Tecrübesi ve Türkiye'de Medikolegal Yaklasim (July 1, 2012)

Psychometric Properties of the Turkish Version of the Coping Inventory for Stressful Situations/Stresli Durumlarla Basa Çikma Envanteri'nin Türkçe Formunun Psikometrik Özellikleri (July 1, 2012)

Bronsial Astmasi Olan Çocuklarda Psikiyatrik Bozukluk ve Belirtiler/Psychiatric Disorders and Symptoms in Children with Bronchial Asthma (July 1, 2012)

Serum Neopterin and Haptoglobin Concentrations in Patients with First Episode Psychosis/Ilk Epizod Psikoz Olgularinda Serum Neopterin ve Haptoglobulin Düzeyleri (July 1, 2012)

Migrenli Hastalarda Serum Atrial Natriüretik Peptid Düzeylerinin Agri ile Iliskisi/The Relationship Between Serum Atrial Natriuretic Peptide Levels and Pain in Migraine Patients (July 1, 2012)

Other interesting articles:

Marker validation in recombinant inbred lines and random varieties of rice for drought tolerance
Australian Journal of Crop Science (April 1, 2012)

Respiratory enzyme activity and regulation of respiration pathway in seashore mallow (Kosteletzkya virginica) seedlings under waterlogging conditions
Australian Journal of Crop Science (April 1, 2012)

Absorption and accumulation characteristics of nitrogen in different wheat cultivars under irrigated and dryland conditions
Australian Journal of Crop Science (April 1, 2012)

Dis Ticaretin Finansmaninda Göçmen Gönderilerinin Rolü: Türkiye Örnegi/The Role of Migrants' Remittances in Foreign Trade: The Case for Turkey
Sosyoekonomi (January 1, 2012)

Gelismekte Olan Ülkelerde Politik Istikrarin Ekonomik Büyüme Üzerine Etkisi/The Effect of Political Stability on Economic Growth in Developing Countries
Sosyoekonomi (January 1, 2012)

Effects of nutrition and water supply on the yield and grain protein content of maize hybrids
Australian Journal of Crop Science (March 1, 2012)

Ürolojik cerrahide teknikler degisiyor mu?/Changes in urological surgical techniques
Dicle Tip Dergisi (April 1, 2010)

Publication: Noro-Psikyatri Arsivi
Author: Yildirim, Ejder Akgün
Date published: January 1, 2011

Giris

Cinsel islev bozukluklari (CIB) erkekler ve kadinlarda en yaygin psikiyatrik bozukluk tani grubudur (1). Bununla birlikte tedavi arayisi diger psikiyatrik bozukluklar ile karsilastirildiginda düsüktür. CIB'nun toplumda yayginligi ile ilgili veriler sosyokültürel farkliliklarin CIB gelisimi ve dagiliminda önemli bir de- gisken oldugunu göstermektedir (2-4).

Klinik örneklemler üzerinde yapilan çalismalarda genel toplum verilerine göre CIB görülme oranlari daha farklidir (1,5). Toplumda hangi CIB'u için daha fazla tedavi gereksinimi oldu- gunun belirlenmesinde önemli bir ölçüt olan tani dagilimlari klinikten klinige farklilik gösterebilmektedir (6). Örnegin birlesemeyen çift olgularinda jinekoloji kliniklerindeki, üroloji/androloji kliniklerindeki ve psikiyatri kliniklerindeki CIB ünitelerinin hasta dagilimlari oldukça farkli olabilmektedir (2,8-11).

Ülkemizde multidisipliner bir CIB kliniginde erkeklerde en sik rastlanan cinsel sorun sertleflme bozuklugu iken psikiyatri klinigindeki bir CIB ünitesinde en sik CIB olarak erken boflalma bildirilmifltir (11,12).

Kliniklerin olgu dökümleri cinsel sorunlar ile çalisan klinisyenler için önemli bilgiler sunmaktadir (13). Bununla birlikte bu veriler daha çok tanisal sonuçlari içermektedir. Diger taraftan basvuran hastalarin yakinmalari da sorunun nasil tanimlandigi- nin anlasilmasi açisindan önemlidir. Basvuru sekli ve basvuru yakinmasi tanisal degerlendirmelerde oldukça yardimci bilgilerdir (14-16). CIB açisindan tanisal degerlendirme süreci genel psikiyatrik degerlendirmeye benzemekle birlikte farkliliklari vardi r (16). Cinsellik her seyden önce basvuranlar açisindan zor dile getirilen bir durumdur (14,15,17).

Cinsel islevin bir asamasinda ortaya çikan bir sorun diger evrelerde de soruna neden olabilmektedir (14,18,19). Birincil olarak etkilenen islevin tanimlanmasi tedavide önemlidir (18,20). Çogu kez birincil odagin tedavisi yanit döngüsünde etkilenen diger alanlardaki sorunlarin kendiliginden düzelmesini saglamaktadir. Bu nedenle CIB degerlendirmesi sadece taniyi degil tedavi sürecini de belirlemektedir (14). Basvuruda dile getirilen yakinma birincil CIB'na bagli olabildigi gibi birincil CIB nedeniyle olusan ikincil cinsel sorun ya da partnerde olusan cinsel soruna bagli da olabilir (21).

Kisi tarafindan bir yakinmanin dile getirilmemesi cinsel bir sorun yasanmadigi ya da bir CIB olmadigi anlamina gelmemektedir (22,23). Cinsel sorunlarin kültürel farkliliklardan etkilendigi (2,24) ve yanlis cinsel inanislarin kisinin cinselligi yasamasi ve tanimlamasinda önemli oldugu düsünüldügünde (4,25), dogrudan hasta tarafindan cinsel sorunun tanimlanmasi olan yakinmani n da bu sosyal kültürel belirleyicilerin etkisinde olacagi öngörülebilir.

Tani ve ayirici tani sürecinde hastalarin yakinmalarinin klinik tani ile uyumunun bilinmesi klinisyenler için önemlidir. Yeterli bir tanisal degerlendirme için, cinsel sorun nedeniyle basvuran olgularda tani profili kadar yakinma ve olgularin basvuru özellikleri ile ilgili bilgilere de ihtiyaç vardir. Bununla birlikte dogrudan yakinma ve tani arasindaki iliskinin degerlendirildigi çalismalar bazi özel yakinmalar ile ilgili olanlar (2,8,10) disinda sinirlidir (17).

Bu çalismada bir CIB poliklinigine basvuran olgularin tibbi kayitlarinin geriye dönük incelenerek basvuru özellikleri ve CIB tani dagiliminin belirlenmesi, olgularda klinik tani ile basvuru yakinmasi arasindaki iliskinin arastirilmasi amaçlanmistir.

Gereç ve Yöntem

Çalismaya Ocak 2006-Aralik 2007 yillari arasinda Bakirköy Ruh sagligi ve Sinir Hastaliklari Hastanesi Cinsel Islev Bozukluklari (BRSHH-CIB) Poliklinigi'ne basvuran tüm olgularin tibbi kayitlari dahil edilmistir.

Kayitlarda dogrudan cinsel sorun yakinmasi olmayan, bilgilerinde eksiklik ya da tutarsizlik olan olgular ile dogrudan cinsel sorun tanimlamayip konsültasyon ya da adli- idari bilirkisilik amaci ile yönlendirilen olgular arastirma disi tutulmustur.

BRSHH-CIB Poliklinigi Türkiye'de psikiyatri kliniginde özerk bir birim olarak kurulmus ve dogrudan cinsel sorunlar üzerine çalisan ilk merkezlerden biridir. Hastalar poliklinige kurum içi sevk, baska bir merkez tarafindan yönlendirme ya da dogrudan basvurma seklinde gelebilmektedir. Ocak 2006-Aralik 2007 tarihleri arasinda CIB Poliklinigi'ne basvuran olgularin tanilari DSM IV-TR tani ölçütlerine göre (26) ayrintili cinsel islev degerlendirmesi sonucunda belirlenmis, tedavi karari verilenlerin cinsel tedavileri modifiye bilissel davranisçi bireysel/çift terapisi seklinde yürütülmüstür. Poliklinik degerlendirilmelerinde tüm olgulara poliklinik görüsme formu uygulanmis, tedavi sonucu ise Klinik Global Izlenim Ölçegi-Iyilesme Ölçegi'ne göre tanimlanmistir. Klinik degerlendirmeleri ve tedavi uygulamalari, arastirmacilarin sorumlulug unda bir tedavi ekibi tarafindan yürütülmüstür.

Arastirmaya ölçütleri dolduran 440 olgu alinmistir. Örneklemdeki olgularin hepsinin tedavisi tamamlanmis ya da sonlanmistir.

Cinsel Islev Bozukluklari Poliklinigi Görüsme Formu

Arastirmacilar tarafindan olusturulan bu form BRSHH-CIB Poliklinigi tarafindan 2006-2008 yillari arasinda kullanilan form olup üç kisimdan olusmaktadir. Ilk kismi basvuru sekli, basvuru yakinmasi ve genel sosyodemografik özelliklerini; ikinci kisim cinsel islev durum muayenesi ve cinsel gelisim öyküsünü; üçüncü kisim ise DSM IV-TR tani ölçütlerine göre CIB tanisi ile ilgili bilgileri ve klinik izlem ve tedavi sonucunu içermektedir.

Degerlendirme

Istatistiksel açidan verilerin degerlendirilmesinde bilgisayar ortaminda SPSS for Windows 13.0 istatistik paket programi kullanilmistir. Istatistiksel degerlendirilmelerde degiskenler arasi nda iliskileri degerlendirmek ve temel hipotezleri test etmek için veri tipine uygun olarak; tanimlayici istatistiksel yöntemlerin (ortalama, standart sapma) yani sira parametrik olmayan verilerde grup homojenligi ki-kare testi uygulanarak test edilmis, Kendall tau-b korelasyon analizi uygulanmistir. Tüm sonuçlarin degerlendirilmesinde ise p<0.05 degeri istatistiksel anlamlilik olarak kabul edilmistir.

Bulgular

440 olgunun 196'si kadin 242'si erkekti. Tüm olgularin yas ortalamalari 33.35±9.11, kadinlarin yas ortalamasi 30.71±7.73, erkeklerin yas ortalamasi ise 35.5±9.59 idi. Olgularin egitim durumu, yasadiklari yer, çalisma durumu, medeni durumu, evlilik sekli, evlilik yas ve süreleri, önemli yasam dönemlerindeki yaslari n ortalamalari ve diger sosyodemografik özellikleri Tablo 1 ve Tablo 2'de gösterilmistir.

Basvuru sekli incelendiginde 121 kisi (%27.5) tek basina, 317 kisi (%62.4) partneri ile, 2 kisi ailesi/yakini ile basvurmustu. 288 kisi (%65.5) dogrudan basvururken, 108 kisi (%24.5) psikiyatri uzmani, 44 kisi psikiyatri disi doktor tarafindan poliklinige yönlendirilmisti. Çalismaya alinan olgularin 25'i (%5.7) sorunu çift sorunu olarak tarif etmisken, 284 (%65.8) kisi yakinma sahibi olarak kedisini, 130 kisi (%29.5) yakinma sahibi olarak esini bildirmisti (Tablo 2).

Olgularin basvuru yakinmalarina bakildiginda, erkekler arasi nda kendisi ya da partnerlerinden kaynaklanan nedenle birlesememe 58 (%24.0), partnerinde orgazm olamama 10 (%4.1), erken bosalma 63 (%26.0), cinsel isteksizlik 34 (%14.0), sertlesme saglama/sürdürmede güçlük 64 (%26.4), cinsel yönelim 6 (%25), cinsel kimlik 2 (%0.8), agrili cinsel iliski 2 (%0.8), haz alamama 1 (%0.4) kisi tarafindan yakinma olarak tanimlanmisti. Kadinlarda ise basvuru yakinmasi olarak kendilerinde ya da partnerlerinde birlesememe sorun 80 (%40.4), orgazm olamama 24 (%12.1), partnerinde erken bosalma 29 (%14.6), cinsel isteksizlik 47 (%23.7), partnerinde sertlesme saglama/sürdürmede güçlük 14 (%7.1), cinsel kimlik 1 (%0.5), agrili cinsel iliski 2 (%1.0), haz alamama 1 (%0.5) kisi tarafindan tanimlandi (Tablo 2).

Kadin olgularin CIB tani dagilimlari: 51'inde vajinismus (%25.8) 30'unda vajinismus ve anorgazmi (%15.2), olmak üzere 81 kadinda vajinismus (%41.0) 35 kadinda anorgazmi (%17.7), 25 kadinda azalmis cinsel istek (%12.6), 8 kadinda uyarilma bozuklug u ve azalmis istek (%4), 2 kadinda disparoni (%1) olarak saptandi. 46 kadinda cinsel sorun (%23.2) oldugu ancak cinsel islev bozuklugu olmadigi tespit edildi. Erkek olgularda tani dagilimi incelendiginde 6 erkekte azalmis cinsel istek (%2.5); 57'si prekoital ya da 1 dakika altinda (%23.6), 53'ü 1-4 dakika arasi bosalan (%21.9) olmak üzere 110 erkekte erken bosalma (%45.5); 16 erkekte sertlesme bozuklugu (%6.6), 39 erkekte sertlesme bozuklug u ve erken bosalma (%16.1), saptanirken 71 erkekte cinsel sorun (%29.3) oldugu ancak cinsel islev bozuklugu olmadigi saptandi (Tablo 4).

Olgularin basvuru yakinmasi ve tanilari arasindaki iliski incelendig inde; kadin olgularin basvuru yakinmalari ve aldiklari cinsel islev bozuklugu tanisi arasindaki ilgi, anlamli (p=0.0009) ve orta düzeyde (Kendall tau_b = +0.334) saptanirken erkek olgulari n yakinmalari ile cinsel islev bozuklugu tanilari arasinda anlamli ilgi bulunamadi (p>0.05). Gelis sekline göre degerlendirildig inde, CIB Poliklinigi'ne partneri ile birlikte basvuran erkeklerin basvuru yakinmasi ve CIB tanilari arasinda anlamli ve negatif bir iliski varken (p=0.000; Kendall tau-b = -0.246); tek basi- na basvuran erkeklerin yakinmalari ile cinsel islev bozukluklari tanilari arasinda anlamli ve yüksek pozitif bir iliski mevcuttu (p=0.000; Kendall tau-b=0.594). CIB Poliklinigi'ne çift olarak basvuran kadinlarin basvuru yakinmasi ve CIB tanilari arasinda anlamli ve pozitif iliski varken (p=0.000; Kendall tau-b=0.368); tek basina basvuran kadinlarin basvuru yakinmalari ile CIB tanilari arasinda anlamli ve zayif pozitif iliski saptandi (p<0.05; Kendall tau-b=0.244).

Basvuru yakinmasi ile CIB tanisi arasinda basvuru sekline göre negatif iliski saptanan erkek olgularda CIB tanisi alan 171 erkek için basvuru yakinmasi ve tani arasindaki iliski uyumunu degerlendirmek amaciyla yapilan karsilastirmalarda, tek basina basvuranlarda partneri ile basvuranlara göre (%72.4 ve %52.6), yakinma sahibi kendisi olanlarda yakinma sahibi çift ya da partner olanlara göre (%78.9 ve %9.3) ve bekar/bosanmis/ayri yasayanlarda evlilere göre (%86.7 ve %59.0) basvuru yakinmasi ile tani arasinda istatistiksel olarak yüksek oranda uyumluluk saptandi. (X2=6.940, p=0.008; X2=65.797, p<0.001; X2=4.428, p=0.035) (Tablo 4).

Kadin olgularin basvuru yakinmalari ile CIB tanilari arasindaki uyum incelendiginde; vajinismus tanisi alan 49 kadinda (%96.1) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 2 kadinda (%3.9) uyumsuz; vajinismus ve anorgazmi tanisi alan 29 kadinda (%96.7) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 1 kadinda (%3.3) uyumsuz, anorgazmi açisindan 17 kadinda (48.6) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 18 kadinda (%51.4) uyumsuz; azalmis cinsel istek açisindan 15 kadinda (%60) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 10 kadinda (%40) uyumsuz; uyarilma bozuklugu ve azalmi s cinsel istek açisindan 6 kadinda (%75) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 2 kadinda (%25) uyumsuz; disparoni açisindan 1 kadinda (%50) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 1 kadinda (%50) uyumsuz olarak tespit edildi (Tablo 5).

Erkek olgularin basvuru yakinmalari ile cinsel islev bozuklu- gu tanilari arasindaki uyum incelendiginde; azalmis cinsel istek açisindan 3 erkekte (%50) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 3 erkekte (%50) uyumsuz, prekoital erken bosalma açisindan 34 erkekte (%59.6) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 23 erkekte (%40.4) uyumsuz, intravajinal bosalan erken bosalma açisindan 23 erkekte (%43.4) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 30 erkekte (%56.6) uyumsuz, sertlesme bozuklugu açisindan 12 erkekte (%75) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 4 erkekte (%25) uyumsuz, sertlesme bozuklugu ve erken bosalma açisindan 33 erkekte (%84.6) basvuru yakinmasi ile tani uyumlu, 6 erkekte (%15.4) uyumsuz olarak tespit edildi (Tablo 5).

Tartisma

Çalismamizin verileri arastirmanin amacina göre degerlendirildig inde üç bulgu grubu öne çikmaktadir. Bunlar: basvuran olgularin klinik tanilarinin dagilimi; basvuru sekline göre basvuru yakinmasi ve CIB tanisi arasindaki iliski; basvuru yaki nmasi ve CIB tanisi uyumunun hangi olgularda ne oranlarda gözlendigidir.

Tani dagilimi açisindan bakildiginda çalismamizda kadinlar arasinda ilk sirada vajinismus (%41.0) gelmektedir. Vajinismus ülkemizde cinsel sorun nedeniyle yapilan basvurularda ilk siradadi r (10,12,13). Batili toplumlar ile karsilastirildiginda ülkemizde vajinismus daha yaygindir. Danimarka'da yapilan bir çalismada 2295 kadinin %0.4'unda vajinismus oldugu bildirmistir (27). Isveç'te yillik prevalans %1 olarak bildirilmistir (28). Fas'ta Kadri ve arkadaslari toplum temelli yaptiklari arastirmada, 461 kadinin %6.2'sinde vajinismus saptamistir (29). Ülkemizde Yilmaz ve arkadaslari tarafindan Konya'da normal toplumda yapilan bir arastirmada ise vajinismus görülme sikligi %15.3 olarak bildirilmistir (30). Ülkemizde CETAD tarafindan yapilan Türkiye örneklemi çali smasinda katilan kadinlarin yaklasik %9.2'si yasamlarinda bir dönem devam eden birlesmeme sorunu tarif etmislerdir (31).

Kadin olgularda vajinismustan sonra en sik gözlenen ikinci CIB, %17.7 ile orgazm bozuklugudur. Ayrica vajinismus tanisi olan 81 olgunun 30'u hiç orgazm olmamistir. Üçüncü sirada %12.6 ile cinsel isteksizlik gelmektedir. Çalismamizda kadin olgulari n %23.3'ünde ise bir cinsel sorun olmakla birlikte CIB tani ölçütleri karsilanmadigindan tani konamamistir. Bulgularimiz fiimsek ve arkadaslarinin çalismasi (11) ile kismen uyumlu olmakla birlikte kadinlarda CIB kliniklerinde yapilan çalismalarda tani dagilimlari ülkeler ve kliniklere göre degismektedir (32).

Çalismamizda erkeklerde en sik rastlanan CIB erken bosalmadi r (%45.5). Sertlesme bozuklugu orani %22.7 olup sertlesme bozuklugu tanisi alan 55 kisinin 39'unda ayni zamanda erken bosalma da bulunmaktadir. Erkelerde CIB kliniklerine yapilan çali smalarin çogunda tani dagilimi olarak ilk sirada sertlesme bozuklug u, ikinci sirada ise erken bosalma gelmektedir (11,33,34). Ülkemizde fiimsek ve arkadaslarinin çalismasinda erkeklerde en sik gözlenen CIB sertlesme bozuklugu olarak saptanmis, erken bosalma oranlarinin ise Türkiye disi çalismalara kiyasla daha yüksek oldugu bildirilmistir (11). Dogu toplumlarinda erken bosalmanin daha yaygin olabilecegi öne sürülmüstür (35). Çali smamizin yapildigi klinikte gerçeklestirilen ve 1997 yilinda sunulan Incesu ve Yetkin'in 200 olguyu degerlendirdikleri çalismalari nda ise 80 erkegin %45'inde bosalma, %25'inde ise uyari lma bozuklugu oldugu bildirilmistir (12). Bu sonuçlar çalismami zin bulgulari ile benzerdir. fiimsek ve arkadaslarinin çalismasi multidisipliner bir klinigin sonuçlari iken (11), bizim çalismami z psikiyatri hastanesindeki CIB ünitesinin sonuçlaridir. Farkli kliniklerin ayni yakinma ile basvuran hastalardaki tani dagilimlari nin klinigin odagina göre degisken oldugu bilinmektedir (6). Sonuç olarak klinik basvuru sonuçlari farkli olmakla birlikte erken bosalma erkeklerde en yaygin olan CIB'dir (1,36,37). Ülkemizde de Yilmaz ve arkadaslarinin genel toplum çalismasinda erkeklerde en sik CIB olarak ilk sirada erken bosalma (%29.3), ikinci sirada sertlesme bozuklugu (%14.3) saptanmistir (30).

Çalismamizda sadece tanilar degil basvuru yakinmalari da verilmis, basvuru yakinmasi ve CIB tanisi uyumu hem tanilar açi- sindan hem de gelis sekline göre degerlendirilmistir. Burada klinisyenlerin olgu degerlendirmelerini kolaylastiracak veri olusturulmasi amaçlanmistir. Erkek olgularda CIB tanisina erken bosalma en sik gözlenmekte iken (%45.5), basvuru yakinmalarinda sertlesme sorunu ve erken bosalma yakinmalari oranlari hemen hemen aynidir (sertlesme sorunlari %26.4, erken bosalma %26). Tani açisindan her ne kadar sertlesme bozuklugu orani düsük saptansa da basvuruda sertlesme sorunu sik bildirilmistir. Çalismami zda erken bosalma tani oraninin yüksek olmasi erken bosalmani n görüsmelerde ayrintili sorgulanmasi ve olgularin ço- gunda es görüsmesinin yapilmasi ile ilgili olabilir.

Olgularda CIB tanilari alanlarin yakinma uyumuna bakildiginda sertlesme bozuklugunda yakinma büyük oranda (%75.0) tani ile uyumlu iken erken bosalma tanisi alanlarin ancak yarisinda yakinma ile tani uyumu gözlenmektedir. Erken bosalma tani sürecinin yanlis tani ya da eksik tani gibi zorluklar içerdigi bilinmektedir (38). Klinik görüsmede ve es görüsmesinde yineleyici bir biçimde birlesme süresini kisa ve bosalma üzerinde kontrolün olmamasi ile tani konmaktadir. Çalismamizin sonuçlarina göre erkeklerde erken bosalma CIB tanilari içinde yakinma ile uyumu en düsük olan bozukluktur. Frank ve arkadaslari kendilerini cinsel islevler açisindan normal olarak tanimlayan 100 çift üzerinde yapti klari çalismada erkeklerin %40'inda sertlesme ve bosalma evreleri ile ilgili sorun oldugunu tespit etmislerdir (39). Benzer sekilde Yetkin ve Saatçioglu'nun cinsel islevi etkileyen fiziksel hastaligi ve ilaç kullanimi olmayan, cinsel islevlerini normal tanimlayan 70 evli erkekte cinsel islevlerin sorguladiklari çalismalarinda olgulari n %26'sina hiçbir cinsel islev bozuklugu tanisi konmazken, %74'ünde cinsel islev bozukluklari saptanmistir (22). Bu çalismada bosalma bozukluklari en sik rastlanan bozukluktur. Arastirmaci lar kendilerini sorunsuz olarak tanimlayan erkeklerdeki yüksek oranda cinsel sorun saptanmasini çok eksenli tani kullanmalari- na ve toplumda cinsel birlesmeyi engellemeyen ve erkeklik kavrami ni zedelemeyen bosalma bozukluklarinin sorun olarak kabul edilmemesine baglamislardir.

Erkeklerde ve kadinlarda partnere ait sorunlar basvurularda üçüncü siradadir. Kadinlarda en sik yakinma %40.4 ile birlesememe, %23.7 ile cinsel isteksizlik ve %14, ile orgazm olamamadir. Kadin olgularda vajinismus tanisi alanlarin yakinmalari ile uyumu oldukça yüksek saptanmisken (%96) anorgazmide bu oran oldukça düsüktür (%48.6). Ülkemizde vajinismus kadinlarda en çok basvuru nedeni ve sosyal sonuçlari ile önemli bir sorun olup birlesemeyen çiftlerde en sik CIB tanisi vajinismustur (10,13).

Çalismamizin sonuçlarina göre partneri ile basvuran erkek olgularin yakinmalari ile klinik tanilar arasinda negatif bir iliski gözlenmistir. Tek basina gelen erkeklerde ve ister tek basina ister partneri ile gelsin kadinlarda bu iliski pozitif yöndedir. Tani alan erkeklerde yakinmasina göre tani uyumu olanlarin çogu bekar/dul/ayri yasiyor, tek basina basvuran ve sorunu daha çok kendinde tanimlayanlardir. Sonuç olarak partneri ile gelen erkekler sorununu tanimlarken kadinlara ve tek basina gelen erkeklere göre farkli bir tutum sergilemekte, yakinma belirtmemekte ya da farkli bir cinsel sorun dile getirmektedirler. Bu durum iki nedenle oluyor olabilir. Partnerleri ile basvuran erkekler ya sorunlarinin farkinda olmayip daha çok eslerinin sorunlarina odaklanmaktadirlar ya da eslerinin yaninda terapist ve/veya esine karsi kendilerini cinsel sorunu olan bir erkek olarak tanimlamaktan kaçinmaktadirlar.

Her iki durumda da cinsellik ile ilgili toplumsal algilar öne çikmaktadir.

Erkeklerde cinsel mitlerin birçok cinsel soruna yol açtigi bilinmektedir (40). Kültürel fakliliklar cinsel yanlis inanislari ve cinselligi yasamayi etkilemektedir (24). Cinsel yanlis inanislar agirlikli olarak erkek cinselligi ve erkek cinsel performansi üzerinedir (4,40). Sonuç olarak toplumsal bakis erkeklerden cinsel performans beklemektedir. Partneri ile basvurdugunda/partnerinin yaninda cinsel performansini olabildigince sorunsuz aktarmasi toplumsal olarak erkekten beklenilen bu performans ile ilgili olabilir. Tek basina basvurdugunda ise tani ve yakinma arasindaki uyum yüksek saptanmistir. Bu durum çeliski gibi görünse de aslinda tek basina basvuran erkekler sorun yasayan ve erkek cinselligi ile ilgili toplumsal beklentiyi karsilayamayan bir noktada olduklarindan mevcut sorunlarini çözmek için belirtileri ile ilgili daha objektif bir ifadede bulunuyor olabilirler. Di- ger taraftan kadinlar cinsel sorunlarini daha tutarli bir sekilde ifade etmektedirler. Geiss ve arkadaslari jinekoloji ve ürojinekoloji kliniklerine basvuran kadinlari CIB açisindan karsilastirdiklari çalismalarinda genç ve yasli kadinlarin cinsel sorunlari arasi nda fark saptamamislardir (41).

Çalismamizin geriye dönük degerlendirme yapilan bir arasti rma olmasi, basvuru yakinmasi ve tani arasindaki iliskiyi ölçecek yanlis cinsel inanislar ile ilgili verilerin sinirli olmasi kisitlilik olarak degerlendirilmistir.

CIB'de cinsel sorunun klinisyen tarafindan dogru tanimlanabilmesi tedavi sürecinde belirleyicidir (18,20,42,43). Çalismamizin sonuçlarina göre partneri ile basvuran erkeklerde basvuru yakinmasi ve CIB tanisi arasinda uyum düsüktür. Bu durum olgu degerlendirmelerinde tani-ayirici tani sürecinde dikkate alinmalidir. Erken bosalma tanisi alan erkeklerin yarisi baska bir yakinma ile basvurmustur. Basvuru yakinmasi ve CIB tanisi arasi ndaki iliskiyi inceleyecek kontrollü ve ileriye dönük çalismalara ihtiyaç vardir.

Kaynaklar

1. Laumann EO, Paik A, Rosen RC. Sexual dysfunction in the United States: prevalence and predictors. JAMA 1999; 281:537-44. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

2. Petrak J, Keane F. Cultural beliefs and the treatment of sexual dysfunction: an overview. Sexual Dysfunction 1998: 1;13-7.

3. Tolman DL, Diamond LM. Desegregating sexuality research: cultural and biological perspectives on gender and desire. Annu Rev Sex Res 2001; 12:33-74. [Abstract]

4. Zilbergeld, B. The new male sexuality.Revised edition. New York: Bantam Boks; 1999.

5. Read S, King M, Watson J. Sexual dysfunction in primary medical care: prevalence, characteristics and detection by the general practitioner. J Public Health Med 1997; 19:387-91.

6. Simons JS, Carey MP. Prevalence of sexual dysfunctions: Results from a decade of research. Arch Sex Behav 2001; 30:177-219. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

7. Badran W, Moamen N, Fahmy I et al. Etiological factors of unconsummated marriage. Int J Impot Res 2006; 18:458-63. [Full Text] / [PDF]

8. Addar MH. The unconsummated marriage: causes and management. Clin Exp Obstet Gynecol 2004; 3:279-81. [Abstract]

9. Gindin LR, Resnicoff D. Unconsummated marriages: a separate and different clinical entity. J Sex Marital Ther 2002; 28(Suppl 1):85-99. [Abstract]

10. Ozdemir O, Simsek F, Ozkardes S et al. The unconsummated marriage: its frequency and clinical characteristics in a sexual dysfunction clinic. J Sex Marital Ther 2008; 34(Suppl 3):268-79. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

11. fiimsek F, Özdemir Ö, Incesu C et al. Çogul disiplinli bir cinsel islev bozukluklari merkezine basvuran 1,002 olgunun sosyodemografik ve klinik özellikleri. Üroloji Bülteni 2003; 14:137-44.

12. Incesu C, Yetkin N. Assessment of 200 subjects referred to a sexual dysfunction outpatient clinic in Turkey. 13th World Congress of Sexology. Valencia 1997.

13. Özdemir YO, fiimsek F, Incesu C et al. Sociodemographic and clinical characteristics of subjects referred to a multidisciplinary sexual dysfunction outpatient clinic. European Journal of Sexual Health 2006; 15 (Suppl 1):14-5.

14. Incesu C. Cinsel islev bozukluklarinda ilk basamak degerlendirme ve ayirici tani. Psikiyatri Dünyasi 1999; 2:39-48. [Abstract]

15. Yildirim EA. Cinselligi Konusmak ve Cinsel Öykü. Türkiye Klinikleri Psikiyatri Özel Dergisi 2009; 2:1-5. [Abstract] / [PDF]

16. Yetkin N. Cinsel islev bozukluklarinda anamnez, tani ve ayirici tani. Kayir A, fiahin D Editörler. Sik Görülen iki cinsel islev bozuklugu: Vajinismus ve Erken Bosalmada Degerlendirme, Tani ve Tedaviler. Istanbul: Roche Müstahzarlari Sanayi Afi; 2001.

17. Buddeberg C. [Sex anamnesis, sex counseling, sex therapy]. Ther Umsch. 1994; 51:104-9. [Abstract]

18. Kaplan HS. The New Sex Therapy. NewYork: Brunner/Mazel; 1974.

19. Yildirim EA. Cinsel Islev Bozuklugu Tanimi ve Önemi. Türkiye Klinikleri Psikiyatri Özel Dergisi 2009; 2:6-10. [Abstract]

20. Leibrium SR, Rosen RC. Principles and Practice of Sex Therapy. 3. Baski. NewYork: Guilford Press; 2000.

21. Yildirim EA, Gokalp P, Hacioglu M ve ark. Sertlesme güçlügü nedeniyle basvuran tamamlanmamis evlilik olgularinda vajinismus ve tedaviye direnç: olgu sunumu. RCHP 2008; 2:19-25.

22. Yetkin N, Saatçioglu Ö. Normal Evli Erkeklerde Cinsel Islevin Degerlendirilmesi. NöroPsikiyatri Arsivi 1998; 35:108-12.

23. Pepe F, Panella M, Pepe G ve ark. [Absence of sexual dysfunction does not mean that the couple does not need sexual counseling]. Minerva Ginecol 1989;41(Suppl 2):117-21. [Abstract]

24. Yasan A, Gürgen F. Marital satisfaction, sexual problems, and the possible difficulties on sex therapy in traditional Islamic culture. J Sex Marital Ther 2009; 35:68-75. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

25. Essizoglu A, Yasan A, Yildirim EA. Erkek üniversite ögrencilerinde evlilik öncesi cinsel deneyimler ve deneyimlerin tutucu cinsel inançlarla iliskisi. Yeni Symposium Derg 2009; 47:2:80-90. [Abstract]

26. Amerikan Psikiyatri Birligi: Ruhsal Bozukluklarin Tanimsal ve Sayimsal El Kitabi.Dördüncü Baski Yeniden Gözden geçirilmis Tam Metin (DSM IVTR), Amerikan Psikiyatri Birligi,Washington DC, 2000. Köroglu E çev editörü. Hekimler Yayin Birligi: Ankara; 2007.

27. Christensen BS, Gronbæ k M, Osler M et al. Sexual Dysfunctions and Difficulties in Denmark: Prevalence and Associated Sociodemographic Factors. Archives of Sexual Behaviour 2010. [PDF]

28. Engman M. Partial vaginismus definition, symptoms and treatment. Linköping University Medical Dissertation, No. 1015. November 2007.

29. Kadri N, Alami KHM, Tahiri SM. Sexual dysfunction in women: population based epidemiological study. Arch Womens Ment Health 2002; 5:59-63. [Full Text] / [PDF]

30. Yilmaz E, Zeytinci IE, Sari S ve ark. Konya Il Merkezi'nde Yasayan Evli Nüfusta Cinsel Sorunlarin Arastirilmasi. Türk Psikiyatri Dergisi 2010; 21:126-34.

31. Cinsel Egitim Tedavi ve Arastirma Dernegi (CETAD). Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi Arastirmasi. Istanbul: CETAD; 2006.

32. Perelman MA. FSD partner issues: expanding sex therapy with sildenafil. J Sex Marital Ther. 2002; 28(Suppl 1):195-204. [Abstract]

33. Catalan J, Hawton K, Day A. Couples referred to a sexual dysfunction clinic: Psychological and physical morbidity. Br J Psychiatry 1990; 156: 61-7. [Abstract] / [PDF]

34. Bancroft J, Coles L. Three years' experience in a sexual problems clinic. Br Med J 1976; 1:1575-7. [Full Text] / [PDF]

35. Bhui K, Herriot P, Dein S et al. Asians presenting to a sex and marital therapy clinic. Int J SocPsychiat 1994; 40:194-204. [Abstract]

36. Carson C, Gunn K. Premature ejaculation: definition and prevalence. Int J Impot Res 2006; 18(Suppl 1):5-13. [Full Text] / [PDF]

37. Rowland D, McMahon CG, Abdo C et al. Disorders of orgasm and ejaculation in men. J Sex Med. 2010; 7:1668-86. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

38. Shabsigh R. Diagnosing premature ejaculation: a review. J Sex Med 2006; 3(Suppl 4):318-23. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

39. Frank E, Anderson C, Rubinstein D. Frequency of sexual dysfunction in "normal" couples. N Engl J Med 1978; 299:111-5. [Full Text]

40. Cinsel Egitim Tedavi ve Arastirma Dernegi (CETAD). Cinsel Yasam ve Sorunlari. Istanbul: CETAD; 2007.

41. Geiss IM, Umek WH, Dungl A et al. Prevalence of female sexual dysfunction in gynecologic and urogynecologic patients according to the international consensus classification. Urology. 2003; 62:514-8. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

42. Hatzimouratidis K, Hatzichristou D. Sexual dysfunctions: classifications and definitions. J Sex Med 2007; 4:241-50. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

43. Yetkin N, Incesu C. Cinsel Terapi Sonuçlari. NöroPsikiyatri Arsivi 1997; 34:161-8.

44. Kok LP. Management of sexual disorders. Singapore Med J 1993;34:553-6.

Author affiliation:

Ejder Akgün YILDIRIM, Fatma AKYÜZ*, Münevver HACIOGLU, Altan ESSIZOGLU**, Aysen COSUT ÇAKMAK***, Engin ÇAKMAK, Sezgin ERDIMAN****

Bakirköy Ruh Sagligi ve Sinir Hastaliklari Egitim ve Arastirma Hastanesi, Istanbul, Türkiye

*Elazig Egitim ve Arastirma Hastanesi, Elazig, Türkiye

**Eskisehir Osman Gazi Üniversitesi Tip Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dali, Eskisehir, Türkiye

***Istanbul Bakirköy Kadin Dogum ve Çocuk Hastaliklari Egitim ve Arastirma Hastanesi, Istanbul, Türkiye

****Erzincan Devlet Hastanesi, Erzincan, Türkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Ejder Akgün Yildirim, Bakirköy Ruh Sagligi ve Sinir Hastaliklari Egitim ve Arastirma Hastanesi Istanbul, Türkiye

E-posta: ejderyildirim@yahoo.com

© Nöropsikiyatri Arsivi Dergisi, Galenos Yayinevi tarafindan basilmistir. Her hakki saklidir. / © Archives of Neuropsychiatry, published by Galenos Publishing. All rights reserved.

The use of this website is subject to the following Terms of Use