Lomber Disk Hernisi ve Erektil Disfonksiyon/Lumbar Disc Hernia and Erectile Dysfunction

ÖZET. Lumbosakral disk hastaligi ve cinsel islev bozukluklari toplumda sik görülen ve bireylerin yasam kalitesini ciddi olarak bozan, ölümcül olmayan iki rahatsizliktir. Beyin ve penis arasindaki iletisimin bozuldugu durumlarda ereksiyon mekanizmasi nin da bozulmasi beklenen sonuçlardan birisidir. Lumbosakral disk hastaligi ve cinsel islev bozukluklari iliskisi ile ilgili dokümantasyon literatürde son derece azdir. Bu yazinin amaci bu iki hastalik açisindan patofizyolojiyi ortaya koymak, teshis ve tedavi asamasinda yapilmasi gerekenleri gözden geçirmektir. (Nöropsikiyatri Arsivi 2011; 48 Özel Sayi 1: 31-4). Anahtar kelimeler: Lumbosakral disk hernisi, erektil disfonksiyon, bel agrisi, radiküler agri, seksüel disfonksiyon. ABSTRACT. Lumbosacral disc disease and sexual dysfunction are two non-lethal health entities that are common and decrease quality of life of patients. With interruption of communication between the brain and the penis, erectile dysfunction should be expected. However, there are very limited data on the interaction of lumbosacral disc disease and sexual functioning. The aim of this review is to highlight the association between lumbosacral disc disease and sexual dysfunction and to overview the diagnosis and treatment options for this subset of patients. (Archives of Neuropsychiatry 2011; 48 Supplement 1: 31-4). Key words: Lumbosacral disc disease, erectile dysfunction, back pain, radicular pain, sexual dysfunction.






Latest articles from "Noro-Psikyatri Arsivi":

Coexistence of Migraine Headache and Red Ear Syndrome/Kirmizi Kulak Sendromu ile Birliktelik Gösteren Migren Bas Agrisi(July 1, 2014)

Intihar Notlarinin Analizi: Eskisehir Deneyimi/Analysis of Suicide Notes: An experience in Eskisehir City(July 1, 2014)

Sizofreni Tanili Hastalarda Prolaktini Yükselten ve Az Etkileyen Antipsikotiklerin Prolaktin Seviyesi ve Kemik Mineral Yogunlugu Üzerine Etkileri/The Effects of Prolactin-Raising and Prolactin-Sparing Antipsychotics on Prolactin Levels and Bone Mineral Density in Schizophrenic Patients(July 1, 2014)

Paroxysmal Dystonia as the First Manifestation of Multiple Sclerosis with Internal Capsular Plaque/Multipl Sklerozda Ilk Belirti Olarak Internal Kapsüler Plaga Bagli Paroksismal Distoni(July 1, 2014)

Reliability and Validity of the Turkish Version of the Addiction Severity Index in Male Alcohol Dependents/Bagimlilik Siddetini Belirleme Ölçegi'nin Erkek Alkol Bagimlilarinda Güvenirlik ve Geçerlik Çalismasi(July 1, 2014)

H1N1 (Domuz Gribi) Asisini Takiben Ortaya Çikan Narkolepsi-Katapleksi Sendromu Olgulari/Cases of Narcolepsy-Cataplexy Syndrome Following H1N1 Vaccination(July 1, 2014)

Dissociative Experiences are Associated with Obsessive-Compulsive Symptoms in a Non-clinical Sample: A Latent Profile Analysis/Disosiyatif Yasantilar Klinik Olmayan Örneklemde Obsesif-Kompulsif Belirtilerle Iliskilidir: Gizil Profil Analiziyle Bir Inceleme(July 1, 2014)

Other interesting articles:

Marker validation in recombinant inbred lines and random varieties of rice for drought tolerance
Australian Journal of Crop Science (April 1, 2012)

Respiratory enzyme activity and regulation of respiration pathway in seashore mallow (Kosteletzkya virginica) seedlings under waterlogging conditions
Australian Journal of Crop Science (April 1, 2012)

Absorption and accumulation characteristics of nitrogen in different wheat cultivars under irrigated and dryland conditions
Australian Journal of Crop Science (April 1, 2012)

Sinif Ögretmeni Adaylarinin Okudugunu Anlama Stratejileri Ile Ögrenme ve Ders Çalisma Stratejileri Arasindaki Iliski
Kuram ve Uygulamada Egitim Bilimleri (July 1, 2012)

Migren Hastalarinda Travma Sonrasi Stres Bozuklugu: Migren, Travma ve Aleksitimi/Post-Traumatic Stress Disorder in Migraine Patients: Migraine, Trauma and Alexithymia
Noro-Psikyatri Arsivi (July 1, 2013)

Dis Ticaretin Finansmaninda Göçmen Gönderilerinin Rolü: Türkiye Örnegi/The Role of Migrants' Remittances in Foreign Trade: The Case for Turkey
Sosyoekonomi (January 1, 2012)

Gelismekte Olan Ülkelerde Politik Istikrarin Ekonomik Büyüme Üzerine Etkisi/The Effect of Political Stability on Economic Growth in Developing Countries
Sosyoekonomi (January 1, 2012)

Publication: Noro-Psikyatri Arsivi
Author: Kaptan, Hülagu
Date published: January 1, 2011

Giris

Lumbosakral disk hastaligi ve cinsel islev bozukluklari toplumda sik görülen ve bireylerin yasam kalitesini ciddi olarak bozan, ölümcül olmayan iki rahatsizliktir. Erkeklerde ereksiyon olusabilmesi için intakt bir nörolojik sistem, sorunsuz çalisan bir vasküler sistem ve bu sistemleri dengeleyen iyi bir hormonal denge ile anatomik ve fizyolojik olarak normal bir penis gerekmektedir. Beyin ve penis arasindaki iletisimin bozuldugu durumlarda ereksiyon mekanizmasinin da bozulmasi beklenen sonuçlardan birisidir. Lumbosakral disk hastaligi ve cinsel islev bozukluklari iliskisi ile ilgili dokümantasyon literatürde son derece azdir. Bu yazinin amaci bu iki hastalik açisindan patofizyolojiyi ortaya koymak, teshis ve tedavi asamasinda yapilmasi gerekenleri gözden geçirmektir.

Ereksiyonun Nörofizyolojisi

Santral sinir sisteminde (SSS) bazi bölgelerin penil ereksiyonda anahtar rol oynadigi gösterilmistir (1). Görsel, isitsel veya taktil uyarilar ilk önce kortikal asosiyasyon alanlarinda toplani rlar ve amigdala vasitasi ile hipotalamusta bulunan medial preoptik alana (MPOA) gelirler. Amigdala'nin seksüel uyarilari ve ereksiyonu baskilayici etkisi vardir ve bu bölgenin lezyonlari nda hiperseksüalite görülür. MPOA ereksiyonun santral kontrolündeki entegrasyon sahasidir ve bu bölgede α-adrenerjik aktivitenin penil ereksiyon üzerinde baskilayici, dopaminerjik aktivitenin ise uyarici etkisi vardir. Yine hipotalamus içerisinde yer alan ve MPOA ile yakin iliski içerisindeki paraventriküler nükleusun ise oksitosin aracili mekanizmalar ile proerektil rolü vardir. Bu bölgede dopaminerjik agonistler (apomorfin) nitrik oksit (NO) üzerinden proerektil aktivite gösterirler. Henüz tam anlami ile açikliga kavusmamakla birlikte medulla ve ponstaki Barrington nükleusunun ereksiyonun regülasyonunda görevi bulunmaktadir. Beyin sapi ve bu nükleusta serotonerjik inhibitör yollar bulunmaktadir. Periakuaduktal gri madde ise, beyin sapi ile MPOA arasindaki nöral baglantiyi saglamaktadir (2).

Penisin periferik innervasyonu sempatik (T11-L2), parasempatik (S2-S4) ve somatik (S2-S4) yollarla olmaktadir. Genel olarak sempatik sistemin penil ereksiyonu inhibe edici, parasempatik ve somatik inervasyonun ereksiyonu stimüle edici etkisi bulunmaktadir. Bu nedenle üst seviyedeki spinal kord travmalari nin androlojik prezentasyonu, alt seviyedekilerden farklidir ve farkli tedavi yaklasimlarini gerektirir. Serotonerjik reseptörlerin spinal kord düzeyinde inhibitör etkisi bulunmaktadir. Aksonlar penise prevertebral (lumbar, splanknik, hipogastrik pleksuslar ve kavernozal sinirler, kaudalde mezenterik ve pelvik pleksuslar) ve medulla spinalisi sakral pleksus düzeyinde terk eden paravertebral yollarla ulasirlar (1).

Lumbosakral Disk Hastaligi

Nörojenik erektil disfonksiyon (ED), nörolojik bir bozukluga veya disfonksiyona bagli olarak gelisen, penil ereksiyonu sag- lamada ve devam ettirmedeki zorluk olarak tanimlanabilir. Nörojenik ED tüm hastalarin %5'ini olusturmaktadir. Nörojenik erektil disfonksiyon nedenleri arasinda diyabet, multipl skleroz, Parkinson hastaligi, spina bifida, spinal kord yaralanmasi ve lumbar disk hernisi yer almaktadir (1).

Lumbosakral patolojiler arasinda intervertebral disklerin herniasyonu veya tümörler gibi kauda ekuina lezyonlari pelvik pleksuslara giden parasempatik erektojenik yollari kesintiye ugratarak ED'a yol açabilir. Lomber disk herniasyonu genel popülasyonda %1 oraninda görülebilir (3). Lumbosakral hastalik tüm olarak bakildiginda cinsel islev bozukluklari patolojilerinin ne kadarini olusturdugu konusunda bir görüs birligi bulunmamaktadi r (4). Braun ve ark. erektil disfonksiyon gelisiminde fitiklasmi s disk hastaliginin %23.2 oraninda erektil disfonksiyona yol açtigini bildirmislerdir (5). Alonso-Bartolome P ve ark.'lari- nin çalismalarinda; erektil disfonksiyonun lomber disk cerrahisi sonrasi düzeldigini belirtilmistir (6). Epidural bir basinin bulgulari arasinda barsak ve mesane fonksiyon kaybi, idrar retansiyonu, erektil disfonksiyon, "saddle" anestezi veya ilerleyici distal bacak hissizligi veya güçsüzlügü sayilabilir (7).

Lumbosakral disk hastaliginin cinsel fonksiyonlar üzerine etkileri direkt ve indirekt olarak sayilabilir. Direkt etkiler, teorik olarak radikülopatiye neden olan kök basisi ayni zamanda parasempatik sinir sistemle regüle olan sinir kaynakli nitrik oksit (nerve-mediated NO/ nNO) salinimini da bozacagindan ereksiyon mekanizmasi üzerinde olumsuz etki yaparak olusmaktadir (1). Bir diger etki ise agriya bagli indirekt etkidir. Agri cinsel hayatta ciddi sinirlayici bir etki olusturabilmektedir. Berg ve ark. tarafi ndan yapilan bir seri çalismada lumbosakral disk hastaligi olan hastalarin %30'unda cinsel aktivitede agrilarinin arttigini, %34 hastada ise agri nedeni ile cinsel aktivitelerinin kisitlandi- gini bildirmislerdir (8). Bu durumdan anlasilabilecegi gibi sebep- sonuç iliskisi tam olarak ortaya konulamamaktadir. Genellikle hem ürologlar hem de disk hernisi ile ilgilenen fizik tedavi, nöroloji ve beyin cerrahisi uzmanlarinin bu iliskiyi iyi irdelemeleri yapilacak tedavilerin basarisini ve hastalarin yasam kalitesini ciddi oranda etkileyebilmektedir.

Tani Yaklasimi

Bu hastalarda standart hasta yaklasiminin yaninda nörolojik degerlendirme çok önemlidir. Hastalarda mutlaka motor ve duyusal muayeneler ile derin tendon resekslerine bakilmalidir. Motor muayene ile ayagin plantar seksiyonu ve uyluk abdüksiyonu (L5-S1), uylugun gövdeye karsi hiperekstansiyonu (S1-S2), anal sfinkter tonusu (S2-S4), alt ekstremitelerin adale tonusu degerlendirilmelidir. Duyusal muayene ile alt motor nöron lezyonlari nda, psikojenik ereksiyon olup olamayacagi, T11-L2 ve S2-S4 dermatomlarina yapilacak iki nokta diskriminasyonu testi ile ayrilabilir (1). Tendon reseksleri ile (Babinski [santral lezyon[, asil reseksi [majör sakral reseks], kremasterik reseks (L1), bulbokavernöz reseks lezyon seviyesi hakkinda fikir edinilebilir. Nörojenik ED'un tanisi, prognozunun tahmini ve tedavi alternatiserinin belirlenmesi için bazi özel nörolojik tani metodlari na gereksinim olabilir. Bunlardan birisi pelvik taban EMG'sidir. Bu yöntem, pudendal sinir devamliligini etkileyen hastaliklarda faydalidir. Lumbar disk hastaliklari, pelvik anatomik lezyonlar, pelvik cerrahi gibi lezyonlar hem somatik pudendal sinirlere, hem de otonomik hipogastrik ve pelvik sinirlere zarar verebilirler ve pelvik taban EMG'si ile teshis edilebilirler. Diger bir yöntem olan penil biyoteziometri, cildin vibrasyon his esigini ölçen ucuz ve duyarli bir testtir. Basit bir kantitatif test olup, daha gelismis nörofizyolojik çalismalara aday olabilecek hasta seçiminde ucuz bir tarama testi olarak kullanilabilir. Somatosensoriyel uyarilmis potansiyeller (SEP), duyusal reseptörlere uygulanan eksternal uyarilarin, uyari anindan itibaren saçli deride olusturdugu tepkiyi kaydetme esasina dayanir. SEP'in ED'deki uygulama noktalari olarak dorsal penil sinir, vezikoüretral bileske sinirleri ve alt ekstremite sinirleri kullanilmistir. ED'a yol açabilecek SSS'i hastaliklarinin tanisinda kullanilan periferik ve santral duyu yollarini inceleyen objektif bir testtir. Ancak bu yöntemin klinik muayene yolu ile saglanan bilgiye ek bir yarar getirip getirmeyecegi tartismalidir. Bulbokavernöz reseks ölçümleri (BCR) sakral kordun S2-S4 segmentine ait nöral reseks arkinin bütünlügünü gösterir. BCR latensindeki uzama veya reseksin kaybi nörolojik disfonksiyon bulgusu olarak kabul edilir. Patolojik bulgu oraninin düsük oldugu bazi hastalik gruplari nda testin rutin kullanimi elestirilmektedir. Özellikle spinal kordun alt düzeyinde (kauda ekuina) ve pelvisdeki lezyonlar için uygundur. Polinöropatili olgularda (diyabet dahil) ve nörojenik komponentin düsünülmedigi olgularda uygulanmasi düsünülmemelidir. Bir baska yöntem olan korpus kavernozum EMG'si, ile penil patolojinin otonomik mi yoksa santral orijinli mi oldugunun belirlenebildigi öne sürülmüstür. Bu test yolu ile insandaki klinik verilere ulasmak mümkün olsa da, kavernöz düz kaslarda aktiviteyi etkileyen çesitli manevralarin EMG'ye yansittigi tepkiler açiklanamamaktadir. Yöntemin esaslari ve normal degerleri tanimlanincaya kadar klinik kullanimi önerilmemektedir (1).

Görüntüleme

Lomber disk hernisinden süphelenildiginde artik altin standart görüntüleme yöntemi manyetik rezonans görüntülemedir. Disk prolapsinin seviyesi, protrüde olma sekli ve derecesi MR görüntüleme yöntemi ile detayli olarak elde edilebilir. MR dog- rulamasi özellikle disk ameliyati sonrasinda olusan üriner sistem sikayetlerinde de çok önemlidir. Bu olgularda erken MR incelemesi ve erken müdahale sikayetlerin ortadan kaldirilmasinda önemli olabilir (9). Ancak, yeni yayinlanan bir seride normal MR bulgusu olan kauda ekuina sendromlu hastalardaki semptomatolojinin de görülebildigi ve hatta MRI da negatif bulgusu olanlarda idrar sikayetlerinin de daha sik görülebildigi konusunda bilgi verilmektedir.

Sikayetlerin ani gelistigi durumlarda ilk etapta bilgisayarli tomografi de çekilebilmektedir. Ancak sonuçlarin degerlendirilmesinin belirli asamasinda veya operasyon karari alindiginda yapilmasi gereken yine de MR görüntüleme yönteminin kullanilmasi olacaktir (9).

Tedavi

Lumbosakral hastalikla beraber olan cinsel islev bozukluklari ndaki tedavi yaklasimini sebebe yönelik ve semptoma yönelik olarak iki farkli baslik altinda degerlendirebiliriz. Sebebe yönelik tedavide esas olan agri ve kök basisina neden olarak nörolojik bulgu veren duruma cerrahi müdahale olarak özetleyebiliriz.

Dekompresyon cerrahisi: Literatürde lumbosakral hastaliga bagli olarak ortaya çikan cinsel islev bozuklugunda tedaviye yanit açisindan farkli görüsler bulunmasina ragmen genel egilim iyilesme oldugu yönündedir. Bel agrisi nedeni ile cerrahi tedavi uygulananlarin seksüel yasami konservatif tedavi uygulananlara göre daha iyi gelisme göstermistir. Bel agrisi azalmasi- nin pozitif etkisi görülmüstür. Bel agrisi nedeni ile yapilan füzyon cerrahisinde saglanan agri ve cinsel fonksiyonlardaki iyilesme, cerrahi müdahale sirasinda yapilan nörolojik hasar nedeni ile engellenebilir. Bu nedenle cerrahi uygulama esaslari- nin dikkatli kullanilmasi gerekir (10).

Kauda ekuina sendromu gibi ciddi basi bulgulari ve seksüel disfonsiyonu olan hastalarda genel cerrahi prensip yeterli dekompresyonun yapilmasi yönündedir. Ahn ve arkadaslari hemilaminektominin yeterli olacagini bildirmisler ancak Shapiro yeterli dekompresyon için laminektominin gerektigini bildirmislerdir (11,12). Cerrahi planlamada zaman ve teknigin de önemli oldug u açiktir. Shapiro, 48 saat içinde yapilan dekompresyon cerrahisinde üriner semptomlarda %100, 48 saatten sonraki cerrahi girisimde %33 düzelme orani belirtmistir (12).

Cerrahi yaklasim teknikleri de cinsel islev bozukluklarinin tedavisi veya cerrahi sonrasinda ortaya çikmasi açisindan önemlidir. (10). Hagg ve ark., bir çalismalarinda anterior ve posterior yaklasimlarin cinsel islevler üzerine etkileri karsilastirilmis ve anterior yaklasim yapildiginda lomber füzyon yapilirken veya protez yerlestirilmesi sirasinda olusabilecek sinir hasarinin, cinsel islevlerin düzelmemesine neden olabilecegini ortaya koymustur. Anterior yaklasim protez uygulanacak vakalar için daha tercih edildiginden bu tip cerrahilerde cinsel islev bozuklugu konusunda hasta bilgilendirilmesi yapilmasi da gereklidir (10).

Berg ve ark.'larinin yaptigi çalismada; bel agrisi yakinmasi- lomber disk hastaligi tanisi ile cerrahi uygulanan hastalarda; azalan bel agrisi ile seksüel yasam kalitesinin arttigi ortaya konmustur (8). Yine baska bir çalismada, radikülopati ile birlikte olan hafif erektil disfonksiyon lomber disk cerrahisinden sonra düzelmektedir. Orta düzeydeki erektil disfonksiyon sinir yaralanmasi veya diger faktörlerle iliskili olabilmekte, diger faktörlere bagli olarak bunlarda disk cerrahisi sonrasi düzelebilmektedir (4). Buna karsin Dogan ve arkadaslari, kauda ekuina sendromuna neden olan lomber disk hernisi vaka serisinde 1 olgusunda seksüel disfonksiyon bildirmislerdir. Ancak bu hastada ameliyat sonrasi sikayetinde düzelme olmamistir (13). Yine de tüm bu çalismalar, erektil fonksiyonun cerrahi öncesi degerlendirilmesinin önemi ortaya konmustur. Ancak bu konuda daha çok detayli çalismalara gereksinim oldugu da açiktir.

PDE5 Inhibitörleri

PDE 5-inhibitörlerinin lumbosakral hastaliktaki rolü halen tartismalidir. Spinal kord yaralanmasi olan hastalarda yapilan bir çalismada alt motor nöron hasari olanlarda sildenafilin etkisinin plasebodan daha iyi olmadigi bildirilmistir (14). Buna karsi Guilliano ve ark. yaptiklari bir çalismada sildenafile yanit %80 iyilesme seklinde olmustur (15). Burada hasta seçimleri ve spinal kord basisinin ne derecede oldugu gibi faktörler etkili olabilirken hastanin var olan erektil disfonksiyonunun siddeti ve süresi de etkili olabilmektedir. PDE5 inhibitörlerinin etkili olabilmesi için en azindan sakral (S2-S4) veya torakolomber (T10-L2) spinal segmentlerin korunmasi gerektigi bildirilmistir (16).

Günümüzdeki farkli PDE5 inhibitörleri ile spinal kord hastalari nda yapilan çalismalarda ilaç etkileri açisindan sildenafil ve vardenafilin benzer sonuçlar verdigi tadalafil kullaniminda ise hastalardaki memnuniyetin ve spontanitenin daha iyi oldugu bildirilmektedir (17).

Bu veriler esliginde, PDE5 inhibitörlerinden hangi hastalarin fayda görecegi konusunda bir gösterge olmadigindan ilk basamak tedavi olarak hastalara bu ajanlarin önerilmesi mantikli bir yaklasimdir. Oral tedaviler dekompresyon cerrahisi öncesinde ve sonrasinda da ereksiyon kabiliyetinin daha erken geri kazani lmasi açisindan da fayda verebilmektedir.

Intrakavernozal Ajan Enjeksiyonlari

Intrakavernozal olarak uygulanan vazoaktif ajanlar direkt ereksiyon mekanizmasini islettiklerinde komplet sinir kesisi olan spinal kord travmalarinda bile oldukça etkili bir yöntem olarak kullanilmaktadir. Hastalara veya partnerlerine ögretilerek kolay bir sekilde uygulanabilen bu tedavi yöntemi ile bireyler üst merkezlerden uyari gelmemesi durumunda bile normal bir ereksiyon elde edebilmekte ve normal cinsel hayatini sürdürebilmektedir (18).

Intrakavernozal ajan enjeksiyonu uygulanan hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta priapizm riskinden hastalari korumaktir. Bunu gerçeklestirmek ise ilk olarak dogru dozaj tayini ile ilaç uygulanmasina ve hastalarin iyi bilinçlendirilmesine baglidir. Doz ayarlanmasinda hastaya uygulanan dozun maksimum 30 dk.'lik bir ereksiyon saglayacak sekilde titre edilmesi önemlidir. Uzamis ereksiyonlarda hastalarin neler yapmasi gerektigi konusunda bilgilendirilmeleri de ileride olusabilecek bir korpus kavernozum hasarini engelleyerek hastanin tamamen ereksiyon saglayamamasini önler. Doz uygulamasi sonrasi nda hastalar tarafindan yapilmasi gereken ilk durum cinsel uyaridan uzak durulmasi, buzlu su uygulamasi olacaktir. Bunlara ragmen ereksiyon devam ediyor ise hastanin acil olarak bir üroloji merkezine basvurmasi gerekmektedir.

Penil Protezler

Konservatif tedavilere veya ilaç tedavilerine ragmen sikayetleri geçmeyen hastalarda dekompresyon cerrahisi de uygulansa penil doku seviyesinde bir fibroz gelistiginden penil protez uygulamalari etkin bir sekilde kullanilabilmektedir. Dekompresyon tedavisi uygulanan hastalardan ileri derecede erektil disfonksiyonu olanlardaki geri dönüs orani yüz güldürücü degildir (4). Bu durumda hastalarin normal cinsel hayatlarina dönmeleri ve yasam kalitelerini arttirmak konusunda en basarili tedavi seçenegi penis protezidir. Penis protezleri sisirilebilir ve bükülebilir olmak üzere 2 sekilde bulunmaktadir. Protez seçimi kisiye özel yapilmalidir. Bunun için hastalarin ellerini kullanabilme özellikleri, enfeksiyona yatkinliklari, yaslari ve beklentileri gibi birçok farkli degiskenin göz önüne alinmasi gerekmektedir. Günümüzde protez uygulamalarindan sonra hasta memnuniyet oranlari %80'lerin üzerindedir.

Sonuç

Lumbosakral disk hastaligi ve cinsel islev bozukluklari arasi nda ciddi bir iliski görülmektedir. Ancak bu iliskiyi gerçek anlamda ortaya koyan yayin sayisi sinirlidir. Bu nedenle yaklasim ve tedavi seçenekleri konusunda da bilgi yeterli degildir. Eksik kalan bilgi ve hasta takibinin ana sebebi ürologlarin lumbosakral disk hastaligi ile ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olmamalari ve sorgulamamalari, buna karsi nöroloji, fizik tedavi ve beyin cerrahisi bransinda çalisanlarin da cinsel sorunlari sorgulamamasi ndan kaynaklanmaktadir. Bu konunun daha iyi anlasilabilmesi ve gerekli algoritmalarin olusturulmasi açisindan daha detayli, multidisipliner çalismalara ihtiyaç vardir.

Kaynaklar

1. Nehra A, Moreland RB. Nurologic erectile dysfunction. Urol Clin North Am 2001; 28:289-303. [Abstract]

2. Gratzke C, Angulo J, Chitaley K et al. Anatomy, physiology, and pathophysiology of erectile dysfunction. J Sex Med 2010; 7:445-75. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

3. Kasimcan O, Kaptan H. Lomber Disk Hernisinde Spontan Regresyon. Turkiye Klinikleri J Med Sci 2008, 28:422-4. [Abstract] / [PDF]

4. Kulaksizoglu H, Kaptan H. An Unappreciated Correlation : Surgical Treatmentof Lumbosacral Disc Disease and Erectile Dysfunction. J Korean Neurosurg Soc 2010; 47:282-6. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

5. Braun M, Sommer F, Lehmacher W et al. Erectile dysfunction. Are interdisciplinary diagnosis and therapy necessary? Dtsch Med Wochenschr 2004; 129:131-6. [Full Text] / [PDF]

6. Alonso-Bartolomé P, Canga A, Vázquez-Barquero A et al. Intradural lumbar disk hernia. Neurologia 2001; 16 :181-4. [Abstract]

7. Deyo RA, Weinstein J. Primary care: low back pain. N Engl J Med 2001; 344:363-70. [Abstract]

8. Berg S, Fritzel P, Tropp H. Sex life and sexual function in men and women before and after total disc replacement compared with posterior lumbar fusion. The Spine Journal 2009; 987-94. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

9. Kulaksizoglu H, Kaptan H. Cauda Equina Sendromu ve Iseme Disfonksiyonlari: Mevcut Literatür Isiginda Patoloji ve Klinik Yaklasim. Nöropsikiyatri Arsivi 2009; 46: 187-91. [Abstract] / [PDF]

10. Hagg O, Fritzell P, Nordwall A. Sexual function in men and women after anterior surgery for chronic low back pain. Eur Spine J 2006; 15:677-82. [Abstract] / [PDF]

11. Ahn UM, Ahn NU, Buchowski JM et al. Cauda Equina Syndrome Secondary to Lumbar Disc Herniation: A Meta-Analysis of Surgical Outcomes. Spine 2000; 12(Suppl 25):1515-22. [Abstract]

12. Shapiro S . Medical realities of cauda equina syndrome secondary to lumbar disc herniation. Spine 2000; 25:348-52. [Abstract]

13. fieref Dogan, Alper Türkan, Basak Caner et al. Bel Agrisinda Acil Bir Durum: Kauda Equina Sendromu Ile Kendini Gösteren Lomber Disk Hernisi Uludag Üniversitesi Tip Fakültesi Dergisi 2007; 33 (Suppl 3):141-4. [PDF]

14. Khorrami, MH Javid, A Moshtaghi et al. Sildenafil efficacy in erectile dysfunction secondary to spinal cord injury depends on the level of cord injuries. Int J Androl.2010; 33(Suppl 6):861-4. [Abstract] / [Full Text] / [PDF]

15. Giuliano F, Hultling C, El Masry WS et al. Randomized trial of sildenafil for the treatment of erectile dysfunction in spinal cord injury. Annals of Neurology 1999; 1(Suppl)46:15-21. [Abstract]

16. Schmid DM, Schurch B, Hauri D. Sildenafil in the treatment of sexual dysfunction in spinal cord-injured male patients. Eur Urol 2000; 38(Suppl 2):184-93. [Abstract]

17. Del Popolo G, Li Marzi V, Mondaini et al . Time/duration effectiveness of sildenafil versus tadalafil in the treatment of erectile dysfunction in male spinal cord-injured patients. Spinal Cord 2004; 42:643-8. [Full Text] / [PDF]

18. Bodner DR, Lefser B, Frost F. The role of intracavernous injection of vasoactive medications for the restoration of erection in spinal cord injured males: a three year follow-up. Paraplegia 1992; 30:118. [Abstract]

Author affiliation:

Hülagu KAPTAN, Haluk KULAKSIZOGLU*, Ömür KASIMCAN**

Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tip Fakültesi, Beyin Cerrahisi Anabilim Dali, Konya, Türkiye

*Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tip Fakültesi, Üroloji Anabilim Dali, Konya, Türkiye

**Kirikkale Üniversitesi Tip Fakültesi, Beyin Cerrahisi Anabilim Dali, Kirikkale, Türkiye

Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Haluk Kulaksizoglu, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tip Fakültesi, Üroloji Anabilim Dali,

Alaaddin Keykubat Kampüsü, Konya, Türkiye Tel.: +90 332 241 50 00 E-posta: kulaksizoglu@superonline.com

© Nöropsikiyatri Arsivi Dergisi, Galenos Yayinevi tarafindan basilmistir. Her hakki saklidir. / © Archives of Neuropsychiatry, published by Galenos Publishing. All rights reserved.

The use of this website is subject to the following Terms of Use